| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | sprain f. | burkmak | ||
|
Fortunately, Miss Walsh sprained his ankle. Ne yazık ki Bayan Walsh ayak bileğini burkmuş. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | sprain i. | burkulma | ||
|
Hand and wrist sprain is the most common injury for athletes with over 49% prevalence. El ve bilek burkulması %49'un üzerinde bir oranla sporcularda en sık görülen yaralanmadır. More Sentences |
||||
| Genel | sprain f. | burkmak | ||
|
Fortunately, Miss Walsh sprained his ankle. Ne yazık ki Bayan Walsh ayak bileğini burkmuş. More Sentences |
||||
| Genel | sprain i. | burkulma sonrası gelişen şişlik, iltihaplanma, kanama ve renk değişikliği durumu | ||
| Genel | sprain f. | burkulmak (bilek/ayak vb) | ||
| Genel | sprain f. | burkulmak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | sprain i. | burkulmayla incinme | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | sprain i. | (patateste) kahverengi çürüklük hastalığı | ||
| Botanik | sprain i. | patatesin içinde gelişen kahverengi leke | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | sprain f. | (tohum) serpiştirmek | ||