situ - Türkçe İngilizce Sözlük

situ

situ — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yerinde
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsɪtjuː/ – BrE /ˈsɪtjuː/)
Terim Türü:
Terim: situ
Bu terim, bir şeyin bulunduğu konumda olduğunu belirtir. Latince in situ ifadesinden kısaltılmıştır. Bilimsel yazımda özgün bağlamı bozmadan incelemeyi anlatır

"situ" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
situ zf. ait olduğu yerde
The furniture remained in situ during the renovation process.
Yenileme sırasında, mobilyalar olduğu yerde kaldı.

More Sentences
situ zf. bulunulan yerde
situ zf. yerinde

"situ" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 82 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
in-situ examination i. yerinde tetkik
in-situ examination i. (olay) yerinde soruşturma
see in situ f. yerinde görmek
in-situ s. bulunduğu yerde
in situ zf. yerinde
in situ zf. doğal durumunda
in situ zf. ait olduğu yerde
in situ zf. asıl yerinde
in situ zf. olduğu yerde
in-situ zf. ait olduğu yerde
in-situ zf. yerinde
Ticaret/Ekonomi
in-situ reserve i. yerinde rezerv
in-situ checks i. yerinde kontroller
Siyasal
in-situ restructuring i. mekanda yeniden yapılanma
Teknik
in situ test i. arazide test
in situ test i. yerinde deney
in situ test i. yerinde deneme
cast-in-situ structure i. monolitik strüktür
in situ combustion i. yerinde yanma
in-situ nucleation i. yerinde çekirdeklenme
in-situ transformation i. yerinde dönüşüm
in-situ electron microscopy i. yerinde elektron mikroskopi
in-situ chemical reaction sintering i. yerinde kimyasal tepkimeyle sinterleme
in-situ processing i. yerinde süreçleme
in-situ compaction i. yerinde sıkılama
in-situ chemical reaction i. yerinde kimyasal tepkime
in-situ processing i. yerinde işleme
in situ measurement i. yerinde ölçme
survey method in situ i. yerinde yapılan araştırma metodu
in-situ s. yerinde
in situ expr. mahallinde
ex-situ expr. doğal yeri dışında
İnşaat
erection in situ i. işyerinde montaj
cast-in-situ pile i. yerinde dökme kazık
in-situ soil tests i. yapıyerinde zemin deneyleri
in-situ concrete slab i. yerinde dökme beton döşeme
in-situ test i. yerinde yapılan deneme
cast-in-situ concrete chimney i. yerinde dökme beton baca
in situ s. kaynaklandığı yerde
in situ s. oluştuğu yerde
in-situ s. yerinde yapım
Medikal
situ carcinoma i. situ karsinom
carcinoma in situ i. karsinoma in situ
in situ hybridization i. in situ hibridizasyon
squamous cell carcinoma in situ i. bowen hastalığı
squamous carcinoma in situ i. in situ skuamöz karsinom
laser-assisted in situ keratomileusis (lasik) i. lasek ameliyatı
laser-assisted in situ keratomileusis (lasik) i. korneayı yeniden şekillendiren refraktif bir cerrahi işlem
laser-assisted in situ keratomileusis (lasik) i. lasik ameliyatı
in situ s. bozulmamış
in situ s. olduğu yerde duran
in situ zf. tabi vaziyetinde
in situ zf. olduğu yerde
in situ zf. bozulmamış halde
in situ expr. asıl yerinde
Psikoloji
in situ zf. yerinde
Patoloji
carcinoma in situ of exocervix i. ekzoserviksde karsinoma in situ
carcinoma in situ of endocervix i. endoserviksde karsinoma in situ
ca in situ other parts of cervix i. serviksde karsinoma in situ
carcinoma in situ of penis i. penisde karsinoma in situ
carcinoma in situ of prostate i. prostatda karsinoma in situ
carcinoma in situ of cervix i. serviksde karsinoma in situ
carcinoma in situ of vagina i. vajinada karsinoma in situ
carcinoma in situ of endometrium i. endometriumda karsinoma in situ
carcinoma in situ of vulva i. vulvada karsinoma in situ
ductal carcinoma in situ i. memenin kendi içinde oluşan kanser türü
ductal carcinoma in situ i. duktal karsinoma in situ
cis (carcinoma in situ) kısalt. in situ karsinom
cis (carcinoma in situ) kısalt. in situ kanser
dcis (ductal carcinoma in situ) kısalt. duktal karsinoma in situ
Gıda
in situ zf. yerinde
Kimya
in-situ reforming i. yerinde dönüşüm (düzeltim)
fluorescence in situ hybridization (fish) i. floresan in situ hibridizasyonu
Biyoloji
in situ hybridization i. hücre içi hibridizasyon
ex-situ conservation i. doğal yeri dışında koruma
Çevre
in situ leaching i. yerinde süzme
in-situ test i. yerinde kontrol
in-situ-leaching i. yerinde özütleme
in-situ solution mining i. yerinde çözelti madenciliği
Coğrafya
in-situ test i. yerinde deney
Jeoloji
in-situ-formed s. yerinde oluşturulmuş
Latince
in situ zf. doğal yerinde