-or - Türkçe İngilizce Sözlük

-or

"-or" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
-or snk. yapan anlamı veren son ek
-or snk. hal anlamı veren son ek
-or snk. etkinlik anlamı veren son ek

"-or" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
more or less zf. aşağı yukarı
more or less zf. az çok
or bağ. ya da
or bağ. veya
Genel
food or drink i. konsomasyon
a word or two i. iki çift laf
parsley or mince i. sigaraböreği
maker or seller of panniers i. küfeci
producer or seller of hashish i. esrarcı
odd or even i. tek mi çift mi oyunu
a matter of life or death i. ölüm kalım meselesi
social food or meal i. sosyal yiyecekler
megalomany or psychopathy i. megolomani ve psikopati
department or office concerned i. merci
making or selling canned food i. konservecilik
dockage or buoyage i. palamar parası
person who does not keep his or her word i. allak
cause to feel sick due to food or drink i. besinlerle arası iyi olmama
gift or money for poor guests in ottoman empire i. diş kirası
cheese made of skim milk or yogurt curds i. ekşimik
matter of life or death i. ölüm kalım meselesi
a matter of life or death i. çok önemli
life or death issue i. ölüm kalım meselesi
odd or even i. tek mi çift mi
muslim religious leader or priest in a mosque i. imam
quarrel over giving or not giving pass i. yol verdin yol vermedin kavgası
or i. altın sarısı
pastry with meat or cheese filling i. poğaça
flock of sheep or goats i. davar
all or none principle i. ya hep ya hiç ilkesi
a word or two i. iki çift söz
nostalgia for family or home i. aile özlemi
selling a product, service or idea i. ürün veya düşünce satışı
state or province i. eyalet
yes or no i. evet veya hayır
plus or minus i. artı eksi
heartfelt friend or companion i. can yoldaşı
old or first love i. ilk göz ağrısı
lack of a devotion to one´s country or family i. hamiyetsizlik
palme d'or i. altın palmiye
or gate i. veya geçidi
or gate i. ya geçidi
gypsy (esp from hungary or romania) i. çigan
passage of (or at) arms i. ağız dalaşı
good opinion of someone or something i. hüsn-ü zan
the father-in-law or mother-in-law of one's child i. dünür
fight or flight i. savaş ya da kaç
purchase or sale by sample i. örneğe göre alış veya satış
written request or demand i. talepname
all or none concept i. her şey veya hiçbir şey kavramı
fight or flight i. savaş veya kaç
fight or flight i. savaş ya da sıvış
arms or legs i. kollar veya bacaklar
heads or tails i. yazı tura oyunu
heads or tails game i. yazı tura oyunu
trick-or-treating i. cadılar bayramında çocukların kapı kapı dolaşıp şeker veya para istemeleri
heads or tails i. yazı tura
transport of sick or injured persons i. hasta ve yaralı kişilerin nakli
panel (in a comic strip or comic book) i. kare (çizgi romanda)
appliances for skin or hair care i. deri veya saç bakım cihazları
lack or order i. başıbozukluk
briquette maker or seller i. briketçi
administrative/executive supervisor or chief i. idari amir
responsibility towards someone or something i. birine veya bir şeye karşı sorumluluk
verbal or written warning i. sözlü veya yazılı uyarı
fact or details i. gerçek yada detaylar
suspended file or case i. askıdaki dosya
either-or i. iki seçenek arasındaki zorunlu seçim
bias against (someone or something) i. (birine ya da bir şeye) karşı önyargı
bias someone against someone or something i. birine ya da bir şeye karşı önyargı
rhyme or reason i. akıl karı olma
rhyme or reason i. akla yatkın olma
rhyme or reason i. ipe sapa gelir olma
rhyme or reason i. anlamlı olma
rhyme or reason i. makul olma
something or someone that has suffered ruin or calamity i. musibete uğramış şey/kimse
or i. (armacılık) altın rengi olması gerekirken sarının farklı tonlarında görülen bir metal
reflect the reality (or realities) f. gerçekleri yansıtmak
exist or stand in the same place f. aynı yerde bulunmak
come or bring down to the ground f. alana inmek
drill or bore a well f. sondaj kuyusu açmak
give somebody a headache by noise or worrying f. kafa şişirmek
not to have a deficit or shortage f. açık vermemek
get into a dilemma or quandary f. açmaza girmek
talk or write in purple prose f. edebiyat parçalamak
be unable to make head or tail of f. akıl erdirememek
suffer (physically or mentally) f. acı yaşamak
behave or function improperly f. arıza çıkarmak
behave or function improperly f. yaramazlık yapmak
talk or write bombastically f. edebiyat parçalamak
regain senses or consciousness f. narkozun etkisinden çıkmak
leave somebody without a home or a job f. açıkta bırakmak
excuse someone or something f. mazur görmek
exert one's strength when bearing a child or defecating f. ıkınmak
make or break f. ya batmak ya çıkmak
reflect the truth (or truths) f. gerçekleri yansıtmak
have a word or two f. iki çift laf etmek
make or break f. batmak ya da çıkmak
ring a bell or gong f. çan çalmak
hide one's distress or sorrow f. acısını içine gömmek
wet or soil one's clothes f. altına yapmak
(of food or drink) extremely palatable f. tadı damağında kalmak
be or not to be f. olmak ya da olmamak
have an understanding or comprehension f. anlayışa sahip olmak
make or break f. ya kazanmak ya batırmak
bind someone to a specific or a certain condition f. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain condition f. şarta bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement f. şartına bağlamak
bind someone to a specific or a certain requirement f. şarta bağlamak
become part of an activity or effort f. devreye girmek
make great or desperate efforts f. canını dişine takmak
give no chance or respite f. göz açtırmamak
investigate all the characteristics of someone (or some subject) f. ıcığını cıcığını sormak
make an effort with difficulty (or reluctantly) due one's shyness f. ıkınıp sıkınmak
have low regard for someone (or something) f. metelik vermemek
spoil (someone's) pleasure or fun f. zevkini bozmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm f. ucuz kurtulmak
escape (from a dangerous situation) with little or no harm f. ucuz atlatmak
be disclosed (previously unknown or secret information) f. açığı çıkmak
establish an association (or society/club) f. dernek kurmak
carry out a work or a study f. çalışma yürütmek
found an association (or society/club) f. dernek kurmak
perform a work or a study f. çalışmada bulunmak
carry on works or studies f. çalışmalar yapmak
do a work or a study f. çalışmada bulunmak
carry out works or studies f. çalışmalar yapmak
carry out a work or a study f. çalışmada bulunmak
perform works or studies f. çalışmalar yapmak
carry on a work or a study f. çalışmada bulunmak
form an association (or society/club) f. dernek kurmak
carry on a work or a study f. çalışma yürütmek
perform a work or a study f. çalışma yürütmek
hoe or mattock (earth/plants) f. çapa yapmak
extract or pull (something) from f. dışarı çıkarılmak
strip the skin from (a body or carcass) f. deri yüzmek
do a work or a study f. çalışma yürütmek
give food to a person or an animal by hand f. eliyle beslemek
give food to a person or an animal by hand f. elle beslemek
put (something) away in a file or its folder f. dosyaya kaldırmak
be appointed (to a duty or office) f. tayin olmak
be appointed (to a duty or office) f. tayini çıkmak
spare no expense (or cost/pain/effort) f. kaçınmamak
assess the amount or cost of damage f. hasar tespiti yapmak
ask about the health or condition of someone f. halini hatırını sormak
hide behind something or someone f. arkasına sığınmak
send a message or news to f. haber yollamak
send a message or news to f. haber salmak
arrive at a decision or opinion f. hükme bağlamak
reschedule a meeting or event for an earlier time f. erken bir tarihe almak
reschedule a meeting or event for an earlier time f. erkene almak