| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | inclining i. | eğilim | ||
|
The Commission is inclined, for example, to offer its political support here. Örneğin Komisyon burada siyasi desteğini sunma eğilimindedir. More Sentences |
||||
| Genel | inclining i. | yönelme | ||
| Genel | inclining i. | eğme | ||
| Genel | inclining i. | arzu | ||
| Genel | inclining i. | istek | ||
| Genel | inclining i. | heves | ||
| Genel | inclining i. | yetenek | ||
| Genel | inclining s. | eğimli | ||
| Genel | inclining s. | eğik | ||
| Genel | inclining s. | aksana bağlı | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | inclining s. | (bitki parçası) bükük | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | inclining s. | (yunanca ve latince sözcükler) kendine ait bir aksanı olmayıp kendisinden önce gelen sözcüğün okunuşuna bağlı olan | ||
| Dilbilim | inclining s. | (yunanca ve latince dışındaki dillerdeki sözcükler) kendisinden önce gelen sözcüğün parçası gibi okunan | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | inclining i. | taraftar | ||
| Eski Kullanım | inclining i. | takipçi | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Denizcilik | ||
| Denizcilik | inclining test i. | meyil deneyi |
| Denizcilik | inclining experiment i. | meyil deneyi |