like someone - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

like someone

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"like someone" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
General
like someone f. birinden hoşlanmak

"like someone" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 196 sonuç

İngilizce Türkçe
General
like (someone/something) f. (birini veya bir şeyi) sevmek
look like someone f. birine benzemek
watch someone like a hawk f. birini göz hapsinde tutmak
treat someone like dirt f. pislikmiş gibi davranmak
treat someone like dirt f. adamdan saymamak
treat someone like dirt f. adam yerine koymamak
treat someone like a child f. birisine çocukmuş gibi davranmak
pretend to like someone f. birinden hoşlanıyormuş gibi davranmak
like someone right off f. birinden hemen hoşlanmak
make someone feel like giving up f. cesaretini kırmak
want to be like someone else f. başka biri gibi olmak istemek
want to be like someone else f. birine özenmek
be like someone f. birine benzemek
Phrasals
come across like (someone or something) f. gibi görünmek
come across like (someone or something) f. gibi gelmek
come across like (someone or something) f. gibi bir izlenim bırakmak
come across like someone or something (to someone) f. gibi görünmek
come across like someone or something (to someone) f. gibi gelmek
come across like someone or something (to someone) f. gibi bir izlenim bırakmak
Phrases
someone like you expr. senin gibi biri
someone like you expr. sana benzeyen biri
Colloquial
make someone feel like giving up f. bırakma/pes etme noktası getirmek
treat someone like an adult f. birine yetişkin gibi davranmak
treat someone like a piece of shit f. birisine bir pislik gibi davranmak
miss someone like crazy f. birini deli gibi özlemek
make someone feel like giving up f. canından bezdirmek
It smells like someone died in here! expr. biri ölmüş gibi kokuyor burası!
It smells like someone died in here! expr. burası leş gibi kokuyor!
It smells like someone died in here! expr. gerçekten çok kötü kokuyor burası!
It smells like someone died in here! expr. gerçekten berbat kokuyor burası!
say what you like (about someone or something) expr. (biri/bir şey) hakkında istediğini söyle
say what you like (about someone or something) expr. (biri/bir şey) hakkında ne dersen de/ne düşünürsen düşün
Idioms
know (someone or something) like a book f. (birisini ya da bir şeyi) avucunun içi gibi bilmek
know (someone or something) like a book f. ezbere bilmek
know (someone or something) like a book f. her karışını bilmek
turn out like someone f. (birisi) gibi olmak
hate someone like sin f. aşırı nefret etmek
know (something/someone) like the back of one's hand f. avucunun içi gibi bilmek
treat someone like a sexual object f. birisine cinsel objeymiş gibi davranmak
watch someone like a hawk f. birini çok dikkatli izlemek
treat someone like a sexual object f. birisine cinsel obje gibi davranmak
read someone like a book f. birinin ciğerini okumak
go through someone like a dose of the salts f. cırcır yapmak
hate someone like sin f. çok nefret etmek
go right through someone like a dose of the salts f. cırcır yapmak
go right through someone like a dose of the salts f. midesine dokunmak
go right through someone like a dose of the salts f. motoru bozmak
go through someone like a dose of the salts f. motoru bozmak
go through someone like a dose of the salts f. midesine dokunmak
avoid someone or something like the plague f. köşe bucak kaçmak
play someone like a fish f. kedinin fareyle oynadığı gibi oynamak
talk to someone like a dutch uncle f. sözünü esirgememek
avoid someone or something like the plague f. vebalı görmüş gibi kaçmak
go through someone like a dose of the salts f. (bir şey) midesini bozmak
go right through someone like a dose of the salts f. (bir şey) midesini bozmak
know (someone or something) like a book f. ciğerinin içini bilmek
play (someone) like a fiddle f. (birini) ustaca manipüle etmek
play (someone) like a fiddle f. (birini) işine geldiği gibi oynatmak
play (someone) like a fiddle f. (birini) parmağında oynatmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi gibi sıkıştırmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) tıka basa doluşturmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) tıkış tıkış doldurmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) tıkıştırmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi yapmak
squash (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) tıka basa sığıştırmak
play someone like a violin f. birini manipüle etmek
play someone like a violin f. birini parmağında oynatmak
come across like (someone or something) f. (birisi ya da bir şey) olarak değerlendirilmek
come across like (someone or something) f. (birisi ya da bir şey) gibi görülmek
come across like (someone or something) f. (birisi ya da bir şey) gibi izlenim bırakmak
come across like (someone or something) f. (birisi ya da bir şey) gibi etki bırakmak
come across like (someone or something) f. (birisi ya da bir şey) gibi görünmek
come across like someone or something (to someone) f. (birisi tarafından) birisi ya da bir şey olarak değerlendirilmek
come across like someone or something (to someone) f. (birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
come across like someone or something (to someone) f. (birisinde) birisi ya da bir şey gibi izlenim bırakmak
come across like someone or something (to someone) f. (birisinde) birisi ya da bir şey gibi etki bırakmak
come across like someone or something (to someone) f. (birisine) birisi ya da bir şey gibi görünmek
avoid someone/something like the plague f. birinden/bir şeyden vebalı görmüş gibi kaçmak
avoid someone/something like the plague f. birinden/bir şeyden köşe bucak kaçmak
avoid someone/something like the plague f. birinden/bir şeyden kesinlikle kaçınmak
drop (someone or something) like a hot brick f. (biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot brick f. (biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot brick f. (biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop (someone or something) like a hot brick f. (biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
drop (someone or something) like a hot brick f. (birini/bir şeyi) başından atmak
drop (someone or something) like a hot potato f. (biriyle/bir şeyle) derhal ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot potato f. (biriyle/bir şeyle) birdenbire ilişkiyi kesmek
drop (someone or something) like a hot potato f. (biriyle/bir şeyle) aniden ilişkiyi sonlandırmak
drop (someone or something) like a hot potato f. (biriyle/bir şeyle) birdenbire bağları koparmak
drop (someone or something) like a hot potato f. (birini/bir şeyi) başından atmak
drop someone or something like a hot potato f. biriyle/bir şeyle derhal ilişkiyi kesmek
drop someone or something like a hot potato f. birinden/bir şeyden hemen vazgeçmek
drop someone or something like a hot potato f. birini/bir şeyi bırakıvermek
drop someone or something like a hot potato f. biriyle/bir şeyle birdenbire bağları koparmak
drop someone/something like a hot potato f. biriyle/bir şeyle derhal ilişkiyi kesmek
drop someone/something like a hot potato f. birinden/bir şeyden hemen vazgeçmek
drop someone/something like a hot potato f. birini/bir şeyi bırakıvermek
drop someone/something like a hot potato f. biriyle/bir şeyle birdenbire bağları koparmak
feel like someone or something f. biri/bir şey gibi hissettirmek
feel like someone or something f. biri/bir şey hissi vermek
fit (someone) like a glove f. (birine) cuk oturmak
fit (someone) like a glove f. (birine) tam/çok iyi uymak
fit (someone) like a glove f. (birine) eldiven/çorap gibi uymak
fit (someone) like a glove f. (birine) tam olmak/oturmak
fit (someone) like a glove f. (birine) üstüne dikilmiş gibi uymak
fit (someone) like a glove f. (birine) kalıp gibi oturmak
fit (someone) like a glove f. (birine) tıpatıp uymak
fit (someone) like a glove f. tam (birine) göre olmak
fit (someone) like a glove f. tam (birine) uygun olmak
fit (someone) like a glove f. (biri için) biçilmiş kaftan olmak
hang on to (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) asılmak
hang on to (someone or something) like grim death f. (birinin/bir şeyin) sıkıca elinden tutmak
hang on to (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) sımsıkı tutunmak
hang on to (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) sıkıca tutunmak
hang on to (someone or something) like grim death f. (birini/bir şeyi) sıkıca tutmak
hold on (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) asılmak
hold on (someone or something) like grim death f. (birinin/bir şeyin) sıkıca elinden tutmak
hold on (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) sımsıkı tutunmak
hold on (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) sıkıca tutunmak
hold on (someone or something) like grim death f. (birini/bir şeyi) sıkıca tutmak
hate someone like sin f. birinden ölümüne nefret etmek
hate someone like sin f. birini günahı kadar sevmemek
hold on to (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) sıkıca tutunmak
hold on to (someone or something) like grim death f. (birine/bir şeye) yapışmak
hold on to (someone or something) like grim death f. düşmemek için (birini/bir şeyi) sıkıca tutmak
look for all the world like (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) tıpatıp aynısı olmak
look for all the world like (someone or something) f. (birine/bir şeye) tıpatıp benzemek
look for all the world like (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) sanki bir kopyası olmak
look for all the world like (someone or something) f. (birine/bir şeye) bire bir benzemek/aynı olmak
look like a (dead) ringer for (someone) f. (birinin) hık demiş burnundan düşmüş olmak
look like a (dead) ringer for (someone) f. (birine) çok benzemek
look like a (dead) ringer for (someone) f. (birinin) tıpatıp aynısı olmak
make like someone/something f. birini/bir şeyi taklit etmek
make like someone/something f. biri/bir şey gibi davranmak
make like someone/something f. birinin/bir şeyin yaptığını yapmak
pack (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi gibi tıkmak/doluşturmak
pack (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) balık istifi yapmak
pack (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) hınca hınç doldurmak
pack (someone or something) (in) like sardines f. (birilerini/bir şeyleri) üst üste doluşturmak
read someone like an open book f. birinin ciğerini okumak
looking like a dead ringer for someone expr. hık demiş burnundan düşmüş
it smells like someone died in (some place)! expr. (bir yerde) biri ölmüş gibi kokuyor!
it smells like someone died in (some place)! expr. (bir yer) leş gibi kokuyor!
it smells like someone died in (some place)! expr. (bir yer) gerçekten çok kötü kokuyor!
it smells like someone died in (some place)! expr. (bir yer) gerçekten berbat kokuyor!
like someone possessed expr. çılgıncasına
like someone possessed expr. vahşice
like someone possessed expr. şevkle
like someone possessed expr. hiddetli şekilde
like someone possessed expr. deli gibi
like someone possessed expr. canla başla
like someone possessed expr. büyük bir gayretle
Speaking
I would like to introduce you to someone expr. birisiyle tanışmanızı istiyorum
I would like you to meet someone expr. biriyle tanışmanızı istiyorum
I'd like to speak to someone in charge expr. bir yetkiliyle görüşmek istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. birisiyle tanışmanı istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. biriyle tanışmanı istiyorum
I would like you to meet someone expr. birisiyle tanışmanı istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. biriyle tanışmanızı istiyorum
I would like you to meet someone expr. birisiyle tanışmanızı istiyorum
I would like you to meet someone expr. biriyle tanışmanı istiyorum
I know what it's like to hold on to someone expr. birisine tutunmanın ne demek olduğunu bilirim
I've never been with someone like this before expr. daha önce hiç böyle biriyle birlikte olmadım
I would like to introduce you to someone expr. sizi birisiyle tanıştırmak istiyorum
I would like you to meet someone expr. seni biriyle tanıştırmak istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. seni biriyle tanıştırmak istiyorum
I would like you to meet someone expr. sizi biriyle tanıştırmak istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. seni birisiyle tanıştırmak istiyorum
I would like to introduce you to someone expr. sizi biriyle tanıştırmak istiyorum
I would like you to meet someone expr. sizi birisiyle tanıştırmak istiyorum
I would like you to meet someone expr. seni birisiyle tanıştırmak istiyorum
Slang
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) çok sıkı bir biçimde yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) kene gibi yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) sıkıca yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) sıkıca tutunmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) sülük gibi yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) bağımlı olarak yaşamak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. asalak gibi yaşamak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birinin/bir şeyin) peşinden düşmemek
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birinin/bir şeyin) üstüne yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birinin/bir şeyin) üstüne yapışıp kalmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (biriyle/bir şeyle) birlikte anılmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (biriyle/bir şeyle) ilişkilendirilmek
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birine/bir şeye) kara bir leke gibi yapışmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birinin/bir şeyin) üstüne kara bir leke gibi yapışıp kalmak
stick (to someone or something) like shit to a shovel f. (birinin/bir şeyin) üstünde kara bir leke gibi kalmak
come down on someone like a ton of bricks f. birine bir ton laf söylemek
come down on someone like a ton of bricks f. birine bir ton fırça çekmek/atmak
come down on someone like a ton of bricks f. birini fena halde azarlamak
come down on someone like a ton of bricks f. birini fena halde paylamak
come down on someone like a ton of bricks f. birini fena halde haşlamak
come down on someone like a ton of bricks f. birine bir güzel giydirmek
come down on someone like a ton of bricks f. öfkeyle birinin üstüne gelmek/yürümek
all over (someone) like a cheap suit expr. sülük/kene/sakız gibi yapışmış
all over (someone) like a cheap suit expr. bok böceği gibi yapışmış
British Slang
be over someone like flies on shit f. birinin üzerine üşüşmek