unprecedented - Türkçe İngilizce Sözlük

unprecedented

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

unprecedented — Definition

Anlamı ve Tanımı:
emsalsiz, benzeri görülmemiş
Okunuş (IPA):
(AmE /ʌnˈprɛsɪˌdɛntɪd/ – BrE /ʌnˈprɛsɪdɛntɪd/)
Terim Türü:
Sıfat
Daha önce örneği bulunmayan bir durumun ortaya çıkışı. Un- ve precedent kökünden türeyen yapı, tarihsel karşılaştırma imkânını ortadan kaldırır. Hukuk, ekonomi ve kriz analizlerinde olağan dışı kırılma noktalarını tanımlamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
unparalleled, unheard-of
Zıt Anlamlılar:
precedented, customary

"unprecedented" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 17 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
unprecedented s. eşi benzeri görülmemiş
The unprecedented speed of globalisation has also affected developments in both regions.
Küreselleşmenin eşi benzeri görülmemiş hızı her iki bölgedeki gelişmeleri de etkilemiştir.

More Sentences
unprecedented s. eşi görülmemiş
We live in an unprecedented age of entertainment.
Eşi görülmemiş bir eğlence çağında yaşıyoruz.

More Sentences
unprecedented s. benzeri görülmemiş
This is an exceptional and unprecedented level of engagement.
Bu, istisnai ve benzeri görülmemiş düzeyde bir angajman.

More Sentences
unprecedented s. görülmemiş (daha önce)
The crisis besetting livestock farming in Europe is of an unprecedented scale.
Avrupa'da hayvancılığı saran kriz daha önce görülmemiş boyutlarda.

More Sentences
unprecedented s. daha önce görülmemiş
The campaign resulted in an unprecedented number of volunteers.
Kampanya daha önce görülmemiş sayıda gönüllünün katılımıyla sonuçlandı.

More Sentences
unprecedented s. örneğine rastlanmamış
unprecedented s. yeni
unprecedented s. görülmemiş
unprecedented s. o zamana kadar karşılaşılmamış
unprecedented s. alternatifsiz
unprecedented s. benzeri yaşanmamış
unprecedented s. emsalsiz
unprecedented s. eşsiz
unprecedented s. öncesi olmayan
unprecedented s. benzersiz
unprecedented s. eşi benzeri olmayan
unprecedented s. eşi menendi olmayan

"unprecedented" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
unprecedented resistance i. emsali görülmemiş direniş hareketi
unprecedented success i. görülmemiş başarı
at an unprecedented pace zf. başdöndürücü bir hızda
at an unprecedented pace zf. baş döndürücü bir hızla
İfadeler
unprecedented amount of expr. benzeri görülmemiş miktarda
Hukuk
legally unprecedented i. içtihatlara aykırı
Siyasal
unprecedented scale i. daha önce görülmemiş boyutta
the enemies conspiring against your independence and your republic, may have behind them a victory unprecedented in the annals of the world i. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler