dizzy - Türkçe İngilizce Sözlük

dizzy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dizzy — Definition

Anlamı ve Tanımı:
başı dönmüş, sersem, başı döndüren
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈdɪzi/ – BrE /ˈdɪzi/)
Terim Türü:
Sıfat; Fiil: dizzy (dizzies – dizzied – dizzying)
Baş dönmesi yaşayan kişiyi; ayrıca baş döndürücü, sersemletici etkiyi niteleyen sözcüktür. Eski İngilizcedeki dysig (“aptal/sersem”) çizgisiyle ilişkilendirilir; modern kullanımda dizzy, hem fiziksel semptomu hem de “dizzying heights/speed” gibi ifadelerle yoğunluk etkisini anlatır.
Eş Anlamlılar:
lightheaded, giddy
Zıt Anlamlılar:
steady, clear-headed

"dizzy" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 22 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
dizzy s. başı dönen
Sailing for so long made her feel dizzy.
Bu kadar uzun süre yelken açmak başını döndürdü.

More Sentences
Genel
dizzy s. sersemlemiş
Tom said he felt dizzy.
Tom sersemlemiş hissettiğini söyledi.

More Sentences
dizzy s. şaşkın
Tom was dizzy.
Tom şaşkındı.

More Sentences
dizzy s. baş döndürücü
London is a dizzy city in any season.
Londra her mevsim baş döndürücü bir şehirdir.

More Sentences
dizzy s. başı dönen
Sailing for so long made her feel dizzy.
Bu kadar uzun süre yelken açmak başını döndürdü.

More Sentences
dizzy s. sersem
I don't want to spare my time with such a dizzy person.
Zamanımı böyle sersem bir insanla geçirmek istemiyorum.

More Sentences
dizzy f. başını döndürmek
dizzy f. sersemletmek
dizzy s. fırıl fırıl dönen
dizzy s. aptalca
dizzy s. gözü kararmış
dizzy s. sersemletici
dizzy s. kuş beyinli
dizzy s. uçarı
dizzy s. sulu (kimse)
dizzy s. hoppa
dizzy s. boş kafa
dizzy s. aşırı hızlı dönen
dizzy s. çok hızlı hareket eden
dizzy s. makul sınırları aşan
dizzy s. başı dönmüş
dizzy s. başı döndüren

"dizzy" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
dizzy height i. baş döndüren yükseklik
dizzy spell i. ani baş dönmesi
make dizzy f. sersemletmek
feel dizzy f. başı dönmek
feel dizzy f. gözü kararmak
Konuşma Dili
dizzy heights [uk] i. rekor seviyeler
dizzy heights [uk] i. baş döndürücü noktalar
dizzy heights [uk] i. doruk noktası
dizzy heights [uk] i. yüksek makamlar
dizzy heights [uk] i. en yüksek noktalar
dizzy heights [uk] i. baş döndüren yükseklikler
dizzy heights [uk] i. maksimum düzeyler
dizzy heights [uk] i. etkileyici başarı seviyesi
dizzy heights [uk] i. büyük bir başarı
dizzy with a dame [old-fashioned] s. bir kadın başını döndürmüş
dizzy with a dame [old-fashioned] s. bir kadına vurulmuş
dizzy with a dame [old-fashioned] s. bir kadın aklını başından almış
Deyim
dizzy with a dame [old-fashioned] s. kadın budalası
dizzy with a dame [old-fashioned] s. kadın düşkünü
dizzy with a dame [old-fashioned] s. kafayı kadınlarla bozmuş
Konuşma
he just got dizzy from standing up too fast expr. ayağa çok hızlı kalktığından başı döndü
my head's a little dizzy expr. biraz başım dönüyor
Medikal
dizzy spells i. ani baş dönmesi
İngiliz Argosu
dizzy queen i. havalı/gösterişli homoseksüel erkek