hundred - Türkçe İngilizce Sözlük

hundred

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

hundred — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yüz
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈhʌndrəd/ – BrE /ˈhʌndrəd/)
Terim Türü:
İsim: hundred (hundreds)
Sayma sisteminde yüz değerini ve mecazda çokluğu anlatan sözcüktür. Eski İngilizce hundred, sayısal düzenleme ve ölçü fikrini taşır.
Eş Anlamlılar:
one hundred
Zıt Anlamlılar:
zero

"hundred" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
hundred s. yüz
Nearly a hundred people have died, and thousands more have been infected.
Yaklaşık yüz kişi öldü ve binlercesi de hastalığa yakalandı.

More Sentences
Genel
hundred i. 100 yaş
My grandmother on my father's side has turned one hundred.
Baba tarafından büyükannem 100 yaşına girdi.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
hundred i. yüz dolarlık banknot
I have only a hundred in my pocket.
Cebimde sadece yüz dolarlık banknot var.

More Sentences
Genel
hundred i. yüz sayısı, 100
hundred i. yüzlük
hundred i. yüz sayısı
hundred i. arap rakamlarında ondalık virgülün solunda üçüncü hanedeki sayı
hundred i. belirsiz fakat çok yüksek miktar
hundred i. zibilyon
hundred i. (belirli) asır
hundred i. 100 birimlik şey
hundred i. yaklaşık 100
hundred i. c harfi
hundred i. birtakım ticari mallar için kullanılan çeşitli ingiliz miktar birimlerine verilen ad
hundred i. elli kiloluk tartı
hundred i. 112 pound'a eşdeğer bir ingiliz ağırlık birimi
hundred s. 100 yaşında
Resmi
hundred i. ingiltere ve abd'nin bazı bölgelerinde bulunan idari bölümlerin arazi sahipleri ile buralarda yaşayanlar
Ticaret/Ekonomi
hundred i. yüz dolarlık fatura
hundred i. yüz dolarlık tutar
hundred i. yüz pound'luk banknot
Siyasal
hundred i. ingiltere ve abd'nin bazı bölgelerinde bulunan idari bölüm
hundred i. pennsylvania, delaware ve virginia eyaletlerinin koloni döneminde mevcut bir idari bölüm
Fizik
hundred i. verilen büyüklüğün 100 katı
Coğrafya
hundred i. batı virginia eyaletinde yerleşim yeri
Spor
hundred i. yüz metre yarışı
hundred i. (krikette) vurucunun tek vuruşta yaptığı yüz sayı

"hundred" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
four hundred s. dört yüz
Genel
hundred thousand i. yüzbin
one hundred add i. takriben yüz
hundred percent i. yüzde yüz
a hundred i. yüz 100
hundred of thousands i. yüzbinlerce
a hundred i. yüz, 100
four hundred i. seçkinler
five hundred i. beş yüz
hundred-percenter i. aşırı milliyetçi
hundred-percenter i. radikal
hundred-percenter i. şovenist
two hundred fifty thousand i. iki yüz elli bin
two hundred and fifty thousand i. iki yüz elli bin
two hundred and fifty i. 250
two hundred fifty i. 250
two hundred billion i. iki yüz milyar
only two hundred dollars i. sadece iki yüz dolar
three hundred thousand i. üç yüz bin
two thousand five hundred eleven i. iki bin beş yüz on bir
first hundred pages i. ilk 100 sayfa
seven thousand one hundred and twelve i. yedi bin yüz on iki
six hundred i. 600
six hundred i. altı yüz
hundred dollars i. 100 dolar
hundred dollars i. yüz dolar
eight-hundred-pound gorilla i. konuşmaktan çekinilen önemli sorun
eight-hundred-pound gorilla i. piyasaya yön veren güçlü kurum
eight-hundred-pound gorilla i. sözü geçen kimse
eight-hundred-pound gorilla i. dillendirilmeye utanılan büyük problem
eight-hundred-pound gorilla i. baskın kimse
eight-hundred-pound gorilla i. kalantor kimse
eight-hundred-pound gorilla i. ağır top
one thousand six hundred i. bin altı yüz
hundred and eighty degree turn i. düşünce veya davranışta ters yönde değişim
hundred and eighty degree turn i. ters yöne çevirme
hundred and eighty degree turn i. yüz seksen derecelik dönüş
long hundred i. yüz yirmi
one hundred one i. 101 sayısı
one-hundred-thousandth i. yüz bin eş parçadan biri
one-hundred-millionth i. yüz milyonda bir
one-hundred-thousandth i. yüz binde bir
one-hundred-millionth i. yüz milyon eş parçadan biri
four hundred i. üst tabaka
four hundred i. (yaldızlı çağ new yorku'nda) elit zümre
standard hundred i. (165 fit küpe denk gelen) bir kereste ölçü birimi
give a hundred percent f. (sahada/kapasitesinin) yüzde yüzünü vermek
clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour f. birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak
one hundred s. yüz
hundred-headed s. yüz başlı
hundred and one s. yüzden fazla
hundred-and-fifth s. yüz beşinci
hundred-and-eightieth s. yüz sekseninci
hundred-and-fifteenth s. yüz on beşinci
hundred-and-seventieth s. yüz yetmişinci
hundred-and-fortieth s. yüz kırkıncı
hundred-and-thirty-fifth s. yüz otuz beşinci
hundred-year-old s. yüz yaşında
hundred-and-sixtieth s. yüz altmışıncı
hundred-and-seventy-fifth s. yüz yetmiş beşinci
hundred-and-thirtieth s. yüz otuzuncu
hundred-and-forty-fifth s. yüz kırk beşinci
hundred-and-sixty-fifth s. yüz altmış beşinci
hundred-and-first s. yüz birinci
hundred-and-fifty-fifth s. yüz elli beşinci
hundred-and-twenty-fifth s. yüz yirmi beşinci
hundred-and-ninetieth s. yüz doksanıncı
hundred-and-twentieth s. yüz yirminci
hundred-and-tenth s. yüz onuncu
hundred-and-fiftieth s. yüz ellinci
one hundred eighty s. yüz seksen olan
one hundred twenty-five s. yüz yirmi beş olan
one hundred sixty-five s. yüz altmıştan beş fazla olan
one hundred thirty s. yüz otuz olan
one hundred forty s. yüz kırk olan
one hundred twenty-five s. yüz yirmiden beş fazla olan
one hundred seventy-five s. yüz yetmiş beş olan
one hundred sixty-five s. yüz altmış beş olan
one hundred seventy s. yüz yetmiş olan
one hundred twenty s. yüz yirmi olan
one hundred twenty s. yüz ondan on fazla olan
one hundred sixty s. yüz altmış olan
one hundred seventy-five s. yüz yetmişten beş fazla olan
one hundred ten s. yüz on olan
one hundred ten s. yüzden on fazla olan
one hundred fifteen s. yüz on beş olan
one hundred five s. yüz ondan beş fazla olan
one hundred thirty s. yüz yirmiden on fazla olan
one hundred fifty s. yüz kırktan on fazla olan
one hundred fifty-five s. yüz elliden beş fazla olan
one hundred one s. yüz bir olan
one hundred ninety s. yüz doksan olan
one hundred thirty-five s. yüz otuz beş
one hundred thirty-five s. yüz otuzdan beş fazla olan
one hundred fifteen s. yüz ondan beş fazla olan
one hundred forty s. yüz otuzdan on fazla olan
one hundred fifty s. yüz elli olan
one hundred five s. yüz beş olan
one hundred fifty-five s. yüz elli beş olan
one hundred seventy s. yüz altmıştan on fazla olan
one hundred one s. yüzden bir fazla olan
one hundred forty-five s. yüz kırk beş olan
one hundred forty-five s. yüz kırktan beş fazla olan
one hundred ninety s. yüz seksenden on fazla olan
one hundred sixty s. yüz elliden on fazla olan
one hundred eighty s. yüz yetmişten on fazla olan
one hundred fifty-five s. yüz elli beş
hundred times zf. yüz kere
one hundred percent zf. yüzde yüz
hundred of thousands zf. yüz binlerce
on the scale of hundred zf. yüz üzerinden
on the scale of hundred zf. 100 üzerinden
one hundred years ago zf. yüz yıl önce
a hundred years ago zf. yüz yıl önce
hundred years ago zf. yüz yıl önce
hundred years ago zf. yüz sene önce
hundred years ago zf. yüz sene evvel
hundred years ago zf. yüz yıl evvel
a hundred times zf. yüzlerce kez
hun (hundred) kısalt. yüz
hund (hundred) kısalt. yüz
hnd (hundred) kısalt. yüz
İfadeler
out of hundred expr. yüz üzerinden
out of hundred expr. 100 üzerinden
if I live to be a hundred expr. yüz yaşına gelsem de (anlamayacağım/yapmayacağım)
the first hundred years are the hardest expr. hayat zor
the first hundred years are the hardest expr. ilk yüz yılı atlatınca rahatsın
the first hundred years are the hardest expr. ilk yüz yıl zordur
the first hundred years are the hardest expr. hayat boyu rahat yüzü yok
let a hundred flowers bloom expr. çin devlet başkanı mao zedong'un 1956 yılında çin hükümetinin eleştirilebilmesinin yolunu açmak için kullandığı bir ifade
Atasözü
the first hundred years are the hardest yüz yaşından sonrası rahat
first hundred years are the hardest yüz yaşından sonrası rahat
first hundred years are the hardest yüz yaşına gelince oh diyeceksin
the first hundred years are the hardest yüz yaşına gelince oh diyeceksin
Konuşma Dili
hundred dollar bill i. yüzlük banknot (dolar)
hundred dollar bill i. yüzlük (dolar)
hundred dollar bill i. yüz dolar
count to one hundred f. yüze kadar saymak
three hundred at most expr. en fazla üç yüz
count to one hundred expr. yüze kadar say
hundred or so expr. yüz küsür
it’s a hundred to one that somebody/something will not do something expr. (birinin bir şeyi yapmayacağına) bire yüz/bin/bir milyon veririm
it's a hundred to one that expr. bire yüz bahse varım ki
it's a hundred to one that expr. bire yüz iddiasına varım ki
it's a hundred to one that expr. bire yüz veririm ki
it’s a hundred to one that somebody/something will not do something expr. bire yüz veririm ki (biri bir şeyi yapmayacak)
it's a hundred to one that expr. bire yüz bahse girerim ki
it's a hundred to one that expr. bire yüz iddiasına girerim ki
it's a hundred to one that expr. çok düşük olasılıkla
it's a hundred to one that expr. ihtimali çok düşük