| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | brighten f. | aydınlatmak | ||
|
The lamp brightened the room. Lamba odayı aydınlatıyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | brighten f. | parlatmak | ||
|
Turning the rheostat will brighten the lights. Reostayı çevirmek ışıkları parlatacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | brighten f. | aydınlanmak | ||
|
It is expected the weather to brighten at noon. Öğle saatlerinde havanın aydınlanması bekleniyor. More Sentences |
||||
| Genel | brighten f. | canlandırmak | ||
|
The flowers brightened the room. Çiçekler odayı canlandırdı. More Sentences |
||||
| Genel | brighten f. | neşe katmak | ||
|
You've brightened my day. Günüme neşe kattın. More Sentences |
||||
| Genel | brighten f. | neşelendirmek | ||
|
The news brightened our day. Bu haber günümüzü neşelendirdi. More Sentences |
||||
| Genel | brighten f. | parlamak | ||
|
His face brightened when he saw his daughters. Kızlarını görünce yüzü parladı. More Sentences |
||||
| Genel | brighten f. | canlılık vermek (bir yere) | ||
|
I used different colours to brighten the walls. Duvarlara canlılık vermek için farklı renkler kullandım. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | brighten f. | parlatmak | ||
|
Turning the rheostat will brighten the lights. Reostayı çevirmek ışıkları parlatacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | brighten f. | aklamak | ||
| Genel | brighten f. | aydınlık olmak | ||
| Genel | brighten f. | canlanmak | ||
| Genel | brighten f. | yüzünde mutlu bir ifade belirmek | ||
| Genel | brighten f. | daha hoş ve sevimli bir hava vermek | ||
| Genel | brighten f. | mutlu olmak | ||
| Genel | brighten f. | daha elverişli hale gelmek | ||
| Genel | brighten f. | ihtişam katmak | ||
| Genel | brighten f. | dikkat çekici hale getirmek | ||
| Genel | brighten f. | ünlü yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | brighten f. | avivaj yapmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | brighten expr. | parlat | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | brighten f. | yemeğin tadını (limon suyu, sirke ekleyerek) güzelleştirmek | ||