| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | narrative i. | anlatı | ||
|
I believe that History is not only written as a narrative using the preterite tense. Tarihin sadece geçmiş zaman kipi kullanılarak yazılan bir anlatı olmadığına inanıyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | narrative s. | hikaye tarzında | ||
| Genel | ||||
| Genel | narrative i. | hikaye | ||
|
She's good at creating the narrative of a crime. Bir suç hikayesi yaratmakta çok iyi. More Sentences |
||||
| Genel | narrative i. | hikâye | ||
|
The narrative begins with a man arriving in a strange town. Hikâye bir adamın tuhaf bir kasabaya gelmesiyle başlıyor. More Sentences |
||||
| Genel | narrative i. | anlatım | ||
|
Her book has a strong narrative. Onun kitabında güçlü bir anlatım var. More Sentences |
||||
| Genel | narrative s. | anlatı | ||
|
His work is considered to be an early form of monoscenic narrative art. Yaptığı çalışmalar tek boyutlu anlatı sanatının erken dönemdeki bir biçimi olarak kabul edilmektedir. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | narrative i. | anlatı | ||
|
I believe that History is not only written as a narrative using the preterite tense. Tarihin sadece geçmiş zaman kipi kullanılarak yazılan bir anlatı olmadığına inanıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | narrative i. | öykü | ||
| Genel | narrative i. | rivayet | ||
| Genel | narrative i. | hikaye anlatma | ||
| Genel | narrative i. | fıkra | ||
| Genel | narrative i. | nutuk | ||
| Genel | narrative s. | hikaye türünden | ||
| Genel | narrative s. | öyküleme | ||
| Genel | narrative s. | öykülü | ||
| Genel | narrative s. | öykü biçiminde | ||
| Genel | narrative s. | öyküsel | ||
| Genel | narrative s. | öyküleyici | ||
| Genel | narrative s. | anlatıma dayalı | ||
| Genel | narrative N. | hikâye yapısı | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | narrative i. | açıklama | ||