| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | discernment i. | muhakeme yeteneği | ||
|
What Emerson did entails maturity and discernment. Emerson'ın yaptığı, olgunluk ve muhakeme yeteneği gerektirir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | discernment i. | idrak | ||
| Yaygın Kullanım | discernment i. | sezgi | ||
| Genel | ||||
| Genel | discernment i. | ayırt etme | ||
|
Finally, it is irresponsible to teach very young children a policy of sex without discernment. Son olarak, çok küçük yaştaki çocuklara ayırt etmeden seks politikasını öğretmek sorumsuzluktur. More Sentences |
||||
| Genel | discernment i. | anlayış | ||
|
All of these Council decisions must be implemented firmly but with discernment. Konsey'in tüm bu kararları kararlılıkla, ancak anlayışla uygulanmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | discernment i. | feraset | ||
|
Her pledge displayed how much insight or discernment she had gained. Verdiği vaat, sezgi ve ferasetinin ne kadar geliştiğini gösteriyordu. More Sentences |
||||
| Genel | discernment i. | ayırma yetisi | ||
| Genel | discernment i. | farketme | ||
| Genel | discernment i. | sezme | ||
| Genel | discernment i. | görüş | ||
| Genel | discernment i. | basiret | ||
| Genel | discernment i. | akıl | ||
| Genel | discernment i. | seziş | ||
| Genel | discernment i. | muhakeme | ||
| Genel | discernment i. | temyiz | ||
| Genel | discernment i. | ayırt etme gücü | ||
| Genel | discernment i. | ayırt etme kabiliyeti | ||
| Genel | discernment N. | seçicilik | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | power of discernment i. | ayırt etme kabiliyeti | ||
| Genel | power of discernment i. | ayırt etme gücü | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | power of discernment i. | farik mümeyyizlik | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | expediency discernment council i. | düzenin yararını teşhis konseyi | ||