| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | convulse f. | sarsmak | ||
|
The earthquake convulsed the whole country. Deprem tüm ülkeyi sarstı. More Sentences |
||||
| Genel | convulse f. | havale geçirmek | ||
|
His body was convulsing due to the cold. Soğuk yüzünden vücudu havale geçiriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | convulse i. | katılma | ||
| Genel | convulse f. | kıvrandırmak | ||
| Genel | convulse f. | şiddetle sarsmak | ||
| Genel | convulse f. | gülme krizine sokmak | ||
| Genel | convulse f. | allak bullak etmek | ||
| Genel | convulse f. | sarsılmak | ||
| Genel | convulse f. | çırpınmak | ||
| Genel | convulse f. | kasılmak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | convulse f. | konvülsiyon geçirmek | ||
| Medikal | convulse f. | spazm geçirmek | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | convulse with f. | ile kıvrandırmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse someone with something f. | birini bir şeyle sarsmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse with (something) f. | (bir şeyle) sarsılmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse someone with something f. | birini bir şeyden kırıp geçirmek | ||
| Öbek Fiiller | convulse someone with something f. | birinin bir şeyden (gülmekten) katılmasına neden olmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse with (something) f. | (bir şeyle/bir şeyden) kıvranmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse with (something) f. | (bir şeyden, gülmekten, ağlamaktan) katılmak | ||
| Öbek Fiiller | convulse someone with something f. | birini bir şeyle/bir şeyden kıvrandırmak | ||