| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | lagoon i. | lagün | ||
|
The lagoon on the beach was filled with fish. Sahildeki lagün balıklarla doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lagoon i. | kıyı gölü | ||
|
The lagoons near the lake are popular among amateur gold miners. Gölün yakınındaki kıyı gölleri amatör altın madencileri arasında popülerdir. More Sentences |
||||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | lagoon i. | göl | ||
|
Tom and Mary swam in the lagoon. Tom ve Mary gölde yüzdüler. More Sentences |
||||
| Coğrafya | lagoon i. | kıyı gölü | ||
|
The lagoons near the lake are popular among amateur gold miners. Gölün yakınındaki kıyı gölleri amatör altın madencileri arasında popülerdir. More Sentences |
||||
| Coğrafya | lagoon i. | lagün | ||
|
The lagoon on the beach was filled with fish. Sahildeki lagün balıklarla doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | lagoon i. | gölcük | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | lagoon i. | lagun | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | lagoon i. | deniz kulağı | ||
| Çevre | ||||
| Çevre | lagoon i. | büyük arıtma havuzu | ||
| Çevre | lagoon i. | kirli veya aşırı sıcak atıkların depolanıp arıtılmasına yarayan yapay havuz | ||
| Çevre | lagoon i. | denizkulağı | ||
| Çevre | lagoon f. | lağım suyuna doğal oksidasyon ve arıtma uygulamak | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | lagoon i. | denizin uzantısı göl | ||
| Coğrafya | lagoon i. | denizkulağı | ||
| Coğrafya | lagoon i. | deniz kulağı | ||
| Coğrafya | lagoon i. | etrafı kara ile çevrili sığ su | ||
| Coğrafya | lagoon i. | gölet | ||
| Coğrafya | lagoon i. | gölcük | ||
| Coğrafya | lagoon i. | kaplıcanın havzada oluşturduğu havuz | ||