justify - Türkçe İngilizce Sözlük

justify

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

justify — Definition

Anlamı ve Tanımı:
haklı göstermek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdʒʌstɪfaɪ/ – BrE /ˈdʒʌstɪfaɪ/)
Terim Türü:
Fiil: justify (justifies – justified – justifying)
Bir davranış veya düşünceyi gerekçelerle savunmayı anlatan sözcüktür; bu nedenle justify, açıklama değil savunma anlamını taşır. Latince justus köküne dayanır; modern dilde tartışma bağlamında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
defend
Zıt Anlamlılar:
condemn

"justify" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
justify f. haklı göstermek
Henry had to justify going over budget at the board meeting.
Henry yönetim kurulu toplantısında bütçeyi aşmasını haklı göstermek zorundaydı.

More Sentences
justify f. haklı çıkarmak
Being under stress doesn't justify your rudeness towards everyone.
Stres altında olmanız herkese karşı kabalığınızı haklı çıkarmaz.

More Sentences
justify f. gerekçelendirmek
The authorities of Member States which fail to meet Eurojust's request will need to justify their actions.
Eurojust'ın talebini karşılamayan Üye Devletlerin yetkili makamlarının eylemlerini gerekçelendirmeleri gerekecektir.

More Sentences
justify f. meşrulaştırmak
The Hanoi Government has justified these detentions by using violations of national security legislation as an excuse.
Hanoi Hükümeti, ulusal güvenlik mevzuatının ihlal edilmesini bahane ederek bu gözaltıları meşrulaştırmıştır.

More Sentences
justify f. bloklamak
Use the shortcut Ctrl + J to justify your text.
Metninizi bloklamak için Ctrl + J kısayolunu kullanın.

More Sentences
Teknik
justify f. haklı çıkarmak
Being under stress doesn't justify your rudeness towards everyone.
Stres altında olmanız herkese karşı kabalığınızı haklı çıkarmaz.

More Sentences
Genel
justify f. temize çıkarmak
justify f. aklamak
justify f. ayarlamak
justify f. düzeltmek
justify f. savunmak
justify f. suçsuzluğunu kanıtlamak
justify f. gerekçe göstermek
justify f. doğrulamak
justify f. gerekçelemek
justify f. metni bloklamak
justify f. metindeki satırların sağ ve sol kenarlarını aynı hizaya getirmek
justify f. suçunu bağışlamak
justify f. hakkını vermek
Hukuk
justify f. haklılığını ortaya koymak
Teknik
justify f. doğrulamak
justify f. satırları ayarlamak
Bilgisayar
justify f. blokla iki yana yaslamak
justify f. metnin sağ kenarını hizalamak
justify f. kenara yanaştırmak
justify f. sayfa yanaştırmak
justify f. yanaştırmak
justify f. yaslamak
justify expr. iki yana yasla
justify expr. yasla
Dini
justify f. (protestan teolojisi) günahlarını affetmek
justify f. (roma katolik teolojisi) günahlarını temizlemek
Matbaa
justify f. metnin sağ kenarını hizalamak

"justify" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 57 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
justify oneself f. haklılığını kanıtlamak
Öbek Fiiller
justify something by something f. bir şeyi(düşünceyi vb) bir açıklamayla/gerekçeyle doğrulamak/haklı göstermek
justify (something) to (one) f. (birine bir şeyin) doğru olduğunu ispatlamaya çalışmak
justify (something) to (one) f. (birine karşı bir şeyi) meşrulaştırmaya çalışmak
justify (something) to (one) f. (birine karşı bir şeyi) haklı çıkarmaya çalışmak
justify (something) to (one) f. (birine bir şeyi) haklı göstermeye çalışmak
justify (something) to (one) f. (birine bir şeyi) savunmak
justify (something) by (doing something) f. bir şeyi (düşünceyi bir şey yaparak) haklı çıkarmak
justify to f. -e karşı haklı çıkarmaya çalışmak
justify (something) by (doing something) f. bir şeyi (düşünceyi bir şey yaparak) temize çıkarmak
justify by f. ile/yaparak haklı çıkarmak
justify (something) by (doing something) f. bir şeyi (düşünceyi bir şey yaparak) doğrulamak/haklı göstermek
justify to f. '-e karşı meşrulaştırmaya çalışmak
justify to f. '-e (bir şeyin) doğru olduğunu ispatlamaya çalışmak
justify by f. ile/yaparak temize çıkarmak
justify by f. ile/yaparak doğrulamak/haklı göstermek
justify to f. '-e haklı göstermeye çalışmak
justify (something) by (doing something) f. bir şeyi (düşünceyi bir şey yaparak) meşrulaştırmak
justify to f. '-e savunmak
justify by f. ile/yaparak meşrulaştırmak
Atasözü
the ends justify the means hedefe giden her yol mubahtır
Konuşma Dili
justify what one is doing f. yaptığını haklı çıkarmak
Teknik
right justify f. sağa yanaştırmak
right justify f. sağa yaslamak
Bilgisayar
left justify f. sola yaslamak
left justify f. sola yanaştırmak
right justify f. sağa yanaştırmak
half-justify f. yanaştırmak
left-justify f. sola yanaştırmak
right-justify f. sağa yanaştırmak
stretch justify expr. yayarak iki yana yasla
word justify expr. sözcüğü iki yana yasla
vertical justify expr. yukarı aşağı yasla
right justify expr. sağa yasla
right justify expr. sağdan blokla
right justify expr. sağa hizala
center justify expr. ortaya yasla
center justify expr. ortaya hizala
fill justify expr. dolgu iki yana yasla
justify low expr. alçağa yasla
justify low expr. aşağı yasla
left justify expr. sola yasla
justify medium expr. ortaya yasla
justify high expr. yükseğe yasla
justify low expr. alta yasla
justify high expr. yukarı yasla
justify low expr. az yasla
justify medium expr. orta yasla
left justify expr. sola hizala
justify high expr. çok yasla
justify align expr. iki yana yasla
Bilişim
left justify i. sola yanaştırma
right justify i. sağa yanaştırma
right justify f. sağa yaslamak
left justify f. sola yaslamak
Matbaa
right-justify f. (metni) sağa hizalamak
right-justify f. (metni) sağa yaslamak