good-time - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

good-time

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"good-time" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
General
good-time i. hoş zaman
good-time i. iyi zaman
good-time i. eğlenme

"good-time" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 63 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be having a hell of a good time f. gününü gün etmek
go to have a good time f. eğlenceye gitmek
go to have a good time f. eğlenmeye gitmek
have a good time f. safa sürmek
have a good time f. hoşça vakit geçirmek
have a good time f. iyi zaman geçirmek
have a good time f. gülüp oynamak
have a good time f. sefa sürmek
have a good time f. gününü güzel geçirmek
have a good time f. iyi vakit geçirmek
have a good time f. eğlenmek
have a good time to repletion f. doyasıya eğlenmek
have good time f. güzel zaman geçirmek
have good time f. iyi zaman geçirmek
have good time together f. birlikte hoş vakit geçirmek
keep good time f. saat her zaman zamanı doğru göstermek
make good time f. yolu hızla katetmek
spend good time together f. birlikte hoş vakit geçirmek
good time i. iyi zaman
good-time charlie i. zevk düşkünü kimse
all in good time zf. uygun bir zamanda
all in good time zf. zamanı gelince
all in good time zf. müsait bir zamanda
in good time zf. çabuk
in good time zf. erken
in good time zf. vaktinde
in good time zf. süresi gelince
in good time zf. zamanında
in good time zf. biraz erken
in good time zf. önceden belirlenen zamanda
Colloquial
in good time sırası gelince
in good time vakti gelince
in good time zamanı gelince
in good time vaktinde/zamanında
in good time zamanında
like most guests having a good time iyi vakit geçiren çoğu misafir gibi
Idioms
a good time was had by all herkes eğlendi
a good time was had by all herkes güzel vakit geçirdi
in good time zamanı gelince
in his own good time ne zaman canı isterse
in somebody's own good time ne zaman canı isterse
keep good time (saat) doğru göstermek/olmak
make good time iyi/hızlı yol almak
Speaking
are you having a good time in ankara? ankara'da iyi vakit geçiyor musun?
are you having a good time in ankara? ankara'da iyi vakit geçiyor musunuz?
are you having a good time? iyi zaman geçiriyor musun?
are you having a good time? iyi vakit geçiriyor musun?
did you have a good time? iyi vakit geçirdin mi?
have a good time iyi eğlenceler
i had a good time iyi vakit geçirdim
i had a good time hoş vakit geçirdim
is everyone having a good time? herkes iyi vakit geçiriyor mu?
now's not a good time to talk şu an konuşmak için uygun bir zaman değil
they seemed to be having a pretty good time güzel vakit geçiriyor gibiydiler
this is not a good time şu an iyi bir zaman değil
this is really not a good time bu gerçekten de iyi bir zaman değil
this isn't a good time şu an uygun bir zaman değil
we had a good time güzel vakit geçirdik
you will learn in good time sırası gelince öğrenirsiniz
you will learn in good time sırası gelince öğrenirsin
Law
good time credit iyi hal indirimi
Military
extra good time ek muteber süre
extra good time ceza indirimi