| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | haven i. | sığınak | ||
|
Being adrift, the area is unable to control its borders, and has been, certainly in the past, a safe haven for Al-Qaeda. Başıboş kalan bölge, sınırlarını kontrol edememektedir ve geçmişte El Kaide için güvenli bir sığınak olmuştur. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | haven i. | sığınak | ||
|
Being adrift, the area is unable to control its borders, and has been, certainly in the past, a safe haven for Al-Qaeda. Başıboş kalan bölge, sınırlarını kontrol edememektedir ve geçmişte El Kaide için güvenli bir sığınak olmuştur. More Sentences |
||||
| Genel | haven i. | liman | ||
|
I particularly agree with the need for suitably equipped safe havens. Özellikle uygun donanıma sahip güvenli limanlara duyulan ihtiyaca katılıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | haven i. | cennet | ||
|
This resort is a haven for young people. Bu tatil köyü gençler için bulunmaz bir cennettir. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | haven i. | liman | ||
|
I particularly agree with the need for suitably equipped safe havens. Özellikle uygun donanıma sahip güvenli limanlara duyulan ihtiyaca katılıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | haven i. | barınak | ||
| Genel | haven i. | melce | ||
| Genel | haven i. | güzel fırsatlar veya koşullar sunan yer | ||
| Genel | haven f. | sığınmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | haven i. | liman şehri | ||
| Teknik | haven f. | limana sığınmak | ||
| Teknik | haven f. | limana girmek | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | haven i. | genellikle sığınak olarak kabul edilen liman | ||
| Denizcilik | haven i. | melce | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | haven i. | kansas eyaletinde şehir | ||