| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | self-explanatory s. | aşikar | ||
|
It's self-explanatory. Bu aşikar. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | self-explanatory s. | kendinden açıklayıcı | ||
|
It's self-explanatory. Kendini açıklıyor. More Sentences |
||||
| Teknik | self-explanatory s. | kendinden açıklamalı | ||
|
The Miller report is evidence to the contrary, defining things that are self-explanatory. Miller raporu, kendi kendini açıklayan şeyleri tanımlayarak bunun tam tersini kanıtlamaktadır. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | self-explanatory s. | kendinden açıklayıcı | ||
|
It's self-explanatory. Kendini açıklıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | self-explanatory s. | öz açıklamalı | ||
| Genel | self-explanatory s. | ortada | ||