acting - Türkçe İngilizce Sözlük

acting

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

acting — Definition

Anlamı ve Tanımı:
oyunculuk, rol yapma, vekâleten
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈæktɪŋ/ – BrE /ˈæktɪŋ/)
Terim Türü:
İsim/Sıfat; Fiil kökenli ortaç: acting
Oyunculuk sanatını; ayrıca resmî unvanlarda “geçici/vekâleten görev yapan” anlamını tanımlayan terimdir. Act fiilinin -ing biçimidir; modern kullanımda acting, “acting school/acting coach” gibi sanat terimleriyle yerleşirken, kurum dilinde “acting director” gibi kalıplarla yetki devrinin geçici doğasını belirtir.

"acting" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
acting i. oyunculuk
The acting was a surprise for me.
Oyunculuk benim için sürpriz oldu.

More Sentences
acting i. rol yapma
Elliot is acting in an amateur drama group.
Elliot amatör bir drama grubunda rol yapmaktadır.

More Sentences
acting i. oynama
Jane saw the students acting well on the stage.
Jane öğrencilerin sahnede çok iyi oynadıklarını gördü.

More Sentences
acting s. yapan
The car is acting up again.
Araba yine arıza yaptı.

More Sentences
acting s. vekil
The acting manager is in charge of directing the workload.
Vekil müdür iş yükünü yönlendirmekle sorumludur.

More Sentences
acting s. davranan
For me, our Parliament has been acting the clown.
Bana göre Parlamentomuz bir palyaço gibi davranıyor.

More Sentences
acting s. hareket eden
I congratulate the honourable Member for acting so vigorously on behalf of his constituents.
Seçmenleri adına böylesine güçlü bir şekilde hareket ettiği için Sayın Üyeyi kutluyorum.

More Sentences
acting s. vekalet eden
Tom is acting program manager.
Tom program müdürlüğüne vekalet ediyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
acting s. işleyen
The strong yen is acting against Japan's export industry.
Güçlü yen Japonya'nın ihracat endüstrisinin aleyhine işliyor.

More Sentences
acting s. vekil
The acting manager is in charge of directing the workload.
Vekil müdür iş yükünü yönlendirmekle sorumludur.

More Sentences
acting s. yapan
The car is acting up again.
Araba yine arıza yaptı.

More Sentences
Hukuk
acting s. vekil
The acting manager is in charge of directing the workload.
Vekil müdür iş yükünü yönlendirmekle sorumludur.

More Sentences
Genel
acting i. oyun
acting i. aktörlük
acting i. temsil
acting i. yapmacık tavır
acting i. yapmacık davranış
acting i. yapmacık hareket
acting s. temsil eden
acting s. sahneye konulmuş
acting s. sahneye uygun
acting s. vekâleten
acting zf. rol yaparak
Ticaret/Ekonomi
acting i. başkası yerine görev yapan
acting s. fiilen vazife gören
acting s. geçici olarak temsil eden
acting s. temsilci
Hukuk
acting s. geçici olarak vekalet eden
acting s. fiilen çalışan
acting s. muvakkaten vekalet eden
Tiyatro
acting i. sahneleme

"acting" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
acting on i. bir şeye uygun olarak hareket etme
acting director i. müdür vekili
acting out i. rol yapma
motion picture acting i. sinema oyunculuğu
acting director i. müdüre vekalet eden
acting ambassador i. maslahatgüzar
acting president i. başkan vekili
acting in i. eyleme dönüştürme
acting partner i. katılımcı ortak
acting contrary to the provisions of the contract i. sözleşme hükümlerine aykırılık
acting training i. oyunculuk eğitimi
acting career i. oyunculuk kariyeri
voice acting i. seslendirme sanatçılığı
on-camera acting i. kamera önü oyunculuğu
acting out i. eyleme dökme
acting manager i. vekil müdür
acting out i. taşkınlık yapma
play-acting i. yapmacıklık
study acting f. oyunculuk eğitimi almak
give acting a second thought f. oyunculuk işini bir kez daha gözden geçirmek
long acting s. uzun süren
self acting s. kendi kendine işler
double-acting s. çift etkili
single-acting s. tek taraflı
self-acting s. otomatik
slow-acting s. hızlı olmayan
slow-acting s. yavaş çalışan
slow-acting s. yavaş etki eden
İfadeler
acting as principal expr. asaleten
acting in the capacity of expr. ... sıfatıyla hareket eden
acting in the capacity of expr. ... sıfatıyla hareket ederek
acting on behalf of expr. adı ile hareket eden
acting under the auspices of expr. adı ile hareket eden
acting in the capacity of expr. imzalayanın sıfatı
(acting as) principal or agent expr. asaleten veya vekaleten
(acting as) principal or as representative expr. asaleten veya vekaleten
(acting as) principal or for and on behalf of expr. asaleten veya vekaleten
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket eden
acting in its capacity as expr. ... sıfatıyla hareket ederek
Konuşma Dili
straight-acting s. (eşcinsel) hetero gibi davranan
Konuşma
it is forbidden to sell or serve alcoholic beverages to persons under 18; those acting otherwise shall be subject to legal actions expr. 18 yaşını doldurmayanlara alkollü içkilerin satışı veya sunumu yapılamaz; yapanlar hakkında yasal işlem uygulanır
stop acting like a fool expr. salak gibi davranmayı bırak
I don't like the way you're acting expr. bu şekilde davranman hiç hoşuma gitmiyor
Ticaret/Ekonomi
person acting for and on behalf of participant i. katılımcı nam ve hesabına hareket eden kişi
acting partner i. komandite ortak
corporation acting as trustee i. kayyum görevi gören şirket
acting partner i. faal ortak
acting partner i. şirket müdürü
acting partner i. faal şerik
acting as principal or agent i. asaleten veya vekaleten
acting chair i. başkan vekili
acting chairman i. vekil başkan
acting on its own behalf s. kendi adına hareket eden
Hukuk
acting without authority i. vekaletsiz iş görme
acting partner i. komandite ortak
acting without authority i. vekaletsiz iş yapma
acting judge i. yedek/yerine bakan yargıç/hakim
acting judge i. yargıcın yokluğunda geçici olarak yargıçlık görevini devralan kişi
acting judge i. geçici bir süre için (bir başka hakimin) yerine bakan hakim
acting on behalf of expr. adına hareket eden
Siyasal
persons acting in concert i. birlikte hareket eden kişiler
acting minister i. bakana vekalet eden
acting minister i. bakan yardımcısı
acting minister i. bakan vekili
acting deputy undersecretary i. müsteşar yardımcısı vekili
acting chief of mission i. maslahatgüzar
acting head of department i. daire başkan vekili
acting in accordance with the procedure laid down in article 252 of the treaty expr. antlaşmanın 252. maddesinde öngörülen usule uygun şekilde hareket ederek
Sigortacılık
person acting for and on behalf of participant i. katılımcı nam ve hesabına hareket eden kişi
acting company i. poliçeyi düzenleyen şirket
acting company i. jeran şirket
Teknik
single acting compressor i. tek etkili kompresör
double acting engine i. çift pistonlu makine
direct acting i. doğrudan harekete geçen
direct acting pump i. direkt bağlantılı tulumba
direct acting instrument i. doğrudan eylemli alet
direct acting load i. direkt yük
direct-acting governor i. mekanik regülatör
direct-acting pump i. doğrudan etkili pompa
double-acting pump i. çift etkili pompa
double-acting cutting machine i. çift etkili kesme makinesi
double-acting pump i. emme-boşaltma tulumba
double-acting hammer i. çift etkili çekiç
double-acting compressor i. çift tesirli kompresör
direct-acting pump i. pistonlu pompa
double-acting piling hammer i. çift etkili şahmerdan
single-acting pump i. tek yönlü tulumba
slow-acting relay i. geciktirme rölesi
indirect acting element i. dolaylı eylemli element
double acting pump i. çift etkili pompa
quick acting regulator i. seri regülatör
single-acting telescopic hydraulic cylinder i. tek etkili teleskopik hidrolik silindir
double-acting hydraulic cylinder i. çift etkili hidrolik silindir
double acting steam hammer i. çift vuruşlu buharlı şahmerdan
double-acting hammer i. çift vuruşlu çekiç
direct acting recording electrical measuring instruments i. doğrudan etkili elektriksel yazıcı ölçme cihazları
direct acting pressure-regulating valve i. direkt etkili basınç ayar vanası
direct acting indicating analogue electrical measuring instrument i. doğrudan harekete geçen analog göstergeli elektriksel ölçü aleti
self-acting gas seal support system i. kendiliğinden harekete geçen gaz sızdırmazlık destek sistemi
pneumatic double acting s. havalı çift etkili
quadruple-acting s. dört etkili
self-acting s. otomatik
double-acting s. iki yönlü çalışan
self-acting s. otomatik ayarlı
single-acting s. tek yönlü
self acting s. kendi kendine işleyen
single-acting s. tek etkili
double-acting s. çift etkili
fast acting s. çabuk tepkili
fast acting s. hızlı tepkili
direct acting s. doğrudan tesirli
quick-acting s. çabuk etki eden (ilaç, kimyasal madde)
Bilgisayar
direct acting instrument i. doğrudan eylemli alet
direct acting instrument i. dolaysız eylemli alet
indirect acting element i. dolaylı eylemli alet
Mekanik
double acting i. çift etkili
direct-acting steam pump i. buhar pistonu kolunun doğrudan pompa koluna bağlı olduğu buhar pompası
direct-acting steam engine i. hareketin kola gerek duyulmadan doğrudan kranka aktarıldığı buhar makinesi
direct-acting s. doğrudan eylem içeren
direct-acting s. diğer parçaların müdahalesi olmadan harekete geçen
İnşaat
double-acting hinge i. çarpma menteşe
double-acting door i. çarpma kapı
double-acting door i. iki yöne de açılan kapı
double-acting hinge i. milli menteşe
double-acting hinge i. mil menteşe
Otomotiv
double-acting brake i. çift etkili fren
direct-acting over head camshaft i. doğrudan hareket veren üstten eksantrik
hydraulic double-acting i. çift etkili hidrolik
double-acting shock absorber i. çift etkili amortisör
single acting shock absorber i. tek etkili amortisör
double acting shock absorber i. çift etkili amortisör
direct-acting shock absorber i. çift etkili amortisör
Havacılık
control surface acting as flaps and aileron i. hem flap hem de kanatçık olarak görev yapan kumanda yüzeyi
Medikal
indirect acting cholinergic agonist i. indirekt etkili kolinerjik agonist
central acting antihypertensive i. santral etkili antihipertansif
direct acting cholinergic agonist i. direkt etkili kolinerjik agonist
acting out of dreams i. rüyaların canlandırılması
acting out of dreams i. rem uykusu davranış bozukluğu
acting out of dreams i. rüyaların hareketle canlandırılması
short-acting beta-2 agonist use i. kısa etkili beta-2 agonist kullanımı
short-acting anaesthetic agents i. kısa etkili anestezik ilaçlar
long-acting beta-adrenergic agonists i. uzun etkili beta adrenerjik agonistler
lats (long acting thyroid stimulator) i. uzun etkili tiroid uyarıcısı
lats-p (long acting thyroid stimulator protector) i. uzun etkili tiroid uyarıcısının koruyucusu
short-acting insulin i. kısa etkili insülin
rapid-acting insulin analogue i. hızlı etkili insülin analoğu
long-acting s. üzun süreli
Psikoloji
acting out i. eylemleme
acting in i. eyleme aktarma
acting-out i. eyleme vuruk davranış