çok yoğun - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

çok yoğun



Bedeutungen von dem Begriff "çok yoğun" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 24 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
çok yoğun tightly packed adj.
Idioms
çok yoğun busy as a bee
çok yoğun as busy as a cranberry merchant at thanksgiving
çok yoğun busy as a beaver
çok yoğun as busy as grand central station
çok yoğun as busy as a fish peddler in lent
çok yoğun busy as a cat on a hot tin roof
çok yoğun busy as a one-armed paperhanger
çok yoğun as busy as a beaver building a new dam
çok yoğun as busy as a cat on a hot tin roof
çok yoğun busy as grand central station
çok yoğun busy as a fish peddler in lent
çok yoğun busy as a beaver building a new dam
çok yoğun busy as a peddler
çok yoğun in up to one's eyeballs
çok yoğun in up to one's eyes
çok yoğun as busy as popcorn on a skillet
çok yoğun busy as a cranberry merchant
çok yoğun as busy as a one-armed paperhanger
çok yoğun busy as a cranberry merchant at thanksgiving
çok yoğun busy as popcorn on a skillet
çok yoğun as busy as a bee
Speaking
çok yoğun It's all go
Technical
çok yoğun condense

Bedeutungen, die der Begriff "çok yoğun" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 25 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
çok yoğun çalışmak study intensively v.
çok yoğun çalışmak study hard v.
çok yoğun çalışmak work intensively v.
çok yoğun çalışmak work hard v.
talebin çok yoğun olduğu dönemlerde kimi gemi ve feribot seferlerinde kullanılan bir kontrol doküman sailing ticket n.
çok yoğun ve baskılı overwhelming adj.
Idioms
(garson/komi) çok yoğun (deep) in the weeds
(garson/komi) çok yoğun (deep) into the weeds
çok meşgul/yoğun olmak be run off your feet
çok meşgul/yoğun olmak be rushed off your feet
çok yoğun olmak have a lot on one's plate
çok yoğun olmak scarcely have time to breathe
çok yoğun olmak hum with activity
çok yoğun olmak have too much on one's plate
çok yoğun olmak hardly have time to breathe
çok yoğun programı olmak have a full plate
çok yoğun/meşgul olmak hardly have time to think
Speaking
son zamanlarda gerçekten çok yoğun çalışmak been working really hard lately
Technical
yoğun/çok katmanlı densely-layered
Computer
sunucu çok yoğun server is too busy
Construction
çok yoğun agrega high density aggregate
Medical
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık stendhal's syndrome
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık florence syndrome
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık stendhal syndrome
çok güzel sanat eserleriyle veya doğal güzelliklerle yoğun bir şekilde karşılaşıldığında (kalp çarpıntısı veya baş dönmesi gibi durumlar ile) duyulan psikosomatik rahatsızlık hyperkulturemia