Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
Trierarchie
powldron
sluggish thinking
force lightning
recyclate
very important
feed something
contrived setting
Kreidefelsen
Voroxidation
hastiness
pan-fried
equivalent conductance
reference company system
arrête
romper la puta
chatter (rolling)
explazamiento exterior
krotite
dallar
Blumenrohr
Notspeisesystem
character presentation
raffishly
allergic to
-ona
Verlauf
Sätze
Bedeutungen, die der Begriff
"-ona"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 2 Ergebniss(e)
Kategorie
Englisch
Türkisch
Idioms
1
Idioms
ona a short leash
expr.
özgürlüğü kısıtlanmış
2
Idioms
ona a short leash
expr.
sıkı kontrol altında
Bedeutungen, die der Begriff
"-ona"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
Common Usage
1
Common Usage
ona
him
pron.
2
Common Usage
ona
her
pron.
3
Common Usage
ona
it
pron.
General
4
General
önceden tahmin edip ona göre davranma
anticipation
n.
5
General
inanılan bir şeyden vazgeçip ona zıt başka bir şeye inanabilme
leap of faith
n.
6
General
bir durumdan öğrenilen becerinin ona benzer başka bir durumda kullanılması
carry-over
n.
7
General
doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı hayvan
esa (emotional support animal)
n.
8
General
bir şeyi kısa ve basit bir şekilde ifade etmenin veya ona atıfta bulunmanın yolu
shorthand
n.
9
General
doktor veya akıl sağlığı uzmanı tarafından birinin sürekli yanında olup ona duygusal destek sağlaması için görevlendirilen resmi lisanslı kedi/köpek
emotional support dog/cat
n.
10
General
ölçülebilir iki kümeden ilkinin ikincisini kapsadığı durumda ilk kümenin ölçümünün ikincisinden daha az veya ona eşit olması
monotonicity
n.
11
General
annesinin gözdesi olup ona çok benzeyen kız evlat
mother's daughter
n.
12
General
(abd'de) baba adayını kutlayıp ona hediye vermek için düzenlenen parti
dadchelor party [us]
n.
13
General
ilk ona giren yarışmacılar
runners-up
n.
14
General
ilk ona giren yarışmacı
runner-up
n.
15
General
daha önemli bir gazete makalesi ile ilişkili olup genellikle ona ek olarak basılan gazete makalesi
follow
n.
16
General
(abd'de) yerel kiliseye bağlı olup ona ait binaları elinde bulunduran ve papazın maaşını veren kongregasyonalist kurum
parish
n.
17
General
biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
keep someone at arm's length
v.
18
General
önceden tahmin edip ona göre davranmak
anticipate
v.
19
General
ona buna sormak
ask around
v.
20
General
bir durumu olduğu gibi kabul edip ona göre davranmak
face the issue
v.
21
General
biri bağırdığında ona bağırarak karşılık vermek
yell back
v.
22
General
dinleyip ona göre hareket etmek
take
v.
23
General
birini mahcup ederek ona bir şeyi yaptırmak
embarrass someone into doing something
v.
24
General
önceden tahmin edip ona göre davranmak
forehold
v.
25
General
hollanda'yla ilgili veya ona ait
dutch
adj.
26
General
sözüm ona
alleged
adj.
27
General
çok dillilikle ilgili veya ona ait olan
polyglot
adj.
28
General
andora, cebelitarık, portekiz ve ispanya'yı kapsayan yarımadayla ilgili veya ona ait olan
iberian
adj.
29
General
benzeyen (ona)
related
adj.
30
General
sözüm ona
of a sort
adj.
31
General
doğu medeniyeti ve ona ait olan
oriental
adj.
32
General
asya kıtasıyla ilgili veya ona ait
asian
adj.
33
General
bir ulusa ait veya ona özgü olan
national
adj.
34
General
sözüm ona
so-called
adj.
35
General
sözüm ona
would-be
adj.
36
General
ona eşit olan
ten
adj.
37
General
ona ait
her
adj.
38
General
ona ait
her
adj.
39
General
bir siyasi parti hangi adayı çıkarırsa çıkarsın ona oy veren
brass-collar
adj.
40
General
ona has
hers [obsolete]
adj.
41
General
ona ait
hers [obsolete]
adj.
42
General
ona özgü
hers [obsolete]
adj.
43
General
ona ait
hir
adj.
44
General
ona özgü
his
adj.
45
General
ona bağlı
his
adj.
46
General
ona ait
his
adj.
47
General
yeni giriş veya çıkış aygıtının eklendiğini tespit edip ona göre uygun kontrol yazılımını otomatik etkinleştirebilen
plug and play
adj.
48
General
ona rağmen
anyhow
adv.
49
General
ona dayanarak
thence
adv.
50
General
ona
therefor
adv.
51
General
ona gelince
for that matter
adv.
52
General
ona yakın bir miktarda
thereabouts
adv.
53
General
ona sebep
accordingly
adv.
54
General
ona
to it
adv.
55
General
ona sebep
for that reason
adv.
56
General
ona yakın bir tarihte
thereabouts
adv.
57
General
ona göre
accordingly
adv.
58
General
ona uyarak
thereby
adv.
59
General
ona kadar
thereuntil
adv.
60
General
sözüm ona
supposedly
adv.
61
General
ona yakın
thereabouts
adv.
62
General
ona karşı
for him/her
adv.
63
General
ona karşı
against him/her
adv.
64
General
ona doğru
theretoward
adv.
65
General
ona dayanarak
thereof
adv.
66
General
ona dayanarak
therefrom
adv.
67
General
ona (katılmıyorum)
so
adv.
68
General
ona (erkek)
un [dialect]
pron.
69
General
ona
he
pron.
70
General
ona ait olan şey
hern [dialect]
pron.
71
General
ona
hir
pron.
72
General
ona ait olan şey
his
pron.
73
General
ona
mun [dialect] [uk]
pron.
74
General
ona ait
her
pron.
75
General
ki ona
which
pron.
76
General
ona ait
his
pron.
77
General
ki ona
which
conj.
78
General
ki ona
who
conj.
Phrasals
79
Phrasals
birden ona kadar saymak
count out
v.
80
Phrasals
biri şarkı söylerken (ona) enstrüman vb ile eşlik etmek
sing along with someone
v.
81
Phrasals
bir şeyi üstlenmek yada ona dahil olmak istemek
want in on
v.
82
Phrasals
birisi başladıktan sonra ona katılmak
strike in
v.
83
Phrasals
birinin hakkında ona karşı bir bilgi edinmek
get something on someone
v.
84
Phrasals
birinin hakkında ona zarar verecek bir bilgi edinmek
get something on someone
v.
85
Phrasals
birinin eskiden yaptığı bir şeyi ona karşı kullanmak
hold something over someone
v.
Phrases
86
Phrases
ona de ki
tell him that
expr.
87
Phrases
ona de ki
tell her that
expr.
88
Phrases
bir yarayı iyileştirmek için ona dokunmayı bırakman gerek
to heal a wound you must stop touching it
expr.
89
Phrases
başına bir şey gelirse/bir yerin kırılırsa ben karışmam (bak ona göre)
don't come running to me if you break your leg
expr.
90
Phrases
ne diyorsunuz ona, işte o
what do you call it
expr.
91
Phrases
her şey ona işaret ediyor
five will get you ten
expr.
92
Phrases
ona şahsen kefilim
I personally vouch for him
expr.
Proverb
93
Proverb
tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından bahset
man plans and god laughs
v.
94
Proverb
bir şeyin yapmaya değer olup olmadığı ona nasıl baktığına bağlıdır
whether a thing is worth doing or not really depends on how you look at it
Colloquial
95
Colloquial
bu iş ona uygun değil
somebody's face doesn't fit
expr.
96
Colloquial
peki daha sonra ona ne oldu?
so what happened to her?
expr.
97
Colloquial
tanrım ona yardım et
god help him
expr.
98
Colloquial
doktor ona yardım edemez
doctor can't help him
expr.
99
Colloquial
doktor ona yardım edemez
doctor can't help her
expr.
100
Colloquial
kadehimi ona kaldırıyorum
here's to him
expr.
101
Colloquial
aklı/mantığı ona aksini söylese bile
against one's better judgment
expr.
102
Colloquial
ona hiç güvenemezsin
you can never tell with (someone or something)
expr.
103
Colloquial
işte o, ne diyorsunuz ona
what do you call it
expr.
104
Colloquial
ona benzer bir şey
something like that
expr.
105
Colloquial
ona yakın bir şey
anything like that
expr.
106
Colloquial
ona benzer bir şey
anything like that
expr.
107
Colloquial
ona yakın bir şey
something like that
expr.
108
Colloquial
ona ben karar vereceğim/veririm
I'll be the judge of that
expr.
109
Colloquial
ona karışma
stay out of it
expr.
110
Colloquial
ona karışma
stay out of this
expr.
111
Colloquial
bundan ona ne?
what's it to him/her?
expr.
112
Colloquial
ona ne oldu?
what's got into him/her?
expr.
113
Colloquial
ona ne oldu?
what's gotten into him/her?
expr.
114
Colloquial
ona mı kalmış?
what's it to him/her?
expr.
115
Colloquial
ona ne oluyor?
what's it to him/her?
expr.
Idioms
116
Idioms
birisi ayrılırken ona güle güle anlamında söylenen söz
don't take any wooden nickels
n.
117
Idioms
(araba kazası ya da ona benzer bir yol kenarı hadisesini izlemek için yavaşlayan şoförlerin yarattığı) hıncahınç trafik
gapers' block
n.
118
Idioms
birinin güvenini kazanıp ona kazık atma
a confidence game
n.
119
Idioms
birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
a dose of (one's) own medicine
n.
120
Idioms
yaptığının aynısını ona yaşatma
a taste of own medicine
n.
121
Idioms
genç sevgilisi olan ve ona para yediren zengin ve yaşlı adam
a sugar daddy
n.
122
Idioms
(birinin) yaptığının aynısını ona yaşatma
a taste of (one's) own medicine
n.
123
Idioms
suçu ona buna atma
blame shifting
n.
124
Idioms
suçu ondan ona atma
blame shifting
n.
125
Idioms
birinin yaptığı şeyin aynısını ona yapma
dose of one's own medicine
n.
126
Idioms
dolaylı bir sözden anlam çıkarıp ona göre hareket etmek
take a hint
v.
127
Idioms
ona yüksek paye vermek
set someone on a pedestal
v.
128
Idioms
ona göre olmamak
get out of one's element
v.
129
Idioms
ona göre olmamak
be out of one's element
v.
130
Idioms
dolaylı bir sözden anlam çıkarıp ona göre hareket etmek
take the hint
v.
131
Idioms
ona öyle buna böyle konuşmak
talk out of both sides of your mouth
v.
132
Idioms
ona öyle buna böyle konuşmak
speak out of both sides of your mouth
v.
133
Idioms
ona göre olmamak
be (not) somebody’s scene
v.
134
Idioms
ona göre olmak
be (one's) scene
v.
135
Idioms
tam ona göre olmak
be (one's) scene
v.
136
Idioms
hiç ona göre olmamak
be (not) somebody’s scene
v.
137
Idioms
ona öyle buna böyle konuşmak
talk out of both sides of one's mouth
v.
138
Idioms
bedeni veya karakteri ona müsait olmamak
not built that way
v.
139
Idioms
bir hedef belirleyip ona yönelik hareket etmek
hunt where the ducks are
v.
140
Idioms
birine bir şeyi hazır vermektense ona nasıl yapacağını öğretmek
teach a man to fish
v.
141
Idioms
bir kişiye iyilik yapmak istiyorsan ona balık verme, balık tutmayı öğret
teach a man to fish
v.
142
Idioms
bir şeyi birinin yerine yapmaktansa ona nasıl yapacağını öğretmek
teach a man to fish
v.
143
Idioms
ondan ona aktarılmak
do the rounds
v.
144
Idioms
ondan ona dolaşmak
do the rounds
v.
145
Idioms
nasıl biri/bir şey olduğunu anlayıp ona göre davranmak
get (someone or something) taped [uk/australia]
v.
146
Idioms
(birini/bir şeyi) anlayıp ona göre davranmak
get (someone or something) taped [uk/australia]
v.
147
Idioms
(birinin) eski hatalarını/davranışlarını ona karşı kullanmak
have a hold over (someone)
v.
148
Idioms
birinin başarısından/potansiyelinden yararlanmak için ona yakın durmak
hitch (one's) wagon to (someone or something)
v.
149
Idioms
(birinin) hakkında bildikleriyle ona baskı yapmak
have a hold on (someone)
v.
150
Idioms
(birinin) hakkında bildiklerini ona karşı kullanmak
have a hold on (someone)
v.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of -ona
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy