be down - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

be down

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"be down" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 52 sonuç

İngilizce Türkçe
Colloquial
be down f. beş parasız kalmak
be down f. dımdızlak ortada kalmak
be down f. mutsuz olmak
be down f. modu düşmek
be down f. kendini kötü hissetmek
be down f. içi kararmak
be down f. bunalımda olmak
be down f. keyifsiz hissetmek
be down f. memnun olmak
be down f. hoşnut olmak
be down f. kabullenmek
be down f. onaylamak
be down f. sorun olmamak
be down f. aşağıda olmak
be down f. biraz ileride olmak
be down f. yolun aşağısında olmak
be down f. geçici olarak çalışmamak
be down f. servis dışı kalmak
be down f. geçici olarak kullanılamamak
be down f. (yakıt, benzin) az kalmak
be down f. daha aşağı seviyede olmak
be down f. daha düşük kaliteli olmak
be down f. modu düşmek
be down f. kendini kötü hissetmek
be down f. içi kararmak
be down f. bunalımda olmak
be down f. keyifsiz hissetmek
be down f. bir fikri veya davranışı onaylamamak
be down f. bir fikre veya davranışa karşı çıkmak
be down f. (fiyat, miktar) ... kadara düşmek
be down f. (miktar) ... kadara azalmak
be down f. (fiyat, miktar) ... kadara inmek
be down f. … kadar parası/yakıtı kalmak
be down f. (fikir, görüş birine) uymak
be down f. (biriyle) aynı fikirde olmak
be down f. (biriyle) işbirliği yapmak
be down f. (birini veya bir fikri) uygun görmek/bulmak
be down f. bir planın içine dahil olmak, (birinin) arkadaşlığından hoşlanmak
be down f. (biriyle) anlaşmak
be down f. (biriyle) uyuşmak
be down f. (bir şeyle) uğraşmaktan hoşlanmak
be down f. bilgi sahibi olmak
be down f. '-den anlamak
be down f. bilgili olmak
be down f. tecrübeli olmak
Idioms
be down f. aşağı inmek
be down f. azalmak
be down f. içerde olmak
be down f. kaydedilmek
be down f. miktar olarak düşmek
be down f. rapor edilmek
be down f. yazılmak

"be down" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 323 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be upside down f. alt üst olmak
be weighed down f. belini bükmek (bir görev/sorumluluk vb)
be unable to slow down f. hızını alamamak
be down in the mouth f. kan ağlamak
be weighed down with f. çok yüklü olmak (belirli bir şeyle)
be swooped down f. basılmak
be raided down f. basılmak
be upside down f. altüst olmak
be turned down f. kısmak (ses)
be down for f. yazılmak
be pulled down f. yıktırılmak
be down in the dumps f. çok neşesiz olmak
be sent down f. yemek
be unable to settle down f. dikiş tutturamamak
be down in the dumps f. canı sıkkın olmak
be weighed down f. yüklü olmak (dert/keder)
be always running somebody down f. bir kimseyi her yerde kötülemek
be tied down f. başı bağlı olmak
be down on somebody f. kancayı takmak
be down on somebody f. karşı olmak
be voted down f. oylanmak
(computer) to be down f. bilgisayar çökmek
be worn down f. hali olmamak
be worn down f. kolunu kaldıracak hali olmamak
be down at the heels f. üstü başı dökülmek
be down on one's luck f. talihi yüz çevirmek
be down on f. -e karşı olmak
be shut down f. kapatılmak
be closed down f. kapatılmak
be down to one number f. bir sayıyla kaçırmak
be down to one number f. altılıda beşte kalmak
be down to one number f. bir numarayla kaybetmek
be down on one's uppers f. müşkül duruma düşmek
be paralyzed from the waist down for the rest of one's life f. hayatının geri kalanı boyunca belden aşağısı felç olarak kalmak
be passed down by word of mouth f. dilden dile intikal etmek
be bogged down in trivia f. ıvır zıvır içinde kaybolmak
Phrasals
be down with f. hastalığa yakalanmak
be down with f. hastalanmak
be down for f. kaydolmak
be down for f. kaydettirmek
be down for f. okula yazılmak
be down with f. yorgan döşek yatmak
be down with f. yatağa düşmek
Colloquial
be down on one’s luck f. bahtı kara olmak
be down to f. bir şeyin nedeni olmak
be down in the mouth f. çok mutsuz gözükmek
be down in the dumps f. çok mutsuz gözükmek
be down in the mouth f. çok mutsuz olmak
be down in the mouth f. neşesiz olmak
be down on one’s luck f. kör talihi olmak
be down in the mouth f. melankoliye düşmek
be down in the mouth f. melankolik bir halde olmak
be down on one’s luck f. şansı kötü olmak
be down on one’s luck f. şanssız olmak
be down on one’s luck f. şansı kötü gitmek
be down to f. (birinin) hatası olmak
be down on f. bir fikri veya davranışı onaylamamak
be down on f. bir fikre veya davranışa karşı çıkmak
be down to f. (fiyat, miktar) ... kadara düşmek
be down to f. (miktar) ... kadara azalmak
be down to f. (fiyat, miktar) ... kadara inmek
be down with f. (fikir, görüş birine) uymak
be down with f. (biriyle) aynı fikirde olmak
be down with f. (biriyle) işbirliği yapmak
be down with f. (birini veya bir fikri) uygun görmek/bulmak
be down with f. bir planın içine dahil olmak, (birinin) arkadaşlığından hoşlanmak
be down with f. (biriyle) anlaşmak
be down with f. (biriyle) uyuşmak
be down with f. (bir şeyle) uğraşmaktan hoşlanmak
be down with (something) f. (nezleden, hastalıktan) yatağa düşmek
be down with (something) f. (nezleye, hastalığa) yakalanmak
be down with (something) f. (nezle, girip) olmak
be down to somebody/something f. (birinin veya bir şeyin) yüzünden olmak
be down to somebody/something f. (birinin veya bir şeyin) hatası olmak
be down to somebody/something f. (birinin) sorumluluğunda olmak
be down to somebody/something f. bir iş (birinin) olmak
be down to (do something) f. (bir şey yapmaya) hazır olmak
be down to (do something) f. (bir şey yapmaya) istekli olmak
be down to (do something) f. (bir şey yapmak) için sabırsızlanmak
be down to (do something) f. (bir şey yapmak) için hevesli olmak
be down to (do something) f. (bir şey yapmak) için can atmak
be down to (one) f. (birinin) görevi olmak
be down to (one) f. (birinin) işi olmak
be down to (one) f. (birinin) sorumluluğu olmak
be down to (one) f. (birinin) kararı olmak
be down to (one) f. (birine) düşmek
be down to (one) f. (birine) kalmak
be jumping up and down f. heyecandan/sinirden yerinde duramamak
be jumping up and down f. hoplayıp zıplamak
be jumping up and down f. hop oturup hop kalkmak
be jumping up and down f. sevinçten havalara uçmak
be down on (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı olmak
be down on (someone or something) f. (birine/bir şeye) garezi olmak
be down on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) onaylamamak
be down on (someone or something) f. (birine/bir şeye) eleştirel yaklaşmak
be down on (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı olumsuz hisleri olmak
be down to (something) f. (bir şeyin) en önemli unsuru olmak
be down to (something) f. (bir şey) sayesinde olmak
be down to (something) f. (bir şeyin) nedeni olmak
be down to (something) f. (bir şeyin) en alt seviyesine gelmek
be down to (something) f. (bir şeyi) neredeyse bitirmek/tüketmek
be down to (something) f. (bir şeyin) dibini bulmak
be down to (something) f. (bir şeyin) sonuna gelmek
be down to (something) f. son (bir/bir iki) şeyi kalmak
be down to something f. (bir şey) yüzünden olmak
be down to something f. (bir şey) nedeniyle olmak
be down to something f. (bir şeye) bağlı olmak
be down to something f. (bir şey) sayesinde olmak
be down to something f. son bir/bir iki şeyi kalmak
be down with (something) f. (bir şeye) ilgi duymak
be down with (something) f. (bir şeyden) yana olmak
be down with (something) f. (bir şeyi) desteklemek
be down with (something) f. (bir şeyde) mutabık olmak
be up and down f. inişli çıkışlı olmak
be up and down f. bir iyi bir kötü olmak
be up and down f. başarıyla başarısızlık arasında gidip gelmek
Idioms
be down at the heel f. üstü başı yırtık pırtık olmak
be down with (something) f. (bir şeye) takılmak/kafayı takmak
be down with (something) f. (bir şeyi) kafaya takmak
be down with (something) f. (bir şeyle) çok ilgilenmek/meşgul olmak
be down with (something) f. (bir şeyden) çok hoşlanmak
be down with (something) f. (biriyle) arkadaşlığını sürdürmek
be down with (something) f. (biriyle) takılmak/samimi olmak
be down with (something) f. hasta olmak
be down with (something) f. hastalanmak
be down with (something) f. bir hastalığa yakalanmak
be down with (something) f. bir hastalıktan muzdarip olmak
be down with (something) f. bir hastalık nedeniyle yataklara düşmek
be down with f. bir hastalık nedeniyle yataklara/yatağa düşmek
be down with f. (birini) koltuğundan/makamından indirmek
be down with f. görevinden almak/azletmek
be down with f. (bir kurumu) feshetmek
be down with f. indirmek
be down with f. aşağı almak/koymak
be down with f. (yelkenleri) açmak/fora etmek
be down with f. (biriyle) arkadaşlığını sürdürmek
be right down someone's alley f. bildiği bir iş olmak
be dead from the waist down f. belden aşağısı tutmamak
be down a notch on one's belt f. bir beden küçülmek
be bogged down f. çıkmaza düşmek
be bogged down f. çıkmaza girmek
be down on your uppers (british old-fashioned) f. darda olmak
be bogged down f. çıkmaza saplanmak
be dead from the waist down f. cinsel istek duymamak
be caught with one's trousers down f. hazırlıksız yakalanmak
be down on f. garez bağlamak
be caught with one's pants down f. hazırlıksız yakalanmak
be down and out f. fakir olmak
be down in the dumps f. karadeniz'de gemileri batmış gibi durmak
be down in the dumps f. melankolik bir halde olmak
be down on one's luck f. kötü gününde olmak
be down on your uppers (british old-fashioned) f. sıkıntıya düşmek
be down on one's luck f. şanssız bir dönem yaşamak
be caught with one's trousers down f. savunmasız yakalanmak
be caught with one's trousers down f. rezil bir durumda yakalanmak
be caught with one's pants down f. savunmasız yakalanmak
be caught with one's pants down f. rezil bir durumda yakalanmak
be down on one's luck f. şansı kötü gitmek
be down on one's luck f. şanssız olmak
be right down someone's alley f. tam dişine göre olmak
be down and out f. yoksul olmak
be down in the mouth f. yüzünden düşen bin parça olmak
be down on one's luck f. (belirli bir dönem) talihi yaver gitmemek
be down at heel f. üstü başı dökülmek
be (down) on (one's) uppers f. parası kalmamak
be (down) on (one's) uppers f. meteliksiz kalmak
be (down) on (one's) uppers f. uyarıcı ilaçların etkisinde olmak
be (down) on (one's) uppers f. uyarıcı ilaç almış olmak
be (down) on (one's) uppers f. haplanmak
be down on (one) like a ton of bricks f. (birinin) tepesine balyoz gibi inmek
be down on (one) like a ton of bricks f. (birinin) tepesine gülle gibi inmek
be down on (one) like a ton of bricks f. (birini) bir güzel benzetmek
be down on (one) like a ton of bricks f. (birini) eşekten düşmüşe çevirmek
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birine) bir ton laf söylemek
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birine) bir ton fırça çekmek/atmak
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birini) fena halde azarlamak
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birini) fena halde paylamak
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birini) fena halde haşlamak
be down on somebody like a ton of ˈbricks f. (birine) bir güzel giydirmek
be (down) on (one's) uppers [uk] f. el elde baş başta kalmak
be (down) on (one's) uppers [uk] f. parasız olmak
be brought down a notch (or two) f. ağzının payını almak
be brought down a notch (or two) f. egosu/gururu/kibri yerle bir edilmek
be brought down a notch (or two) f. dersini almak
be brought down a notch (or two) f. haddi bildirilmek
be brought down a notch (or two) f. egosu/gururu/kibri zarar görmek
be brought down a notch (or two) f. ne mal olduğu ortaya çıkmak
be brought down a notch (or two) f. ipliği pazara çıkmak
be brought down a notch (or two) f. karizması çizilmek
be brought down a notch (or two) f. bozulmak
be brought down a notch (or two) f. façası alınmak
be brought down a notch (or two) f. alaşağı edilmek
be brought down a peg (or two) f. ağzının payını almak
be brought down a peg (or two) f. egosu/gururu/kibri yerle bir edilmek
be brought down a peg (or two) f. dersini almak
be brought down a peg (or two) f. haddi bildirilmek
be brought down a peg (or two) f. egosu/gururu/kibri zarar görmek
be brought down a peg (or two) f. ne mal olduğu ortaya çıkmak
be brought down a peg (or two) f. ipliği pazara çıkmak
be brought down a peg (or two) f. karizması çizilmek
be brought down a peg (or two) f. bozulmak
be brought down a peg (or two) f. façası alınmak
be brought down a peg (or two) f. alaşağı edilmek
be pulled down a notch (or two) f. ağzının payını almak
be pulled down a notch (or two) f. egosu/gururu/kibri yerle bir edilmek
be pulled down a notch (or two) f. dersini almak
be pulled down a notch (or two) f. haddi bildirilmek
be pulled down a notch (or two) f. egosu/gururu/kibri zarar görmek
be pulled down a notch (or two) f. ne mal olduğu ortaya çıkmak
be pulled down a notch (or two) f. ipliği pazara çıkmak
be pulled down a notch (or two) f. karizması çizilmek
be pulled down a notch (or two) f. bozulmak
be pulled down a notch (or two) f. façası alınmak
be pulled down a notch (or two) f. alaşağı edilmek
be pulled down a peg (or two) f. ağzının payını almak
be pulled down a peg (or two) f. egosu/gururu/kibri yerle bir edilmek
be pulled down a peg (or two) f. dersini almak
be pulled down a peg (or two) f. haddi bildirilmek
be pulled down a peg (or two) f. egosu/gururu/kibri zarar görmek
be pulled down a peg (or two) f. ne mal olduğu ortaya çıkmak
be pulled down a peg (or two) f. ipliği pazara çıkmak
be pulled down a peg (or two) f. karizması çizilmek
be pulled down a peg (or two) f. bozulmak
be pulled down a peg (or two) f. façası alınmak
be pulled down a peg (or two) f. alaşağı edilmek
be (right) down (one's) alley f. (birinin) ilgileneceği bir şey olmak
be (right) down (one's) alley f. (birinin) bildiği bir iş olmak
be (right) down (one's) alley f. (birinin) tam dişine göre olmak
be (right) down (one's) alley f. tam (birine) göre olmak
be (right) down (one's) alley f. tam (birinin) ilgi alanı olmak
be breathing down (one's) neck f. (birinin) tepesine/ensesine binmek
be breathing down (one's) neck f. (birinin) tepesinden ayrılmamak
be breathing down (one's) neck f. (birinin) ensesinde boza pişirmek
be breathing down (one's) neck f. (birinin) ensesinde/tepesinde dikilmek
be breathing down (one's) neck f. (birinin) ensesinde/tepesinde olmak
be breathing down (one's) neck f. (birinin) hemen arkasında olmak
be breathing down (one's) neck f. (birini) yakından takip etmek
be breathing down (one's) neck f. (birine) soluğunu ensesinde hissettirmek
be breathing down someone's neck f. birinin hemen arkasında olmak
be breathing down someone's neck f. birini yakından takip etmek
be breathing down someone's neck f. birine soluğunu ensesinde hissettirmek
be breathing down someone's neck f. birinin tepesine/ensesine binmek
be breathing down someone's neck f. birinin tepesinden ayrılmamak
be breathing down someone's neck f. birinin ensesinde boza pişirmek
be breathing down someone's neck f. birinin ensesinde/tepesinde dikilmek
be breathing down someone's neck f. birinin ensesinde/tepesinde olmak
be caught with your pants down f. gafil avlanmak
be caught with your pants down f. savunmasız yakalanmak
be caught with your pants down f. hazırlıksız yakalanmak
be caught with your pants down f. rezil bir durumda yakalanmak
be caught with your pants down f. yatakta yakalanmak/basılmak
be caught with your pants down f. uygunsuz bir halde yakalanmak/basılmak
be caught with your trousers down [uk] f. gafil avlanmak
be caught with your trousers down [uk] f. savunmasız yakalanmak
be caught with your trousers down [uk] f. hazırlıksız yakalanmak
be caught with your trousers down [uk] f. rezil bir durumda yakalanmak
be caught with your trousers down [uk] f. yatakta yakalanmak/basılmak
be caught with your trousers down [uk] f. uygunsuz bir halde yakalanmak/basılmak
be chucking (it) down [uk] f. sağanak yağmur yağmak
be chucking (it) down [uk] f. yağmur indirmek
be chucking (it) down [uk] f. şiddetli yağmur yağmak
be chucking (it) down [uk] f. bardaktan boşanırcasına yağmur yağmak
be down for the count f. bozguna uğramış olmak
be down for the count f. yenilmiş olmak
be down for the count f. yere yıkılmak/serilmek
be down for the count f. nakavt olmak
be down for the count f. suya düşmek
be down for the count f. derin uykuda olmak
be down for the count f. baygın gibi uyumak
be down for the count f. kendinden geçmiş halde uyumak
be down for the count f. bayılıp kalmak
be down for the count f. serilip yatmak
be down for the count f. devrilip yatmak
be down on your luck f. parasal yönden şanssız bir dönemde olmak
be down on your luck f. maddi durumu kötüleşmiş olmak
be down to the wire f. son dakikaya kadar çözülmemek
be down to the wire f. son ana kadar devam etmek/sürmek
be down to the wire f. son saniyeye kadar çözümlenmemiş olmak
be knocked down a notch (or two) f. ağzının payını almak
be knocked down a notch (or two) f. azar işitmek
be knocked down a notch (or two) f. dersini almak
be knocked down a notch (or two) f. küçük düşürülmek
be knocked down a notch (or two) f. madara olmak
be knocked down a peg (or two) f. ağzının payını almak
be knocked down a peg (or two) f. azar işitmek
be knocked down a peg (or two) f. dersini almak
be knocked down a peg (or two) f. küçük düşürülmek
be knocked down a peg (or two) f. madara olmak
be shot down in flames f. ağzının payı verilmek
be shot down in flames f. ağır biçimde eleştirilip reddedilmek
be shot down in flames f. rezil edilmek
be shot down in flames f. sert şekilde kınanmak
be shot down in flames f. yerden yere vurulmak
be taken down a notch (or two) f. ağzının payını almak
be taken down a notch (or two) f. haddi bildirilmek
be taken down a notch (or two) f. dersini almak
be taken down a notch (or two) f. gününü görmek
be taken down a notch (or two) f. ipliği pazara çıkarılmak
be taken down a peg (or two) f. ağzının payını almak
be taken down a peg (or two) f. haddi bildirilmek
be taken down a peg (or two) f. dersini almak
be taken down a peg (or two) f. gününü görmek
be taken down a peg (or two) f. ipliği pazara çıkarılmak
be tipping (it) down [uk] f. bardaktan boşanırcasına yağmak
be tipping (it) down [uk] f. yağmur indirmek
be tipping (it) down [uk] f. şakır şakır yağmak
be tipping (it) down [uk] f. yağmur boşanmak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. öfkeyle birinin üstüne gitmek/yürümek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birine bir ton laf söylemek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birine bir ton fırça çekmek/atmak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birine bir araba laf söylemek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birini fena halde azarlamak/paylamak
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birine bir güzel giydirmek
be/come down on somebody like a ton of ˈbricks f. birini yerden yere vurmak
be down and out yoksulluk
Speaking
I'll be right down expr. hemen iniyorum
Politics
be turned upside down at the ballot box f. sandığa gömülmek
Marine
be down by the stern f. kıçı tamamen suya batmak
Medical
be paralyzed from the waist down f. belden aşağısı tutmamak
be paralyzed from the waist down f. belden aşağısı felç olmak
Numismatic
be down in the dumps f. çok mutsuz olmak
be down in the dumps f. neşesiz olmak
be down in the dumps f. melankoliye düşmek