aklamak - Türkçe İngilizce Sözlük

aklamak

"aklamak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 24 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
aklamak acquit f.
After three years of trial, all the defendants were acquitted.
Üç yıl süren yargılamanın ardından tüm sanıklar aklandı.

More Sentences
aklamak vindicate f.
Sami wanted to vindicate himself.
Sami kendini aklamak istiyordu.

More Sentences
aklamak launder f.
Dan launders all of his money in legal activities in Canada.
Dan tüm parasını Kanada'daki yasal faaliyetlerde aklar.

More Sentences
Genel
aklamak absolve f.
I want to be absolved from responsibility for the board's decisions.
Kurulun kararlarıyla ilgili sorumluluktan aklanmayı istiyorum.

More Sentences
aklamak clear f.
Mrs. Hastings was cleared of all charges against her.
Bayan Hastings kendisine yöneltilen tüm suçlamalardan aklanmıştır.

More Sentences
aklamak exonerate f.
The woman was exonerated from all of the accusations.
Kadın tüm suçlamalardan aklanmıştı.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
aklamak exonerate f.
The woman was exonerated from all of the accusations.
Kadın tüm suçlamalardan aklanmıştı.

More Sentences
Hukuk
aklamak absolve f.
I want to be absolved from responsibility for the board's decisions.
Kurulun kararlarıyla ilgili sorumluluktan aklanmayı istiyorum.

More Sentences
aklamak vindicate f.
Sami wanted to vindicate himself.
Sami kendini aklamak istiyordu.

More Sentences
Genel
aklamak whitewash f.
aklamak disculpate f.
aklamak brighten f.
aklamak justify f.
aklamak whiten f.
aklamak exculpate f.
aklamak purge f.
aklamak acquight [obsolete] f.
aklamak acquite [obsolete] f.
aklamak uncharge [obsolete] f.
aklamak emblanch [obsolete] f.
aklamak disblame f.
Deyim
aklamak let loose f.
Hukuk
aklamak uncharge f.
aklamak discharge [obsolete] f.

"aklamak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kara para aklamak launder the money f.
tartışarak kendini aklamak argue one's way out of something f.
tartışarak kendini aklamak argue one's way out f.
para aklamak launder money f.
kara para aklamak launder money f.
kara para aklamak launder f.
Öbek Fiiller
-den aklamak absolve someone from something f.
-den aklamak absolve someone of something f.
(birini herhangi bir suçtan veya kabahatten) aklamak acquit someone of something f.
(birini herhangi bir suçtan veya kabahatten) aklamak acquit (one) of (something) f.
birini bir şeyden aklamak vindicate someone of something f.
(birini/kendini bir şeyden) aklamak vindicate (someone or oneself) of (something) f.
(birini bir şeyden) aklamak absolve (one) from (something) f.
birini bir şeyden aklamak absolve (one) of (something) f.
(bir şeyden) aklamak get off on (something) f.
-den aklamak vindicate of f.
suçtan aklamak clear (of) f.
Konuşma Dili
para aklamak greenwash f.
Deyim
kendini aklamak clear one's skirts f.