kendisinin - Türkçe İngilizce Sözlük

kendisinin

"kendisinin" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kendisinin his zm.
I know the House will understand his personal conviction in this matter.
Meclis'in kendisinin bu konudaki kişisel inancını anlayacağını biliyorum.

More Sentences
kendisinin nane [scottish] s.
kendisinin his [obsolete] s.
kendisinin own zm.

"kendisinin" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kendisinin ve takımının ikinci golü his and his team's second goal i.
kendisinin parodisini yapma self-parody i.
kendisinin niye öyle davrandığını anlatmak explain oneself f.
kendisinin ne demek istediğini anlatmak explain oneself f.
kendisinin şanslı olduğunu düşünmek consider oneself lucky f.
kendisinin patronu olmak become one's own boss f.
kendisinin patronu olmak be one's own boss f.
kendi kendisinin patronu olmak be one's own boss f.
kendisinin olduğunu kabul etmek avow [obsolete] f.
herbiri kendisinin olan respective s.
oturduğu yer kendisinin olan owner occupied s.
basım ücretini yazarın veya sanatçının kendisinin ödediği (yayın) vanity s.
kendisinin parodisini yapan self-parodying s.
Atasözü
başkalarını eleştirir ama kendisinin eleştirilmesinden hoşlanmaz he can dish it but he can't take it expr.
Konuşma Dili
kendi kendisinin efendisi one's own master i.
kendisinin bile olmayan bir şeyi korumak protect something that doesn't even belong to her/him f.
Deyim
yorumcunun kendi sayfasındaki ilk fotoğrafı beğenirlerse kendisinin de beğenen kişilerin sayfasındaki ilk fotoğrafı beğeneceğini belirten yorum comment back i.
kendi kendisinin efendisi olmak be one's own man f.
kendi kendisinin efendisi olmak be one's own master f.
Ticaret/Ekonomi
satışa aracılık eden komisyoncunun satıcıya karşı, bedel ödenmediği takdirde, ödemenin sorumluluğunu kendisinin üstlenmesi del credere i.
navlunu kendisinin üstlenmesi freight absorption i.
işçinin uğrayacağı kazalardan kendisinin mesul olması assumption of risk i.
çalışanın çalışma zamanını nasıl kullanacağına kendisinin karar vermesi time sovereignty i.
müşterinin ürünü tamir için kendisinin götürmesinin gerektiği (satış tipi) carry-in s.
Hukuk
davalının bir belgeyi kendisinin düzenlemediğini iddia eden defi plea of non est factum i.
Siyasal
halkın istediği hükümet sistemini kendisinin belirlemesi national self determination i.
Sigortacılık
yatırım planına kişinin kendisinin karar verdiği bir bireysel emeklilik çeşidi sipp [uk] i.
Biyoloji
bir genin kendisinin aleli olmayan başka bir genin etkisini baskılaması hypostasis i.
Felsefe
aklın tanrı ile olan bağı dışında kendisinin ötesinde hiçbir şeye dair bilgisinin olamayacağı öğretisine dayanan, fransız metafizikçi malebranche'ın felsefi sistemi malebranchism i.
Eski Kullanım
kendisinin olduğunu iddia etmek own f.
Argo
kendisinin yapması gerektiği işi başkasına kakalayan (kişi/amir) office quarterback i.