scientist - Türkçe İngilizce Sözlük

scientist

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

scientist — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bilim insanı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsaɪəntɪst/ – BrE /ˈsaɪəntɪst/)
Terim Türü:
İsim: scientist (scientists)
Bilimsel araştırma yapan kişiyi açıklayan kelimedir. 19. yüzyılda science köküne -ist ekiyle türetilmiştir. Akademik ve kurumsal bağlamlarda bilgi üreticisi rolü anlamında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
researcher, academic
Zıt Anlamlılar:
layperson

"scientist" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
scientist i. bilim insanı
Many scientists tell people to be extra careful during the pandemic.
Pek çok bilim insanı, pandemi esnasında insanların ekstra dikkatli olmalarını söylüyor.

More Sentences
scientist i. bilimci
You'll learn to observe and explore like an underwater scientist.
Bir sualtı bilimcisi gibi gözlemlemeyi ve keşfetmeyi öğreneceksiniz.

More Sentences
scientist i. bilgin
Genel
scientist i. bilim adamı
It appears that the scientist died from the virus.
Bilim adamının virüsten öldüğü anlaşılıyor.

More Sentences
scientist i. bilimci
You'll learn to observe and explore like an underwater scientist.
Bir sualtı bilimcisi gibi gözlemlemeyi ve keşfetmeyi öğreneceksiniz.

More Sentences
Teknik
scientist i. bilim adamı
It appears that the scientist died from the virus.
Bilim adamının virüsten öldüğü anlaşılıyor.

More Sentences
Genel
scientist i. fenci
scientist i. bilim adamı/kadını
scientist i. alim
scientist i. ilim adamı
scientist i. ilim insanı
scientist i. fen adamı
scientist i. fen uzmanı
scientist i. bilim uzmanı
scientist i. ilim insanı
Dini
scientist i. hristiyan ilahiyatı
scientist i. hristiyan bilimi
scientist i. mary baker eddy tarafından kurulan kilise ve ilahiyat sistemi
scientist i. hristiyan ilimci
scientist i. hristiyan ilmi

"scientist" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 61 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
animal scientist i. hayvan bilimci
chief scientist i. başuzman
population scientist i. toplum bilimcisi
social scientist i. sosyal bilimci
plant scientist i. bitki bilimci
social scientist i. toplum bilimci
behavioral scientist i. davranış bilimci
marine scientist i. deniz bilimci
environmental scientist i. çevre bilimci
early career scientist i. kariyerinin başlangıcındaki bilim adamı
early career-stage scientist i. kariyerinin başlangıcındaki bilim adamı
early career scientist i. kariyerinin başındaki bilim adamı
early career-stage scientist i. kariyerinin başındaki bilim adamı
junior scientist i. bilimsel çalışmalarda yeni olan kimse
junior scientist i. kıdemsiz bilim insanı
junior scientist i. genç bilim insanı
life scientist i. hayat bilimci
life scientist i. yaşam bilimci
research scientist i. araştırmacı bilim adamı
shark scientist i. köpek balıkları üzerine araştırma yapan bilim adamı
senior research scientist i. kıdemli araştırmacı bilim adamı
a good scientist i. iyi bir bilim adamı
the life of a famous scientist i. ünlü bir bilim adamının hayatı
climate scientist i. iklim bilimci
data scientist i. veri bilimcisi
forensic scientist i. adli bilimler uzmanı
forensic scientist i. adli tıp uzmanı
research scientist i. araştırmacı bilim insanı
computer scientist i. bilgisayar bilimci
nobel prize-winning scientist i. nobel ödüllü bilim insanı
natural scientist i. doğa bilimcisi
natural scientist i. fiziksel dünya ile ilgili nesne, fenomen veya yasalarla ilgilenen bilim insanı
rocket scientist i. akıllı düşünür
rocket scientist i. bilim adamı
rocket scientist i. yönetim ekibindeki en zeki kişi
citizen scientist i. vatandaş bilimi insanı
Konuşma Dili
crackpot scientist i. çatlak bilim adamı
ianas (I am not a scientist) expr. ben bilim insanı değilim
Deyim
it doesn't take a rocket scientist (to do something) expr. (bir şey yapmak için) bilim adamı olmak gerekmiyor
it doesn't take a rocket scientist (to do something) expr. (bir şey yapmak için) bilim adamı olmana gerek yok
it doesn't take a rocket scientist (to do something) expr. (bir şeyi yapmak) atla deve değil
you don't have to be a rocket scientist (to do something) expr. (bir şey yapmak için) bilim adamı olmak gerekmiyor
you don't have to be a rocket scientist (to do something) expr. (bir şey yapmak için) bilim adamı olmana gerek yok
Konuşma
it doesn't take a rocket scientist expr. (bunu anlamak için) bilim adamı olmana gerek yok
it doesn't take a rocket scientist expr. (bunu anlamak için) bilim adamı olmak gerekmiyor
you don't have to be a rocket scientist expr. (bunu anlamak için) bilim adamı olmak gerekmiyor
you don't have to be a rocket scientist expr. (bunu anlamak için) bilim adamı olmana gerek yok
Siyasal
political scientist i. siyaset bilimcisi
political scientist i. siyaset bilimci
Teknik
applied scientist i. tatbiki bilimci
chief scientist i. başmühendis
Bilgisayar
computer scientist i. bilgisayar uzmanı
Medikal
medical scientist i. tıp bilim adamı
medical scientist i. tıbbi bilim adamı
pharmaceutical scientist i. farmasötik bilimci
Psikoloji
cognitive scientist i. bilişsel süreçler üzerine çalışan bilim insanı
Gökbilim
planetary scientist i. gezegen bilimci
Dilbilim
linguistic scientist i. dil bilimci
Dini
christian scientist i. (mary baker eddy tarafından kurulan) protestan kilisesi üyesi
church of christ scientist i. mary baker eddy tarafından kurulan protestan kilisesi
Engineering
rocket scientist i. roket yapan ve test eden mühendis