| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | escaped s. | kaçmış | ||
|
I am not aware of any gene that has escaped in this way and flown out into the environment. Bu şekilde kaçan ve çevreye yayılan herhangi bir genin varlığından haberdar değilim. More Sentences |
||||
| Genel | escaped s. | kaçak | ||
|
Tom, an escaped convict, tried to alter his appearance through plastic surgery. Kaçak bir mahkum olan Tom, estetik ameliyatla görünüşünü değiştirmeye çalıştı. More Sentences |
||||
| Genel | escaped s. | firar eden | ||
|
The escaped lion attacked two citizens. Firar eden aslan iki vatandaşa saldırmıştır. More Sentences |
||||
| Genel | escaped s. | sızmış | ||
| Genel | escaped s. | gözden kaçmış | ||
| Genel | escaped s. | çıkmış | ||
| Genel | escaped s. | paçayı kurtarmış | ||
| Genel | escaped s. | atlatmış | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | time's kind of escaped me expr. | zaman nasıl geçmiş anlamamışım (geç oldu) | ||
| Konuşma | ||||
| Konuşma | it escaped me expr. | gözümden kaçtı | ||
| Konuşma | it escaped me expr. | gözümden kaçmış | ||
| Konuşma | he barely escaped with his life expr. | hayatını zor kurtarmış | ||
| Konuşma | he barely escaped with his life expr. | hayatını zor kurtardı | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | escaped fugitive i. | kaçak firari | ||