| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | grown s. | büyümüş | ||
|
Our children are grown. Çocuklarımız büyüdü. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | grown s. | yetişkin | ||
|
A grown man had taken his place. Onun yerini yetişkin bir adam almıştı. More Sentences |
||||
| Genel | grown s. | büyümüş | ||
|
Our children are grown. Çocuklarımız büyüdü. More Sentences |
||||
| Genel | grown s. | olmuş | ||
| Genel | grown s. | olgun | ||
| Genel | grown s. | yetişmiş | ||
| Genel | grown s. | (tahıl) hasattan önce filizlenmiş | ||
| Genel | grown s. | bitki örtüsüyle kaplı | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | grown s. | (gemi yapımında kullanılan kavisli kereste) doğal şeklinin gerektirdiği eğime uygun | ||