you can - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

you can

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"you can" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Computer
you can yapabilecekleriniz

"you can" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Phrases
below you can find our offer teklifimiz aşağıda yer almaktadır
below you can find our offer teklifimizi aşağıda bulabilirsiniz
everything you can imagine is real hayal edebileceğin her şey gerçektir
go as far as you can gidebildiğin kadar uzağa git
go as far as you can gidebildiğin yere kadar git
the more words you know the more you can say ne kadar çok kelime bilirsen o kadar çok konuşursun
the person you have called can not be reached at the moment please try again later aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz
what conclusions can you draw? ne sonuçlar çıkarıyorsun?
Proverb
believe you can and you're halfway there inanmak başarmanın yarısıdır
don't put off for tomorrow what you can do today bugünün işini yarına bırakma
never put off till tomorrow what you can do today bugünün işini yarına bırakma
what can you expect from a hog but a grunt can çıkar huy çıkmaz
what can you expect from a hog but a grunt huylu huyundan vazgeçmez
what can you expect from a hog but a grunt? can çıkar huy çıkmaz
what can you expect from a hog but a grunt? can çıkmadıkça huy çıkmaz
what can you expect from a hog but a grunt? huylu huyundan vazgeçmez
why buy a cow when you can get milk for free bedava bulabiliyorsam neden para vereyim
why buy a cow when you can get milk for free maşa varken elimi niye ateşe sokayım
why buy a cow when you can get milk for free nerede beleş oraya yerleş
you can catch more flies with honey than with vinegar tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
you can catch more flies with honey than with vinegar çanakta balın olsun arı yemenden gelir
you can lead a horse to water but you can't make it drink zorla güzellik olmaz
you can lead a horse to water, but you can't make it drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
you can not teach an old dog a new trick kırk yıllık kani olur mu yani
you can not teach an old dog a new trick can çıkar huy çıkmaz
you can not teach an old dog a new trick huylu huyundan vazgeçmez
you can not teach an old dog new tricks ağaç yaşken eğilir
you can put lipstick on a pig, but it's still a pig eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
you can take a horse to water but you can't make him drink zorla güzellik olmaz
you can take a horse to water but you can't make him drink birine şans verebilirsin ama o şansı kullanması için zorlayamazsın
you never know what you can do till you try denemedikçe bilemezsin
you never know what you can do till you try denemeden bilemezsin
Colloquial
before you can say knife soluk almadan
before you can say knife birden
before you can say knife fırsat bulmadan
can you spare a dime? (bana vereceğin) bozukluğun var mı?
can you spare a dime? (bana vereceğin) bozuk paran var mı?
come on you can do it haydi bunu yapabilirsin
find it if you can bul bulabilirsen
pull as hard as you possibly can çekebildiğin kadar kuvvetli bir şekilde çek
quicker than you can say Jack Robinson hızla
quicker than you can say Jack Robinson göz açıp kapayıncaya kadar
quicker than you can say Jack Robinson çabucak
Idioms
before you can say jack robinson palas pandıras
before you can say jack robinson göz açıp kapayıncaya kadar
before you can say jack robinson kaşla göz arasında
before you can say jack robinson göz açıp kapatana kadar
if you can help it mecbur kalmadıkça/olmadıkça
if you don't like it, you can lump it beğensen de bir beğenmesen de
more than you can shake a stick at saymakla bitmez
more than you can shake a stick at saymakla bitiremezsin
not if you can help it mecbur kalmadıkça/olmadıkça
you can bet your bottom dollar emin olabilirsin!
you can bet your bottom dollar kesinlikle!
Speaking
are you 100% sure you can trust this guy? bu adama güvenebileceğine %100 emin misin?
as you can see göreceğiniz üzere
as you can see gördüğünüz üzere
as you can see görebileceğiniz üzere
as you can see below aşağıda göreceğiniz üzere
be all that you can be göreyim seni
before you can say jack robinson kaşla göz arasında
before you can say jack robinson göz açıp kapatıncaya kadar
before you can say jack robinson göz açıp kapayıncaya kadar
before you can say knife hızla
Can I ask a favor of you? senden bir iyilik isteyebilir miyim?
can I ask you something? sana bir şey sorabilir miyim?
can I buy you a drink? sana bir içki ısmarlayabilir miyim?
can I call you by your first name size isminizle hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name sana adınla hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name sana isminle hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name size adınızla hitap edebilir miyim?
can I call you by your first name size sen diyebilir miyim?
can I help you? size yardım edebilir miyim?
can I see you again? seni tekrar görebilir miyim?
can I see you again? tekrar görüşebilir miyiz?
can I talk to you for a minute? bir dakika konuşabilir miyiz?
can i ask you a couple of questions sana birkaç soru sorabilir miyim
can i ask you a few questions sana birkaç soru sorabilir miyim
can i ask you a question? sana bir soru sorabilir miyim?
can i ask you something stupid? sana aptalca bir şey sorabilir miyim?
can i ask you something? size bir şey sorabilir miyim?
can i be honest with you? açık konuşayım mı?
can i be honest with you? sana karşı dürüst olabilir miyim?
can i be honest with you? sana karşı dürüst olayım mı?
can i be honest with you? sana dürüst olayım mı?
can i buy you a drink? bir içki ısmarlayabilir miyim sana?
can i buy you lunch? sana öğle yemeği ısmarlayabilir miyim?
can i buy you lunch? sana öğle yemeği ısmarlayayım mı?
can i call you back? seni daha sonra arayabilir miyim?
can i count on you? size güvenebilir miyim?
can i count on you? sana güvenebilir miyim?
can i get you a drink? sana içki alabilir miyim?
can i get you a drink? sana içki ısmarlayabilir miyim?
can i give you some advice? sana bir tavsiye vereyim mi?
can i have a word with you? seninle biraz konuşabilir miyim?
can i help you? yardımcı olabilir miyim?
can i help you? size yardım edebilir miyim?
can i help you? yardım edebilir miyim?
can i kiss you? seni öpebilir miyim?
can i read it to you? sana okuyabilir miyim?
can i see you sizi görebilir miyim
can i see you seni görebilir miyim
can i see you in my office? seni ofisimde görebilir miyim?
can i see you in my office? sizi ofisimde görebilir miyim?
can i see you in my office? ofisimde görüşelim mi?
can i see you in my office? seni ofisimde görebilir miyim?
can i speak to you a minute? bir dakika konuşabilir miyiz?
can i take you for a drink? seni bir şeyler içmeye götürebilir miyim?
can i talk to you for a sec? bir saniye konuşabilir miyiz?
can i talk to you for a second? sizinle biraz görüşebilir miyiz?
can i talk to you for a second? sizinle bir saniye konuşabilir miyim?
can i talk to you for a second? sizinle bir saniyeliğine konuşabilir miyim?
can i talk to you? seninle konuşabilir miyim?
can i tell you a story? sana bir hikaye anlatabilir miyim?
can i trust you? size güvenebilir miyim?
can i trust you? sana güvenebilir miyim?
can l call you later? seni sonra arayabilir miyim?
can we join you? sana katılabilir miyiz?
can you take these cuffs off of me? şu kelepçeleri çıkaramaz mısın?
can you answer my question soruma cevap verir misin
can you ask him to call me? beni aramasını söyler misin?
can you at least pretend that you're working? en azından çalışıyormuşsun gibi yapabilir misin?
can you at least tell me her name? en azından ismini söyleyemez misin?
can you at least tell me his name? en azından ismini söyleyemez misin?
can you at least tell me where he is? en azından nerede olduğunu söyleyebilir misin?
can you at least tell me where he is? en azından nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?
can you at least try? en azından deneyemez misin?
can you be more clear? daha açık olur musun?
can you be more specific? daha açık olur musun?
can you beat me? beni yenebilir misin?
can you believe it? inanabiliyor musun?
can you believe it? inanabiliyor musunuz?
can you believe that? inanabiliyor musun?
can you believe that? buna inanabiliyor musun?
can you believe that? buna inanabiliyor musunuz?
can you blame him? onu suçlayabilir misin?
can you break a hundred? yüzlük bozabilir misin?
can you bring me a cup of tea? bana bir fincan çay getirir misin?
can you bring me a glass of tea? bana bir bardak çay getirir misin?
can you bring me home? beni eve bırakır mısın?
can you bring me my bag? bana çantamı getirir misin?
can you bring those over here? şunları buraya getirir misin?
can you call it? telefonumu çaldırır mısın?
can you call me a cab? bana taksi çağırır mısınız?
can you call me a cab? bana bir taksi çağırabilir misiniz?
can you call me a cab? bana bir taksi çağırır mısın?
can you call me a cab? taksi çağırır mısın bana?
can you call me a cab? bana taksi çağırır mısın?
can you call me a taxi? bana taksi çağırır mısın?
can you call me a taxi? bana taksi çağırır mısınız?
can you call me a taxi? taksi çağırır mısın bana?
can you clean the board please? tahtayı siler misin lütfen?
can you clean the board please? lütfen tahtayı siler misin?
can you clean your room? odanı temizleyebilir misin?
can you come here and get me? buraya gelip beni alır mısın?
can you cook well? güzel yemek yapabilir misin?
can you cook well? iyi yemek yapabilir misin?
can you cook? yemek yapabiliyor musun?
can you deliver on a deadline? gününde iş yetiştirebilir misiniz?
can you do anything? bir şey yapabilir misin?
can you do it for me? bunu benim için yapar mısın?
can you do me a favor? bana bir iyilik yapar mısın?
can you do me a favour? bana bir iyilik yapar mısın?
can you do that for me? benim için bunu yapar mısın?
can you do that? bunu yapabilir misin?
can you drop by tonight? bu gece bize uğrar mısın?
can you drop me at the shopping mall? beni alışveriş merkezinde bırakabilir misiniz?
can you excuse us please? müsaadenizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
can you excuse us please? bize müsaade (özellikle bir yerden ayrılırken)
can you excuse us please? izninizle! (özellikle bir yerden ayrılırken)
can you explain that? bunu açıklayabilir misin?
can you explain why? nedenini açıklar mısın?
can you feel this? bunu hissedebiliyor musun?
can you find him? onu bulabilir misin?
can you fix it? tamir edebilir misin?
can you get me a cab? bana bir taksi çağırır mısın?
can you give me one chance here? bana bir şans verseydin?
can you give us a minute? bize bir dakika izin verebilir misiniz?
can you give us a minute? bize bir dakika izin verir misiniz?
can you give us a minute? bize bir dakika izin verebilir misin?
can you give us a minute? bize bir dakika izin verir misin?
can you handle it? bunu kaldırabilir misin?
can you handle it? bunun üstesinden gelebilir misin?
can you hang up? (telefonu) kapatır mısın?
can you hear me beni duyabiliyor musun
can you hear me? beni duyabiliyor musun?
can you hear me? beni duyabiliyor musunuz?
can you hear me? sesim geliyor mu?
can you hear what you're saying? ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?
can you help me? bana yardım eder misiniz?
can you hold on for one second? bir saniye bekleyebilir misin?
can you hold? hatta kalın lütfen!
can you hold? hatta kalınız lütfen!
can you imagine that? düşünebiliyor musun?
can you imagine? düşünebiliyor musunuz?
can you introduce yourself? kendinizi tanıtır mısınız?
can you just get past it? unutamaz mısın şunu?
can you keep a secret? sır tutabilir misiniz?
can you keep a secret? sır tutabilir misin?
can you keep this box until i call for it next week? haftaya arayana kadar bu kutuyu saklar mısın?
can you keep this box until i call for it next week? haftaya isteyene kadar bu kutuyu saklar mısın?
can you learn something? bir şeyler öğrenebilir misiniz?
can you learn something? bir şeyler öğrenebiliyor musunuz?
can you learn something? bir şeyler öğrenebiliyor musun?
can you learn something? bir şeyler öğrenebilir misin?
can you lend me some money? bana biraz borç verir misin?
can you lend me some money? bana biraz borç para verir misin?
can you let me finish? bitirmeme izin verir misin?
can you lift this? bunu kaldırabilir misin?
can you or can't you do it? bunu yapabilir misin yapamaz mısın?
can you pass me the salt bana tuzu uzatır mısın
can you pass the salt please? tuzu uzatır mısınız?
can you pass the salt please? tuzu uzatır mısın?
can you play a musical instrument? bir müzik aleti çalabiliyor musunuz?
can you play a musical instrument? bir müzik aleti çalabiliyor musun?
can you play guitar? gitar çalıyor musun?
can you play guitar? gitar çalabiliyor musun?
can you please ask her for his number for me? benim için (onun) numarasını ister misin ondan?
can you please excuse me a second? bana biraz izin verir misiniz?
can you pop the trunk? bagajı açabilir misin?
can you pop the trunk? bagajı açar mısın?
can you prove that? bunu ispatlayabilir misiniz?
can you prove that? bunu ispatlayabilir misin?
can you prove this? bunu ispatlayabilir misin?
can you prove this? bunu ispatlayabilir misiniz?
can you pull down your pants? pantolonunu indirebilir misin?
can you put him on? onu telefona verir misin?
can you put him on? onu telefona verebilir misin?
can you repeat it? tekrar eder misin?
can you repeat? tekrar eder misin?
can you rewind it just a little bit? biraz başa sarabilir misin?
can you ride a bike? bisiklet sürebiliyor musun?
can you ride a bike? bisiklet sürebilir misin?
can you run fast? hızlı koşabilir misin?
can you say it again? tekrar söyler misin?
can you say that again please? tekrar söyler misin lütfen?
can you say that again? yeniden söyler misin?
can you say that again? bunu bir daha söyleyebilir misin?
can you see me? beni görebiliyor musun?
can you set the alarm for 07:00 a.m.? saati 7'ye kurar mısın?
can you show me? bana gösterebilir misiniz?
can you sing a song for me? benim için bir şarkı söyleyebilir misin?
can you sing? şarkı söyleyebiliyor musun?
can you sleep at night? geceleri uyuyabiliyor musunuz?
can you spare 5 minutes? 5 dakikanızı ayırabilir misiniz?
can you speak only english sadece ingilizce mi konuşabiliyorsun
can you speak turkish? sen türkçe konuşabiliyor musun?
can you spell it? heceler misin?
can you spell it? heceleyebilir misin?
can you spell that for me? benim için heceler misin?
can you stay with me? benimle kalır mısın?
can you take me to them? beni onlara götürebilir misin?
can you take out the garbage? çöpü çıkarabilir misin?
can you teach me english? bana ingilizce öğretir misin?
can you teach me english? sen bana ingilizce öğretir misin?
can you teach me english? bana ingilizce öğretir misiniz?
can you teach me how to do that? bunu nasıl yaptığını öğretir misin?
can you teach me how to do that? bunu nasıl yapıldığını öğretir misin?
can you teach me? bana öğretebilir misin?
can you tell me about your life? bana hayatından bahseder misin?
can you tell me about yourself? bana kendinden bahseder misin?
can you tell me that in dollars term? bunu dolar bazında söyler misiniz?
can you tell me the time? bana saati söyler misin?
can you tell me what it means? bana bunun ne anlama geldiğini söyleyebilir misin?
can you tell me? bana söyleyebilir misiniz?
can you translate this for me? bunu benim için tercüme edebilir misiniz?
can you translate this for me? bunu benim için tercüme eder misin?
can you translate this for me? bunu benim için tercüme edebilir misin?
can you translate this for me? bunu benim için tercüme eder misiniz?
can you turn down the music? müziği kısabilir misin?
can you turn down the radio? radyoyu kısar mısın?
can you turn down the radio? radyonun sesini kısar mısın?
can you turn this down a notch? şunun sesini biraz kısabilir misin?
can you walk? yürüyebilir misin?
can you wrap it as a gift? hediye paketi yapabilir misiniz?
can/could you possibly mümkünse
come back when you can stay longer daha uzun vaktiniz olduğunda yine gelin
do the best you can yapabileceğinin en iyisini yap
do your job the best you can işini en iyi şekilde yap
don't bite off more than you can chew boyundan büyük işlere kalkışma
don't bite off more than you can chew yutamayacağın lokmayı ağzına alma
enclosed you can see the results of analysis analiz sonuçları ekte bilgilerinize sunulmuştur
how can I trust you? sana nasıl güvenebilirim?
how can I trust you? sana nasıl güvenebilirim?
how can i be of service to you? size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i help you nasıl yardımcı olabilirim
how can i help you size nasıl yardımcı olabilirim
how can i help you sana nasıl yardım edebilirim
how can i help you size nasıl yardım edebilirim
how can i help you? nasıl yardımcı olabilirim?
how can i help you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i make you believe? seni nasıl inandırabilirim?
how can i reach you? sana nasıl ulaşabilirim?
how can i serve you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
how can i thank you for what you've done? yaptığınız şey için size nasıl teşekkür edebilirim?
how can i thank you for what you've done? yaptığın şey için sana nasıl teşekkür edebilirim?
how can i thank you for what you've done? yaptığın şey için sana nasıl teşekkür ederim?
how can we help you? size nasıl yardım edebiliriz?
how can you be so sure? nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
how can you go on vacation with a woman that you don’t love? sevmediğin bir kadınla nasıl tatile gidebilirsin?
how can you not know? nasıl bilmezsin?
how can you not trust me? nasıl güvenmezsin bana?
how can you say that after what happened yesterday? dün olanlardan sonra bunu nasıl söylersin?
how can you trust him? ona nasıl güvenebilirsin?
how late can you stay tonight? bu gece kaça kadar kalabilirsin?
how late can you stay tonight? bu gece en geç kaça kadar kalabilirsin?
how many languages can you speak? kaç dil konuşabiliyorsunuz?
how many languages can you speak? kaç dil konuşabiliyorsun?
how much can you learn in a month? bir ayda ne kadar öğrenebilirsin?
I can hear you seni duyabiliyorum
I can imagine how hard it was for you senin için ne kadar zor olduğunu/geçtiğini hayal edebiliyorum
I can not tell you anything you do not know sana bilmediğin bir şey söyleyemem
I can show you some other things başka şeyler de gösterebilirim
I'll be glad if you can help me yardımcı olabilirseniz sevinirim
i can accommodate you seni misafir edebilirim
i can accommodate you sizi misafir edebilirim
i can assure you seni temin ederim
i can connect you with the right people doğru kişilerle tanışmanızı sağlayabilirim
i can do that for you bunu senin için yapabilirim
i can guarantee you this sana şunu garanti ediyorum
i can hardly hear you sesiniz çok az geliyor
i can hardly hear you sesin çok az geliyor
i can hardly hear you seni çok zor duyuyorum
i can hardly hear you sizi çok zor duyuyorum
i can make you something to eat sana yiyecek bir şeyler hazırlayabilirim
i can not be with you seninle olamam
i can not be with you olamam seninle
i can not believe you answered me bana cevap verdiğine inanamıyorum
i can not see you seni göremiyorum
i can not understand what you are saying dediğini anlayamıyorum
i can prove it to you bunu sana kanıtlayabilirim
i can put you up seni misafir edebilirim
i can put you up sizi misafir edebilirim
i can understand how you felt senin ne hissettiğini anlayabiliyorum
i charge what you can afford gönlünüzden ne koparsa
i have to be sure that i can trust you sana güvenebileceğimden emin olmam lazım
i hope you can respect that umarım buna saygı duyabilirsin
i know you can hear me beni duyabildiğini biliyorum
i love you more than you can imagine seni tahmin edemeyeceğin kadar çok seviyorum
i need to know that i can count on you sana güvenebileceğimi bilmem gerek
i need to know that i can trust you sana güvenebileceğimi bilmem gerek
i wonder if you can help me bana yardım edebilir misiniz bilmiyorum
i wonder if you can help me bana yardım edip edemeyeceğinizi bilmiyorum
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya toprağın
if i can't have you, no one can ya benimsin, ya kara toprağın
if there's a rule you can bend it bir kural varsa onu esnetebilirsin
if you can yapabiliyorsan
if you can yapabilirsen…
if you can yapabilirsen
if you can believe it inanır mısın
if you can believe it insanın inanası gelmiyor
if you can hear me beni duyabiliyorsanız
i'm not asking you if i can go sana gidebilir miyim diye soran yok
i'm not asking you if i can go gitmek için izin istemiyorum
i'm not asking you if i can leave gitmek için izin istemiyorum
i'm not the one that can help you sana yardım edebilecek kişi ben değilim
is that the best you can do? yapabileceğinin en iyisi bu mu?
is there anything i can do for you? sizin için yapabileceğim bir şey var mı?
is there anything that I can help you with? yardım edebileceğim herhangi bir şey var mı?
is there anything you can tell me about him? onun hakkında bana söyleyebileceğiniz bir şey var mı?
is this something i can help you with? yardım edebileceğim bir şey mi?
is this something i can help you with? yardımcı olabileceğim bir şey mi?
is this the best you can do? bulabileceğinin en iyisi bu muydu?
is this the best you can do? bula bula bunu mu buldun?
it's too hot in here can you open the window? burası çok sıcak pencereyi açar mısın?
let me see if you can! hodri meydan
let's see what you can do ne yapabileceğinizi görelim
more than you can shake a stick at sürüsüne bereket
nice work if you can get it başarabilirsen ne ala
nothing on earth can satisfy you gözünü toprak doyursun
show us how bad you can be bize ne kadar kötü olabileceğini göster
the least you can do is listen en azından dinle
then you can have some o zaman biraz alabilirsin
there are things you can get away with bu dünyada yanına kar kalacak şeyler vardır
there's not much you can do yapabileceğiniz pek bir şey yok
there's nothing i can do for you senin için yapabileceğim bir şey yok
there's nothing you can do yapabileceğin hiçbir şey yok
there's really nothing that you can do about it bu konuda gerçekten yapabileceğin hiçbir şey yok
there's so much you can do yapabileceğin ne de çok şey var
we can change that if you want istersen bunu değiştirebiliriz
we can get you help sana yardım bulabiliriz
we can help you size yardım edebiliriz
we can help you sana yardım edebiliriz
we can protect you from the dangers you face seni içinde bulunduğun tehlikeden koruyabiliriz
welcome how can I help you? hoşgeldiniz size nasıl yardımcı olabilirim?
what a lot of things there are that you can do yapabileceğin ne de çok şey var
what can I do for you? sizin için ne yapabilirim?
what can I do for you? senin için ne yapabilirim?
what can i do for you? senin için ne yapabilirim?
what can i do for you? sizin için ne yapabilirim?
what can i do for you? (garson vs) buyrun size nasıl yardımcı olabilirim?
what can i do without you sensiz naparım
what can i get you to drink? size içecek olarak ne getirebilirim?
what can i get you? size/sana ne verebilirim?
what can i get you? size/sana ne ikram edebilirim?
what can you do for me? benim için ne yapabilirsin?
what can you tell us? Bize ne söyleyebilirsiniz?
what else can i do for you? sizin için başka ne yapabilirim?
what else can you tell me? bana başka ne anlatabilirsin?
what makes you think he can do this job? onun bu işi yapabileceğini nereden çıkardın ki?
what makes you think he can do this job? onun bu işi yapabileceğini nereden düşündün ki?
when can he come and visit you? seni ne zaman gelip görebilir?
when can you come here? buraya ne zaman gelebilirsin?
when can you get here? buraya ne zaman gelebilirsin?
where can i reach you? sana nasıl ulaşabilirim?
where can you go from there? oradan nereye gidebilirsin ki?
where do you think I can find it? sence nerede bulabilirim?
yes how can I help you buyrun nasıl yardımcı olabilirim
you (can) never know bakarsın
you are the only one who can end this bunu sadece sen bitirebilirsin
you can achieve anything you want istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz
you can always talk to me her zaman benimle konuşabilirsin
you can at least talk to me en azından benimle konuşabilirsin
you can be anyone you want kim istersen olabilirsin
you can be mine benim olabilirsin
you can be sure emin olabilirsiniz
you can be wrong a million times milyon kere yanılabilirsin
you can believe me bana inanabilirsin
you can bet the farm on emin olabilirsin
you can bet your bottom dollar emin olabilirsin
you can bet your bottom dollar her iddiasına girmek
you can bet your life hiç şüphen olmasın
you can bet your life emin olabilirsin
you can bet your life bottom dollar her iddiasına girmek
you can bet your life on kesinlikle emin olabilirsin
you can bring your friends arkadaşlarını getirebilirsin
you can call me any time beni istediğin zaman arayabilirsin
you can call me by my name bana siz yerine sen diyebilirsin
you can call me by my name bana siz yerine sen diye hitap edebilirsin
you can call me by my name bana adımla hitap edebilirsin
you can call me on my cell phone bana cep telefonumdan ulaşabilirsiniz
you can call me on my cell phone bana cep telefonumdan ulaşabilirsin
you can call me on my cell phone beni cep telefonumdan arayabilirsiniz
you can call me on my cell phone beni cep telefonumdan arayabilirsin
you can cancel my orders siparişlerimi iptal edebilirsiniz
you can contact me bana ulaşabilirsin
you can contact me bana ulaşabilirsiniz
you can contact me benimle temas kurabilirsiniz
you can contact me benimle temasa geçebilirsiniz
you can contact me benimle temas kurabilirsin
you can contact me benimle temasa geçebilirsin
you can contact me bizimle temasa geçebilirsin
you can contact me bize ulaşabilirsiniz
you can contact me bize ulaşabilirsin
you can contact me bizimle temas kurabilirsin
you can contact me bizimle temasa geçebilirsiniz
you can contact me bizimle temas kurabilirsiniz
you can do better daha iyisini yapabilirsin
you can do better than that bundan daha iyisini yapabilirsin
you can do better than that bundan iyisini yapabilirsin
you can do something good with this money bu parayla iyi bir şey yapabilirsin
you can do what you want istediğini yapabilirsin
you can do whatever you want istediğini yapabilirsin
you can eat yiyebilirsiniz
you can eat yiyebilirsin
you can get out anytime istediğin zaman çıkabilirsin
you can go gidebilirsin
you can go gidebilirsiniz
you can go by bus otobüsle gidebilirsiniz
you can go by bus otobüsle gidebilirsin
you can go now artık gidebilirsin
you can go out çıkabilirsiniz
you can go out çıkabilirsin
you can handle this altından kalkabilirsin
you can have anything you want istediğin her şeye sahip olabilirsin
you can have it al senin olsun
you can have it back geri alabilirsin
you can keep it if you like beğendiysen sende kalabilir
you can keep your underwear on iç çamaşırın kalabilir
you can kiss goodbye güle güle/elveda diyebilirsin
you can laugh all you want istediğin kadar gülebilirsin
you can laugh all you want istediğiniz kadar gülebilirsiniz
you can lecture him from here till next tuesday (mealen) sabaha kadar konuşsan dinlemez
you can make a lot of friends birçok arkadaş edinebilirsin
you can make an order siparişinizi verebilirsiniz
you can make an order sipariş verebilirsiniz
you can never know nereden bileceksin
you can never know asla bilemezsin
you can not make water flow up hill suyu yokuş yukarı akıtamazsınız
you can not pass geçemezsin
you can place an order sipariş verebilirsiniz
you can place an order siparişinizi verebilirsiniz
you can play games all you want istediğin kadar oyun oynayabilirsin
you can rest assured that hiç şüphen olmasın
you can run but you cannot hide kaçabilirsin ama saklanamazsın
you can say goodbye to güle güle/elveda diyebilirsin
you can say that again sana katılıyorum
you can say that again doğru söze ne denir
you can say that again doğru söze ne hacet
you can say that again bence de
you can say that again! aynen!
you can say that again! kesinlikle haklısın!
you can say that again! sana katılıyorum!
you can sit here if you want istersen buraya oturabilirsin
you can take a bus otobüsle gidebilirsin
you can take a bus otobüsle gidebilirsiniz
you can take a taxi taksiye binebilirsin
you can take a taxi taksiyle gidebilirsin
you can take it alabilirsin
you can take whatever you want istediğini alabilirsin