excite - Türkçe İngilizce Sözlük

excite

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

excite — Definition

Anlamı ve Tanımı:
heyecanlandırmak, uyarmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪkˈsaɪt/ – BrE /ɪkˈsaɪt/)
Terim Türü:
Fiil: excite (excites – excited – exciting)
Duygusal ya da fiziksel tepkiyi harekete geçirmek. Latince excitare kökünden gelen fiil, harekete geçirme düşüncesiyle bağlantılıdır. Psikoloji, biyoloji ve gündelik anlatımda uyarıcı etkiyi belirtir
Eş Anlamlılar:
stimulate
Zıt Anlamlılar:
calm

"excite" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 29 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
excite f. heyecanlandırmak
Red dresses always excite me.
Kırmızı elbiseler beni her zaman heyecanlandırır.

More Sentences
Genel
excite f. heyecanlandırmak
Red dresses always excite me.
Kırmızı elbiseler beni her zaman heyecanlandırır.

More Sentences
excite f. uyandırmak (bir duygu/tepki)
The news excited her curiosity.
Bu haber onun merakını uyandırdı.

More Sentences
excite f. uyarmak
Electricity can be used to excite muscles.
Kasları uyarmak için elektrik kullanılabilir.

More Sentences
excite f. tahrik etmek
Sami's violent sexual urges were excited by porn websites.
Sami'nin şiddet içeren cinsel dürtüleri porno siteleri tarafından tahrik ediliyordu.

More Sentences
Otomotiv
excite f. uyarmak
Electricity can be used to excite muscles.
Kasları uyarmak için elektrik kullanılabilir.

More Sentences
Genel
excite f. telaşa vermek
excite f. kızıştırmak
excite f. neden olmak
excite f. azdırmak
excite f. kışkırtmak
excite f. telaşlandırmak
excite f. tehyiç etmek
excite f. coşturmak
excite f. alevlendirmek
excite f. heyecan uyandırmak
excite f. uyandırmak
excite f. yol açmak
excite f. elektrik akımı oluşturmak
excite f. celbetmek
Teknik
excite f. harekete geçirmek
Bilgisayar
excite i. 1995 yılında kurulmuş önemli bir arama motoru
Elektrik
excite f. manyetik alan oluşturmak için elektrik vermek
excite f. aktif elektrik devresini uyarmak
excite f. ikaz etmek
Medikal
excite f. eksite etmek
Fizyoloji
excite f. (organ, doku, uzuv) hareketliliğini artırmak
excite f. stimüle etmek
Fizik
excite f. (atomu, parçacığı) yüksek enerji seviyesine getirmek

"excite" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
excite a feeling in someone f. duygu uyandırmak
excite attention f. dikkatini çekmek
excite attention f. ilgisini çekmek
excite one's interest f. ilgisini çekmek
excite one's interest f. ilgisini uyandırmak
over-excite f. aşırı heyecanlandırmak
excite someone's anticipation f. beklentilerini yükseltmek
Öbek Fiiller
excite (one) about (something) f. kamçılamak
excite someone about something f. heyecan uyandırmak
excite (one) about (something) f. teşvik etmek
excite someone about something f. teşvik etmek
excite (one) about (something) f. özendirmek
excite someone about something f. (birini bir konuda) heyecanlandırmak
excite someone about something f. (birini bir konuda) coşturmak
excite someone about something f. kamçılamak
excite someone about something f. (birini bir konuda) gaza getirmek
excite someone about something f. özendirmek
excite (one) about (something) f. (birini bir konuda) heyecanlandırmak
excite (one) about (something) f. heyecan uyandırmak
excite (one) about (something) f. (birini bir konuda) gaza getirmek
excite (one) about (something) f. (birini bir konuda) coşturmak
excite someone about something f. birini bir konuda heveslendirmek
excite someone about something f. birine bir konuda şevk vermek
excite someone about something f. birini bir konuda isteklendirmek
excite someone about something f. birini bir konuda heyecanlandırmak
excite someone about something f. birinin bir konuya merakını tetiklemek
excite someone about something f. birini bir şeye heveslendirmek
excite someone about something f. birini bir şey için heyecanlandırmak
excite (something) in (one) f. (birinde bir şey) uyandırmak
excite something in someone f. birinde bir şey uyandırmak
excite something in someone f. birine bir şey hissettirmek
excite in f. heyecan uyandırmak
excite something in someone f. birinde bir şeyi tetiklemek
excite about f. bir konuda coşturmak
excite about f. ile ilgili kamçılamak
excite about f. bir konuda gaza getirmek
excite (something) in (one) f. (birine bir şey) hissettirmek
excite about f. ile ilgili teşvik etmek
excite (something) in (one) f. (birinde bir şeyi) tetiklemek
excite about f. hakkında heyecan uyandırmak
Konuşma Dili
excite everyone's interest f. herkesin ilgisini çekmek
Teknik
self-excite f. (dinamoya ait alan mıknatısını) dinamonun ürettiği akım ile ateşlemek
Medikal
pre-excite f. pre-aksitasyon yaratmak
pre-excite f. (kalp kasının bir bölümü) önceden uyarmak