| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | disarray i. | düzensizlik | ||
|
With his passivity, he has been a party to maintaining a culture of systematic disarray and irregularities. Pasifliği ile sistematik bir düzensizlik ve usulsüzlük kültürünün sürdürülmesine ortak olmuştur. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | disarray i. | kargaşa | ||
|
The talks between the two countries broke up in disarray. İki ülke arasındaki görüşmeler kargaşa içerisinde son buldu. More Sentences |
||||
| Genel | disarray i. | nizamsızlık | ||
| Genel | disarray i. | karışıklık | ||
| Genel | disarray i. | düzensiz kıyafet | ||
| Genel | disarray i. | dağınıklık | ||
| Genel | disarray f. | kargaşaya itmek | ||
| Genel | disarray f. | bozmak | ||
| Genel | disarray f. | tarumar etmek | ||
| Genel | disarray f. | karıştırmak | ||
| Genel | disarray f. | darmadağın etmek | ||
| Genel | disarray f. | kıyafetini çıkarmak | ||
| Genel | disarray f. | soyunmak | ||
| Genel | disarray N. | karmakarışıklık | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | disarray f. | yağmalamak | ||
| Eski Kullanım | disarray f. | soymak | ||
| Eski Kullanım | disarray f. | yoksun bırakmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| İfadeler | ||||
| İfadeler | in complete disarray expr. | karman çorman | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | throw into disarray f. | alt üst etmek | ||
| Deyim | throw into disarray f. | sekteye uğratmak | ||
| Deyim | throw into disarray f. | karışıklığa neden olmak | ||
| Deyim | throw into disarray f. | durumu, sistemi, süreci bozmak | ||
| Deyim | throw into disarray f. | kargaşa yaratmak | ||
| Deyim | throw into disarray f. | karıştırmak | ||
| Deyim | throw into disarray f. | düzenini bozmak | ||
| İstatistik | ||||
| İstatistik | coefficient of disarray i. | düzensizlik katsayısı | ||