| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | conciliate f. | uzlaştırmak | ||
|
Regarding this one, this conciliated text is in my view a bad compromise on a bad directive. Buna ilişkin olarak bu uzlaştırılmış metin bana göre kötü bir direktif üzerinde kötü bir uzlaşmadır. More Sentences |
||||
| Genel | conciliate f. | mutabık hale gelmek | ||
|
They tried to conciliate with local authorities. Yerel yetkililerle mutabık hale gelmeye gayret ediyorlardı. More Sentences |
||||
| Genel | conciliate f. | dostluğunu kazanmak | ||
| Genel | conciliate f. | barıştırmak | ||
| Genel | conciliate f. | yatıştırmak | ||
| Genel | conciliate f. | gönlünü almak | ||
| Genel | conciliate f. | gönlünü yapmak | ||
| Genel | conciliate f. | kazanmak | ||
| Genel | conciliate f. | uzlaşmacı hale gelmek | ||
| Genel | conciliate f. | uyumlu hale gelmek | ||