yapmayan - Türkçe İngilizce Sözlük

yapmayan

"yapmayan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Teknik
yapmayan nonperforming s.

"yapmayan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 135 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
cinsiyet ayrımı yapmayan nonsexist i.
ateş yapmayan apyrogene i.
yankı yapmayan oda anechoic room i.
cinsiyet ayrımı yapmayan non-sexist i.
ödeme yapmayan kimse non-payer i.
ödeme yapmayan kimse nonpayer i.
keyif için alınan, bağımlılık yapmayan uyuşturucu recreational drug i.
içki servisi yapmayan otel temperance hotel i.
keyif için alınan ve bağımlılık yapmayan bir uyuşturucu olarak tüketilen, kenevir ve baldan yapılan fas'a özgü bir macun majoun i.
ulaşıma ortak olup bunun için ödeme yapmayan kimse guest i.
yapmayan kimse omitter i.
işbirliği yapmayan kimse disobliger i.
manevra yapmayan non maneuvering s.
yorum yapmayan uncritical s.
ayrım yapmayan indiscriminate s.
gürültü yapmayan as quiet as a mouse s.
işbirliği yapmayan uncooperative s.
kanser yapmayan noncancerous s.
alışkanlık yapmayan nonhabituating s.
bağımlılık yapmayan nonaddicting s.
işbirliği yapmayan nonconcurrent s.
ayırım yapmayan nondiscriminatory s.
bağımlılık yapmayan nonaddictive s.
alerji yapmayan nonallergenic s.
ayrıcalık yapmayan nondiscriminating s.
kasıtlı olarak işbirliği yapmayan bloody-minded s.
iltihap yapmayan nonsuppurative s.
ayırım yapmayan non-discriminatory s.
sivilce yapmayan noncomedogenic (terms of dermatology) s.
yolsuzluk yapmayan uncorrupt s.
yolsuzluk yapmayan corruption-free s.
bağımlılık yapmayan addiction free s.
alerji yapmayan anti-allergic s.
baskı yapmayan uncoercive s.
işbirliği yapmayan unconsenting s.
türcülük yapmayan anti-speciesist s.
ayrım yapmayan undiscriminating s.
yalandan yapmayan unfeigning s.
-mış gibi yapmayan unfeigning s.
telaş yapmayan unhasting s.
(bir şeyi) hızlıca yapmayan unhasting s.
ayrıcalık yapmayan uninvidious s.
baskı yapmayan unoppressive s.
yankı yapmayan unreverberant s.
vicdan yapmayan unscrupled s.
vicdan yapmayan unscrupulous s.
cinsiyet ayrımı yapmayan unsexist s.
leke yapmayan untainting s.
banyo yapmayan bathless s.
öpüldüğünde leke yapmayan (ruj) kissproof s.
ayrım yapmayan exceptless [obsolete] s.
gerekli olanı yapmayan wayward s.
baskı yapmayan low-pressure s.
serserilik yapmayan home-keeping s.
misilleme yapmayan revengeless s.
işbirliği yapmayan incompliant s.
kaşıntı yapmayan itchless s.
artık üretim yapmayan dead s.
müsriflik yapmayan scant [dialect] s.
hata yapmayan surefooted s.
ayrımcılık yapmayan indiscriminative s.
ayrımcılık yapmayan indiscriminating s.
ayrım yapmayan indistinctive s.
Atasözü
hazırlık yapmayan başarısızlığa davetiye çıkarır he who fails to prepare prepares to fail
hazırlığını yapmayan başarısızlığa hazırlanır he who fails to prepare prepares to fail
Konuşma Dili
bağımlılık yapmayan uyuşturucu light stuff i.
Deyim
hiç yanlış bir şey yapmayan kimse a ˈgoody-goody i.
hiç yanlış bir şey yapmayan kimse a goody two-shoes i.
görevinin gereğini yapmayan asleep at the wheel s.
görevinin gereğini yapmayan asleep at the switch s.
gürültü yapmayan still as a mouse s.
gürültü yapmayan quiet as a mouse s.
artık iş yapmayan out of business expr.
Ticaret/Ekonomi
ticaret yapmayan non-trader i.
krediyle satış yapmayan toptancı limited function wholesaler i.
dışalım yapmayan nonimporting s.
ödeme yapmayan nonpaying s.
ödeme yapmayan non-paying s.
ticaret yapmayan tradeless s.
Hukuk
atış çemberi dışında yapılan ihlaller için ihlal yapmayan tarafa verilen ödül free hit i.
savunma yapmayan impleadable s.
Teknik
patinaj yapmayan lastik antiskid tyre i.
rezonans yapmayan hat nonresonant line i.
rezonans yapmayan nonresonant s.
rötre yapmayan non-shrink s.
yansıma yapmayan echolucent s.
(şekil kesme makineleri) desenin etrafında kesim yapmayan patternless s.
Elektrik
endüksiyon yapmayan noninductive i.
rezonans yapmayan hat nonresonant line i.
Otomotiv
patinaj yapmayan lastik antiskid tyre i.
parazit yapmayan buji kablosu interference-suppression ignition cable i.
buz yapmayan evaporatör non-frosting evaporator i.
Havacılık
yolcu veya mal taşımak için kiralanmak üzere lisans almış ve tarifeli sefer yapmayan havayolu charter airline i.
Medikal
yeni mezun uzmanlık yapmayan pratisyen hekim junior hospital doctor i.
tahriş yapmayan madde nonirritant i.
kolesterol yapmayan anti-cholesterol s.
kolesterol yapmayan anticholesterol s.
hastalık yapmayan nonpathogenic s.
hastalık yapmayan non-pathogenic s.
Anatomi
yüzünün alt kısmı çıkıntı yapmayan orthognathous s.
Patoloji
skar yapmayan saç kaybı nonscarring hair loss i.
Fizik
enerji tasarrufu yapmayan fiziksel kuvvetlerle ilgili nonconservative s.
Kimya
bağ yapmayan orbital nonbonding orbital i.
bağ yapmayan non bonding s.
kendisiyle bağ yapıp diğer elementlerle bağ yapmayan (element) molecular s.
Biyoloji
oksijenli solunum yapmayan mikroorganizmalar anaerobies i.
fotosentez yapmayan nonphotosynthetic s.
Zooloji
hayvanlar arasında birine yıkıcı olup diğerine etki yapmayan parazitik ilişki amensalism i.
genellikle fotosentez yapmayan, bazı türlerinin insanlarda ve diğer hayvanlarda hastalık yaptığı, kırbaç benzeri uzantılara sahip parazit olmayan tek hücreli hayvan flagellated protozoan i.
genellikle fotosentez yapmayan, bazı türlerinin insanlarda ve diğer hayvanlarda hastalık yaptığı, kırbaç benzeri uzantılara sahip parazit olmayan tek hücreli hayvan mastigophoran i.
genellikle fotosentez yapmayan, bazı türlerinin insanlarda ve diğer hayvanlarda hastalık yaptığı, kırbaç benzeri uzantılara sahip parazit olmayan tek hücreli hayvan flagellate protozoan i.
genellikle fotosentez yapmayan, bazı türlerinin insanlarda ve diğer hayvanlarda hastalık yaptığı, kırbaç benzeri uzantılara sahip parazit olmayan tek hücreli hayvan mastigophore i.
gözleri sap yapı üzerinden çıkıntı yapmayan sessile-eyed s.
Botanik
bitkiler üzerine araştırma yapmayan kimse nonbotanist i.
bitkiler arasında birine yıkıcı olup diğerine etki yapmayan parazitik ilişki amensalism i.
Sosyal Bilimler
ırk ayrımcılığı yapmayan toplum color blind society i.
Dilbilim
cinsiyet ayrımı yapmayan gender-free s.
(galce gibi bazı renk tonları arasında ayrım yapmayan dillerden yapılan çevirilerde) yeşil veya mavi grue s.
Dini
insanbiçimci olmayan ve ahlaki yargılama yapmayan sadece yaratıcı nitelikli tanrı tasavvuru depadotheism i.
Askeri
kimyasal aşınma yapmayan temizleme maddesi noncorrosive decontaminating agent i.
işbirliği yapmayan uydu uncooperative satellite i.
Spor
profesyonel koşucu olarak antrenman yapmayan sporcu nonrunner i.
kar kayağı yapmayan kimse nonskier i.
eklemlere veya vücuda baskı yapmayan (egzersiz) nonimpact s.
Tiyatro
oyunculuk yapmayan kimse ile ilgili olan nonacting s.
Matbaa
ofset baskı makinesinde baskı yüzeyinin baskı yapmayan alanlarına su taşıyan silindir dampener i.
kağıda vuruş yapmayan (yazıcı) nonimpact s.
Eski Kullanım
yalancı şahitlik yapmayan unperjured s.
Engineering
vuruş sesi yapmayan (makine, gaz) knockless s.
yankılanma yapmayan (vuruş) dead-stroke s.
Argo
(kıskançlık/tepki nedeniyle) partneriyle seks yapmayan erkek cockblocker i.
(kıskançlık/tepki nedeniyle) partneriyle seks yapmayan kadın box lock i.
kafa yapmayan mal bammer i.
kafa yapmayan esrar swag i.
Modern Argo
başkalarının seks yapmasından tahrik olan fakat kendisi seks yapmayan kimse aegosexual i.