reassures - Türkçe İngilizce Sözlük

reassures

reassures — Definition

Anlamı ve Tanımı:
güvence vermek, yatıştırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ˌriːəˈʃʊr/ – BrE /ˌrɪəˈʃʊə/)
Terim Türü:
Fiil: reassure (reassures – reassured – reassuring)
Bir kişiye güven ve rahatlık sağlamayı anlatan fiildir. Fransızca rassurer kökünden evrilmiştir. Danışmanlık, sağlık ve kriz iletişiminde sık kullanılır.
Eş Anlamlılar:
comfort
Zıt Anlamlılar:
alarm

"reassures" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
reassure f. yeniden güven vermek
Genel
reassure i. yatıştırmak
Tom tried to reassure his wife.
Tom karısını yatıştırmaya çalıştı.

More Sentences
reassure f. güvence vermek
The doctor reassured the old patient that everything was okay.
Doktor yaşlı hastaya her şeyin yolunda olduğu konusunda güvence verdi.

More Sentences
reassure f. rahatlatmak
I can reassure you today on the issue of religion, for example.
Örneğin bugün din konusunda sizi rahatlatabilirim.

More Sentences
reassure f. güven vermek
Baroness Ludford has reassured us and put our minds at rest.
Barones Ludford bize güven verdi ve içimizi rahatlattı.

More Sentences
reassure f. temin etmek
I can reassure you that cancer prevention still figures very high on my agenda.
Kanserin önlenmesinin hala gündemimin en üst sıralarında yer aldığı konusunda sizi temin edebilirim.

More Sentences
reassure f. tekrar güven vermek
reassure f. güvenini tazelemek
reassure f. moral vermek
reassure f. şüphelerini ve endişelerini tekrar gidermek
reassure f. tekrar sigortalamak
reassure f. şüphelerini ve endişelerini tekrar gidermeye çalışmak
reassure f. (şüphe/korku) gidermek
Ticaret/Ekonomi
reassure f. reasüre etmek
Sigortacılık
reassure f. mükerrer sigorta yapmak

"reassures" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Öbek Fiiller
reassure someone about something f. ile ilgili güven/güvence vermek
reassure someone of something f. birine bir şeyi söz vermek/garanti etmek/taahhüt etmek
reassure someone of something f. birine bir şeyi yapacağına dair güvence vermek
reassure about f. ile ilgili güven/güvence vermek
reassure of f. -i söz vermek/garanti etmek/taahhüt etmek
reassure of f. yapacağına dair güvence vermek