| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | parry f. | savuşturmak | ||
|
Use the right click to parry the enemy attacks. Düşman saldırılarını savuşturmak için sağ tıklamayı kullanın. More Sentences |
||||
| Genel | parry f. | geçiştirmek | ||
|
The prime minister parried all the questions from the press. Başbakan basın mensuplarının tüm sorularını geçiştirdi. More Sentences |
||||
| Genel | parry i. | bertaraf etme | ||
| Genel | parry i. | savuşturma | ||
| Genel | parry i. | rakip veya düşmandan gelen hücumu savuşturmak için yapılan hareket | ||
| Genel | parry i. | kaçamaklı cevap | ||
| Genel | parry i. | kaçınma manevrası | ||
| Genel | parry f. | bertaraf etmek | ||
| Genel | parry f. | kaçamak cevap vermek | ||
| Genel | parry f. | atlatmak | ||
| Genel | parry f. | bertaraf etmek (darbeyi) | ||
| Genel | parry f. | savmak | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | parry i. | siper | ||
| Spor | ||||
| Spor | parry i. | eskrimde, rakibin yaptığı atağı sağa, sola, ön veya arka yana doğru eğilerek savuşturma | ||
| Spor | parry i. | (boksör) rövanş yumruğu | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Deyim | ||||
| Deyim | thrust and parry f. | ağız dalaşına girmek | ||
| Deyim | thrust and parry f. | münakaşa etmek | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | parry manzanita i. | kaliforniya'da yoğun çalılar şeklinde yetişen, kırmızı dut benzeri meyveleri olan ağaçsı bir çalı | ||
| Botanik | parry's pinyon i. | kaliforniya'nın güneyi ile aşağı kaliforniya'nın kuzeyinde yetişen bir fıstık çamı | ||
| Botanik | parry's penstemon (penstemon parryi) i. | pembemsi mor çiçekleri olan bir abd bitkisi | ||
| Botanik | parry's penstemon (penstemon parryi) i. | arizona'ya özgü, pembemsi mor çiçekli bir bitki | ||
| Botanik | parry's pinyon i. | güney kaliforniya ve kuzey meksika'da yetişen bir fıstık çamı | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | parry channel i. | kuzey kanada'da bir kanal | ||
| Coğrafya | parry islands i. | kraliçe elizabeth adaları'nın alt gruplarından biri | ||