resound - Türkçe İngilizce Sözlük

resound

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

resound — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çınlamak, yankılanmak
Okunuş (IPA):
(AmE /rɪˈzaʊnd/ – BrE /rɪˈzaʊnd/)
Terim Türü:
Fiil: resound (resounds – resounded – resounding)
Güçlü bir sesin geniş bir alanda tekrar tekrar duyulmasını ya da mecazen güçlü etki yaratmasını tanımlayan fiildir. Latince resonare kökünden evrilmiş ve yoğun işitsel etki fikrini korumuştur. Edebi ve gazetecilik anlatımda çarpıcı etkiyi vurgulamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
reverberate, echo
Zıt Anlamlılar:
fade

"resound" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
resound f. dillere destan olmak
The call for peace and fellowship now resounds through all of these countries in the region.
Barış ve kardeşlik çağrısı şimdi bölgedeki tüm bu ülkelerde dillere destan oluyor.

More Sentences
resound f. çın çın ötmek
The noise of the fire alarm resounded through the building.
Yangın alarmının sesi binanın içinde çın çın ötüyordu.

More Sentences
resound f. yankılanmak
The hall resounded with applause.
Salon alkış sesleriyle yankılandı.

More Sentences
resound f. çınlamak
This music resounds in my ears and has become the song of my life.
Bu müzik kulaklarımda çınladı ve hayatımın şarkısı oldu.

More Sentences
resound f. güm etmek
resound f. yankılamak
resound f. inlemek
resound f. yayılmak
resound f. sesi yansıtmak
resound f. tınlamak
resound f. ses getirmek
resound f. (sesten/gürültüden) ortalık inlemek
resound f. (sesten/gürültüden) yeri göğü inletmek
resound f. hakkında konuşulmak
resound f. şiirle övmek
resound f. ünü yayılmak
resound f. şarkıyla kutlamak
resound f. övülmek
Teknik
resound f. yankı yapmak
Müzik
resound f. titreşmek

"resound" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
make resound f. inletmek
resound the stadium f. stadı inletmek
Öbek Fiiller
resound throughout something f. çınlamak/yankılanmak
resound with f. -ile çınlamak/yankılanmak
resound through (something or some place) f. (bir şey/yer) boyunca yankılanmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) yankılanmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde konuşulmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde kutlanmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) baştan başa kutlanmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde ses getirmek
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her tarafından duyulmak
resound through something f. bir şeyde baştan başa yankı yapmak/çınlamak
resound through (something or some place) f. (bir şey/yer) boyunca duyulmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinden duyulmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) çınlamak
resound through (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) baştan başa duyulmak/yankılanmak
resound through (something or some place) f. (bir şey/yer) boyunca çınlamak
resound throughout something f. bir şey boyunca yankılanmak
resound through (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde bilinmek/duyulmak
resound through something f. bir şey boyunca yankılanmak
resound throughout something f. bir şeyde baştan başa yankı yapmak/çınlamak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) herkesin dilinde olmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde konuşulmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerine yayılmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde duyulmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde yankılanmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) ağızdan ağıza yayılmak/dolaşmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) yankılanmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinden duyulmak
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyde/yerde) ses getirmek
resound throughout (something or some place) f. (bir şeyin/yerin) her yerinde çınlamak
resound throughout (something or some place) f. (bir şey/yer) boyunca çınlamak
resound throughout (something or some place) f. (bir şey/yer) boyunca yankılanmak
resound through f. boyunca duyulmak
resound with (something) f. (bir şeyle) çınlamak
resound with (something) f. (bir şeyle) yankılanmak
resound through f. -de baştan başa kutlanmak
resound with (something) f. (bir şeyle) dolmak
resound through f. -de çınlamak
resound through f. her yerinde kutlanmak
resound through f. her yerinde bilinmek/duyulmak
resound through f. baştan başa duyulmak/yankılanmak
resound through f. her tarafından duyulmak
resound through f. her yerinde ses getirmek
resound through f. -de yankılanmak
resound through f. her yerinden duyulmak
resound with (something) f. (bir şeyle) çalkalanmak