beach - Türkçe İngilizce Sözlük

beach

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

beach — Definition

Anlamı ve Tanımı:
plaj, sahil
Okunuş (IPA):
(AmE /biːtʃ/ – BrE /biːtʃ/)
Terim Türü:
İsim: beach (beaches)
Denizin/gölün kıyısındaki kumlu-çakıllı sahili tanımlayan sözcüktür. Kökeni Eski İngilizcedir ve coğrafi bir yer adıdır

"beach" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
beach i. kumsal
Who doesn't like the beach?
Kumsalı kim sevmez?

More Sentences
beach i. sahil
You are most welcome on our beaches, and we will offer you our first Dutch herring with pleasure.
Sahillerimize hoş geldiniz ve size ilk Hollanda ringa balığımızı memnuniyetle sunacağız.

More Sentences
beach i. plaj
The boat finally fetched up on a sandy beach.
Tekne nihayet kumlu bir plaja yanaştı.

More Sentences
Genel
beach i. kıyı
I'd like to live near a beach.
Bir kıyıya yakın yaşamak isterim.

More Sentences
beach f. kıyıya çekmek
The crew beached the boat once the storm subsided.
Fırtına diner dinmez mürettebat tekneyi kıyıya çekti.

More Sentences
beach f. kıyıya vurmak
The villagers found a whale beached in the morning.
Köylüler sabah kıyıya vurmuş bir balina buldular.

More Sentences
beach s. plaj
The boat finally fetched up on a sandy beach.
Tekne nihayet kumlu bir plaja yanaştı.

More Sentences
Coğrafya
beach i. kumsal
Who doesn't like the beach?
Kumsalı kim sevmez?

More Sentences
beach i. sahil
You are most welcome on our beaches, and we will offer you our first Dutch herring with pleasure.
Sahillerimize hoş geldiniz ve size ilk Hollanda ringa balığımızı memnuniyetle sunacağız.

More Sentences
Genel
beach i. yalı
beach i. çimerlik
beach i. kıyıdaki kum veya çakıl taşları
beach f. karaya oturtmak
beach f. karaya çekmek
beach f. sahile çekmek
beach f. kumsala çekmek
beach f. karaya çıkmak
beach f. sahile çıkmak
beach f. işsiz kalmasına neden olmak
beach f. atıl kalmasına neden olmak
beach f. karaya çekmek
beach s. sahilde bulunan
beach s. sahile ait
beach s. sahille ilgili
beach s. plajda giyilen
Ticaret/Ekonomi
beach i. (afrika'da) ticaret veya alışveriş merkezi
Boyacılık
beach i. hafif grimsi bir zeytin rengi
Denizcilik
beach i. karada bulunan liman idareleri veya araçları
Coğrafya
beach i. kuzey dakota eyaletinde şehir

"beach" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
beach volley i. plaj voleybolu
beach buggy i. plaj arabası
beach umbrella i. şemsiye
beach bum i. plaj serserisi
beach sand i. plaj kumu
beach-buggy i. plaj arabası
beach chair i. plaj koltuğu
beach chair i. şezlong
beach guitarist i. plaj gitaristi
straight beach i. düz plaj
beach pail i. oyuncak plaj kovası
beach bag i. plaj çantası
turtle beach i. kaplumbağa plajı
sandy beach i. kumsal
litter-free beach i. çöpsüz/çöp atılmamış kumsal/plaj
crowded beach i. kalabalık plaj
beach party i. plaj partisi
beach slippers i. deniz/plaj terliği
beach slippers i. plaj terliği
a sunny beach i. güneşli bir sahil
beach wear i. plaj kıyafeti
beach holiday i. plaj tatili
beach hut i. sahil kulübesi
beach cruisers i. tur/gezi bisikleti
beach buggy i. kumsal arabası
nude beach i. çıplaklar plajı
beach shoes i. plaj ayakkabısı
beach shoes i. deniz ayakkabısı
beach-goers i. plaj müdavimleri
beach the boat f. kıyıya demirlemek
lie on the beach f. sahile uzanmak
go down the beach f. sahile inmek
sit on the beach and read a book f. plajda oturup kitap okumak
walk on the beach f. sahilde/kumsalda yürümek
play beach volley f. plaj voleybolu oynamak
stroll along (a river, a beach) f. (nehir, sahil vb.) boyunca tadını çıkararak yürümek
along the beach zf. sahil boyunca
Atasözü
there are plenty more pebbles on the beach denizde daha bir sürü balık var
there are other pebbles on the beach elini sallasa ellisi başını sallasa tellisi
there are plenty of (other) pebbles on the beach aman sana iş mi/adam mı yok
there are other pebbles on the beach aman sana iş mi/adam mı yok
there are plenty of (other) pebbles on the beach elini sallasa ellisi başını sallasa tellisi
there are other pebbles on the beach denizde daha bir sürü balık var
there are plenty more pebbles on the beach elini sallasa ellisi başını sallasa tellisi
there are plenty of (other) pebbles on the beach elini sallasa ellisi
there are other pebbles on the beach elini sallasa ellisi
there are plenty more pebbles on the beach elini sallasa ellisi
there are plenty more pebbles on the beach aman sana iş mi/adam mı yok
there are plenty of (other) pebbles on the beach denizde daha bir sürü balık var
Konuşma Dili
beach boy i. plajda çalışan erkek
beach boy i. erkek plaj görevlisi
beach spreading i. deniz kenarında insan kaynama
beach bunny i. kumsal/sahil güzeli
beach spreading i. kumlara/sahile yayılma
beach spreading i. kumsalda şemsiye bolluğu olma/şemsiyeden geçilmeme
Deyim
beach body i. bikini vücudu
beach body i. formda vücut
beach bum i. sürekli plajda takılan adam
beach bunny i. plaj müdavimi
beach bunny i. sürekli plajda takılan kadın
beach bum i. plaj müdavimi
beach body i. plaj fiziği
beach bum i. plaj/sahil yakışıklısı
beach body i. mayo giyildiğinde iyi duran fit vücut
bring sand to the beach f. ırmak/dere kenarına çeşme yapmak/yaptırmak
bring sand to the beach f. dimyat'a giderken yanında pirinç götürmek
not be the only pebble on the beach f. bulunmaz hint kumaşı olmamak
not be the only pebble on the beach f. denizde daha bir sürü balık olmak
bring sand to the beach f. dimyat'a giderken yanında pirinç götürmek
bring sand to the beach f. körler mahallesinde ayna satmak
bring sand to the beach f. akıntıya kürek çekmek
bring sand to the beach f. dimyat'a pirinç götürmek
bring sand to the beach f. denize su taşımak
bring sand to the beach f. dere kenarına çeşme yapmak/yaptırmak
bring sand to the beach f. havanda su dövmek
on the beach zf. perişan halde
on the beach zf. paraya veya işe muhtaç halde
on the beach zf. işsiz durumda
on the beach zf. karadaki bir işte görevlendirilerek
not the only pebble on the beach expr. bulunmaz hint kumaşı değil
like kicking dead whales down the beach expr. deveye hendek atlatma
Konuşma
would you like to go to the beach? expr. plaja gitmek ister misin?
we need to get back to the beach expr. kumsala dönmeliyiz
Turizm
beach tourism i. plaj turizmi
beach service i. plaj servisi
beach club i. plaj kulübü
beach holiday i. kumsal tatili
patara beach i. patara plajı
Teknik
beach erosion i. kumsal erozyonu
beach puncture i. delinmeye karşı dayanıklılık
raised beach i. yükselmiş kıyı
beach area i. plaj sahası
beach marks i. kumul izleri
beach sand i. kıyı kumu
beach sand i. kumsal kumu
beach cleaner i. sahil temizleme aracı
beach cleaning machine i. sahil temizleme makinesi
beach cleaning machine i. plaj temizleme makinesi
beach cleaning machine i. sahil temizleme aracı
beach cleaner i. sahil temizleme makinesi
beach cleaner i. plaj temizleme makinesi
Tekstil
beach towel i. plaj havlusu
Boyacılık
long beach i. açık sarımsı bir kahverengi tonu
beach tan i. grimsi bir kahverengi tonu
Otomotiv
beach wagon i. steyşın vagon araba
beach waggon i. steyşın vagon araba
beach wagon i. aile arabası
beach wagon i. pikap
beach waggon i. pikap
beach waggon i. aile arabası
beach waggon i. steyşın araba
beach wagon i. steyşın araba
Denizcilik
beach gear i. tonoz
beach scarp i. dik kumsal
pebble beach i. çakıllı plaj
beach profile i. sahil  profili
beach material i. sahil malzemesi
statically stable beach i. statik olarak dengeli sahil
beach playing i. sahil oyunları
accreting beach i. kum tutarak genişleyen kumsal
sand beach work i. kumsal çalışmaları
erosive beach i. aşındırmaya mazur kumsal
shallow beach i. sığ sahil
natural beach i. doğal  plaj
beach process i. sahil faaliyeti
equilibrium beach profile i. kumsal denge profili
beach erosion control i. kıyı erozyonu kontrolu
beach house i. kıyı evi
beach house i. yazlık ev
perched beach i. tünek şeklinde sahil
normal beach i. erozyonun olmadığı sıradan sahil
beach park i. sahil parkı
artificial beach nourishment i. yapay kumsal beslemesi
shingle beach i. çakıl tabanlı sahil plaj
beach green space i. sahil yeşil alanı
sandy beach i. kumlu plaj
beach fishing i. sahil balıkçılığı
shell sand beach i. deniz kabuğu ve kumdan oluşan sahil
artificial beach i. yapay kumsal
equilibrium beach slope i. kumsal eğim dengesi
beach drift control works i. kumsal sürüklenmesi kontrol çalışmaları
beach cusp i. sahil çıkıntısı
beach face i. sahilin dalga tırmanmasıyla karşılaşan bölümü
beach scarp i. erozyon ve dalga etkisiyle kumsalda oluşan dik eğimler
dynamical stable beach i. dinamik dengeli kumsal
artificially nourished beach i. yapay beslenmiş kumsal
beach fill i. kumsal dolgusu
barrier beach i. kumsallı engel
beach renourishment factor i. sahilin yeniden dolma faktörü
storm beach i. fırtına sonrası birikinti ve çukurlukarın olduğu kana