| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | crumble f. | ufalamak | ||
|
Add the crumbled bread into the mixture. Ufalanmış ekmeği karışıma ekleyin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | crumble f. | parçalanmak | ||
|
The old stone wall was crumbling away at its corners. Eski taş duvar köşelerinden parçalanıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | crumble f. | ufalamak | ||
|
Add the crumbled bread into the mixture. Ufalanmış ekmeği karışıma ekleyin. More Sentences |
||||
| Genel | crumble f. | çökmek | ||
|
The airline market is an example of how national egoism is crumbling. Havayolu piyasası, ulusal egoizmin nasıl çöktüğünün bir örneğidir. More Sentences |
||||
| Genel | crumble f. | parçalamak | ||
|
She crumbled a biscuit. O bir bisküviyi parçaladı. More Sentences |
||||
| Genel | crumble f. | parçalanmak | ||
|
The old stone wall was crumbling away at its corners. Eski taş duvar köşelerinden parçalanıyordu. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | crumble i. | kırıntı turta | ||
|
Her favourite dessert is blackberry crumble. En sevdiği tatlı böğürtlenli kırıntı turta. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | crumble f. | yıkılmak | ||
| Genel | crumble f. | düşmek | ||
| Genel | crumble f. | dökülmek | ||
| Genel | crumble f. | ufalanmak | ||
| Genel | crumble f. | ovalamak | ||
| Genel | crumble f. | harap olmak | ||
| Genel | crumble f. | dağılmak | ||
| Genel | crumble f. | unufak olmak | ||
| Genel | crumble f. | (ekmek vb.) ufaltmak | ||
| Genel | crumble f. | kırıntı halini almak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | crumble i. | ufalantı | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | crumble i. | üzeri tart hamuru karışımı ile kapatılan bir meyve tatlısı | ||