Türkisch - Englisch
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Übersetzung
Werbung entfernen
Einloggen / Registrieren
Licht Ausschalten
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Übersetzung
Synonyme
Sätze
Werkzeuge
Quellen
Über uns
Kontakt
Einloggen / Registrieren
EN-TR
Türkisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Spanisch - Englisch
Französisch - Englisch
Englisch Synonyme
Türkisch - Englisch Sätze
Türkisch - Englisch
Französisch - Englisch
Spanisch - Englisch
Deutsch - Englisch
Verlauf Ausblenden
Velaufsdetails
Verlauf Löschen
Verlauf :
tackle block
daytime phone
volin
conditional convergence
Frühwarnsystem
delayed-action
laceo
priority level
vicious
corrosion
Buchpreisbindung
derive from
secondaries
elegance
capernaum
precocity
empty nest
devil fish
revised text
riviera
Community facility
celestial object
preventive service
earthmen
Mede
edip
Verlauf
Sätze
Bedeutungen von dem Begriff
"edip"
im Englisch Türkisch Wörterbuch : 7 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
edip
scholar
n.
2
General
edip
litterateur
n.
3
General
edip
man of letters
n.
4
General
edip
literary man
n.
5
General
edip
penman
n.
6
General
edip
lettered
adj.
Idioms
7
Idioms
edip
a man (or woman) of letters
n.
Bedeutungen, die der Begriff
"edip"
mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)
Kategorie
Türkisch
Englisch
General
1
General
önceden tahmin edip ona göre davranma
anticipation
n.
2
General
kişinin bedenini veya bir eşyayı bulunduğu mekanda yok edip bir anda başka bir mekanda ortaya çıkarması
teleportation
n.
3
General
geleneksel kelt müziğini modernize edip sergileyen beş kadından oluşan müzik grubu
celtic woman
n.
4
General
sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip ve döndüğü bir sistem
incentive parking
n.
5
General
sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip ve döndüğü bir sistem
park-and-ride
n.
6
General
brezilya yerlileri tarafından ibadet amacıyla dans edip, şarkılar söylenerek yapılan tören
candomble
n.
7
General
yapılmaması gerektiğine inandığın ancak yapmaya devam edip içten içe pişmanlık duyduğun zevkler
guilty pleasure
n.
8
General
tenezzül edip yapma
vouchsafement
n.
9
General
şikayet edip duran kimse
whinger
n.
10
General
kendinden geçerek dans edip dönen derviş
whirler
n.
11
General
(sac levhada) pürüzsüz kenar elde edip mukavemeti veya sertliği artırmak için kendi üzerine katlanmış bordür
hem
n.
12
General
fiilin bir gerçekliği ifade edip etmediğini ayırt etmeye yarayan biçimsel fark
mood
n.
13
General
fiilin bir gerçekliği ifade edip etmediğini ayırt etmeye yarayan bir dizi çekim formlarına verilen ad
mood
n.
14
General
(insanları tazminat davası açmaları konusunda teşvik edip bu talepleri avukata yönlendiren) komisyoncu
claims farmer
n.
15
General
amerikan yerlilerinin dans edip şarkı söyledikleri tören
dance
n.
16
General
ürünü iade edip geri ödemesini alma niyetiyle satın alan kimse
deshopper
n.
17
General
ürünü iade edip geri ödemesini alma niyetiyle satın alan kimse
shopgrifter
n.
18
General
yardım edip etkili olabilecek kimseler
connections
n.
19
General
bahis sonuçlarını doğaüstü yollarla öğrendiğini iddia edip bunları bahisçilere satan kimse
dreamer
n.
20
General
siyasi veya dini meselelerde toplumun sergilediği en iyileri muhafaza edip köklü değişikliklere karşı çıkma yönelimi
conservativism
n.
21
General
insan kalabalıklarını kontrol edip yönlendirme
crowd control
n.
22
General
birini sorunlarına dair ikaz edip durumla yüzleştirmek için yapılan sürpriz toplantı
intervention
n.
23
General
sürücülerin araçlarını park edip şehir merkezine otobüslerle gidip döndüğü bir ulaşım sistemi
park and ride
n.
24
General
bürokratik işlemleri bahane edip işten kaytaran kimse
sea lawyer
n.
25
General
biçilmiş otları altüst edip kurutmak için yaymak
ted
v.
26
General
kabahatini itiraf edip af dilemek
eat humble pie
v.
27
General
bir iyilik edip de bir yardımda bulunmak
be good enough to
v.
28
General
ateş edip düşürmek
shoot down
v.
29
General
kabul edip karşılığını ödemek (bono/çek)
honor
v.
30
General
istila edip yağmalamak
overrun
v.
31
General
tamir edip yenilemek
recondition
v.
32
General
bir durumu olduğu gibi kabul edip ona göre davranmak
face the issue
v.
33
General
uçağa ateş edip düşürmek
shoot down
v.
34
General
faça edip durmak
heave to
v.
35
General
önceden tahmin edip ona göre davranmak
anticipate
v.
36
General
sarhoş edip gemiye zorla tayfa olarak almak
shanghai
v.
37
General
tenezzül edip yapmak
vouchsafe
v.
38
General
birine ateş edip öldürmek
shoot someone down
v.
39
General
altüst edip aramak
rummage
v.
40
General
zahmet edip bir şey yapmak
take the trouble to do something
v.
41
General
rastgele ateş edip öldürmek
pot
v.
42
General
kürekleri fora edip teknenin içine koymak
ship
v.
43
General
asıl yapılması gereken şeyi ihmal edip başka şeylerle uğraşmak
side-track
v.
44
General
-in izlerini takip edip yakalamak
track down
v.
45
General
itiraz edip yanlış olduğunu ispatlamaya çalışmak
contest
v.
46
General
cesaret edip girişmek
venture
v.
47
General
(bir anlaşmayı) resmi olarak karşı tarafa teslim edip yasallaştırmak
deliver underhand and seal
v.
48
General
teşvik edip bulaştırmak
inveigle
v.
49
General
şikayet edip durmak
backbite
v.
50
General
kabul edip karşılığını ödemek (bono/çek)
honour
v.
51
General
kabahatini itiraf edip/kabul edip af dilemek
acknowledge wrongdoing and ask for forgiveness
v.
52
General
dikkatsizlik edip hata yapmak
nod
v.
53
General
allem edip kallem edip kandırmak
enveigle
v.
54
General
allem edip kallem edip kandırmak
inveigle
v.
55
General
(aborjin kültüründe) bir kimseyi hasta edip öldürmek amacıyla ritüel yapmak
bone [obsolete] [australia]
v.
56
General
(arazi yasası uyarınca) arazi üzerinde hak iddia edip oraya yerleşmek
homestead
v.
57
General
(saldırı kuvvetini) organize edip donatmak
mount
v.
58
General
basılan malzemeyi kontrol edip düzeltmek
line up
v.
59
General
kavga edip ayrılmak
bust up
v.
60
General
homurdanarak itiraz edip eleştirmek
gripe
v.
61
General
ateş edip düşürmek
gun down
v.
62
General
birçok konfigürasyon seçeneği olan karmaşık makineyi konfigüre edip ayarlamak
dial in
v.
63
General
(geminin) rotasını takip edip dümenciyi yönlendirmek
cond
v.
64
General
(geminin) rotasını takip edip dümenciyi yönlendirmek
cund
v.
65
General
sarhoşken telefon edip saçmalamak
drunk-dial
v.
66
General
(sürüdeki) hasta hayvanları tespit edip ıskartaya ayırmak
cull
v.
67
General
dertop edip yollamak
pack
v.
68
General
alt üst edip kurcalamak
powter
v.
69
General
ileri geri hareket edip durmak
dartle
v.
70
General
önceden tahmin edip ona göre davranmak
forehold
v.
71
General
alt üst edip aramak
romage [scotland]
v.
72
General
ikna edip cemaate sokmaya çalışmak
proselytise
v.
73
General
ikna edip cemaate sokmaya çalışmak
proselytize
v.
74
General
doğu ortodoks kilisesi'ne ibadet edip ayinlerini uygulayan (doğu katolik kilisesi)
byzantine
adj.
75
General
yeni giriş veya çıkış aygıtının eklendiğini tespit edip ona göre uygun kontrol yazılımını otomatik etkinleştirebilen
plug and play
adj.
76
General
ne yapıp edip
somehow
adv.
77
General
ne yapıp edip
someway
adv.
78
General
ne yapıp edip
hab or nab [dialect]
adv.
79
General
ne yapıp edip
habnab [dialect]
adv.
80
General
hareket edip durarak
by fits
adv.
81
General
devam edip etmeyeceğini bilmeksizin
only from day to day
adv.
82
General
ne yapıp edip
somewise
adv.
Phrasals
83
Phrasals
pazarlık edip fiyatı düşürmek
beat down
v.
84
Phrasals
pazarlık edip fiyatı düşürmek
bargain down
v.
85
Phrasals
şikayet edip durmak
grouse about
v.
86
Phrasals
bir yerden başka bir yere göç edip durmak
migrate between
v.
87
Phrasals
şikayet edip durmak
niggle about
v.
88
Phrasals
(iskoç geleneksel dansında) iki partner set çizgisinin arkasında ayrı ayrı dans edip daha orijinal pozisyona geri dönmek
cast off
v.
89
Phrasals
olarak ilan edip methetmek/yüceltmek/övmek/göklere çıkarmak
extol (someone or something) as (something)
v.
90
Phrasals
olarak ilan edip methetmek/yüceltmek/övmek/göklere çıkarmak
extol someone or something as something
v.
91
Phrasals
(bir yeri) terk edip hızla (başka bir yere) gitmek
charge off
v.
92
Phrasals
takip edip yakalamak
chase down
v.
93
Phrasals
dırdır edip bezdirmek
grind someone down
v.
94
Phrasals
hasat edip ambara koymak
garner something up
v.
95
Phrasals
hasat edip depolamak/stoklamak
garner something up
v.
96
Phrasals
hasat edip depolamak
garner up
v.
97
Phrasals
hasat edip ambara koymak
garner something in
v.
98
Phrasals
hasat edip depolamak
garner in
v.
99
Phrasals
hasat edip depolamak/stoklamak
garner something in
v.
100
Phrasals
(bir şey yüzünden) terk edip gitmek
run at (someone or something)
v.
101
Phrasals
telefon edip hasta olduğunu söyleyerek/bahane ederek işe gitmemek
bang something in
v.
102
Phrasals
bir şeyi kabul edip benimseyip hevesle devam ettirmek
run with
v.
103
Phrasals
işaret edip kenara çekmek
wave aside
v.
104
Phrasals
allem edip kallem edip (bir yere/bir durumun içine) girmek
wangle (one's) way into (some place or some situation)
v.
105
Phrasals
eliyle işaret edip geçersiz kılmak (spor)
wave off
v.
106
Phrasals
allem edip kallem edip (birini bir yere/bir durumun içine) sokmak
wangle (one) into (some place or some situation)
v.
107
Phrasals
ne yapıp edip (bir yere/bir durumun içine) girmeyi başarmak
wangle (one's) way into (some place or some situation)
v.
108
Phrasals
ne yapıp edip edip (birini bir yere/bir durumun içine) sokmayı başarmak
wangle (one) into (some place or some situation)
v.
109
Phrasals
(bir şeyi) allem edip kallem edip başarmak
wriggle into (something)
v.
110
Phrasals
cesaret edip (bir yere) girmek
venture into (some place)
v.
111
Phrasals
cesaret edip girmek
venture into
v.
112
Phrasals
iki büklüm edip (bir şey) haline sokmak
twist into (something)
v.
113
Phrasals
cesaret edip temkinli bir şekilde (bir yere) dalmak
venture into (some place)
v.
114
Phrasals
bir şeyi (yasa, teklif, öneri) ne yapıp edip bir kuruldan geçirmek
work something through (something)
v.
115
Phrasals
birini/bir hayvanı takip edip yakalamak
hound someone or an animal down
v.
116
Phrasals
takip edip yakalamak
hound down
v.
117
Phrasals
pazarlık edip (bir şeyin) fiyatını düşürmek
bargain (something) down
v.
118
Phrasals
bir şey hakkında kavga edip sonuca vardırmak
battle something out
v.
119
Phrasals
birini/bir şeyi takip edip yakalamak
chase someone or something down
v.
120
Phrasals
(birini) kontrol edip durmak
check up on (someone)
v.
121
Phrasals
bir şeyi bir şey olarak kabul edip görmezden gelmek
dismiss something as something
v.
122
Phrasals
olarak ilan edip methetmek/yüceltmek/övmek/göklere çıkarmak
extol as
v.
123
Phrasals
birinden/bir şeyden şikayet edip durmak
fuss about someone or something
v.
124
Phrasals
(birinden/bir şeyden birine/bir şeye) şikayet edip durmak
gripe about (someone or something) to (someone or something)
v.
125
Phrasals
(birine) şikayet edip durmak
gripe at (someone)
v.
126
Phrasals
(birinden/bir şeyden) şikayet edip durmak
gripe about (someone or something)
v.
127
Phrasals
(birine/bir şeye) şikayet edip durmak
gripe to (someone or something)
v.
128
Phrasals
(birine/bir şeye birinden/bir şeyden) şikayet edip durmak
gripe to (someone or something) about (someone or something)
v.
129
Phrasals
(birine) şikayet edip durmak
grouse at (someone)
v.
130
Phrasals
(biri/bir şey) hakkında şikayet edip durmak
grouse about (someone or something)
v.
131
Phrasals
-'e şikayet edip durmak
grumble at
v.
132
Phrasals
(biri/bir şey) hakkında şikayet edip durmak
grumble about (someone or something)
v.
133
Phrasals
birinden/bir şeyden şikayet edip durmak
harp on someone or something
v.
134
Phrasals
(birinden/bir şeyden) şikayet edip durmak
harp on about (someone or something)
v.
135
Phrasals
(birine birinden/bir şeyden) şikayet edip durmak
harp on (one) (about something)
v.
136
Phrasals
(bir şeyi) kabul edip onunla yaşamaya devam etmek
live with (something)
v.
137
Phrasals
(bir yerden/bir şeyden bir yere/bir şeye) göç edip durmak
migrate between (some place or something) and (some place or something else)
v.
138
Phrasals
(birinden/bir şeyden) şikayet edip durmak
niggle about (someone or something)
v.
139
Phrasals
(bir yeri/bir şeyleri) altüst edip aramak
rat through (something)
v.
140
Phrasals
hareketli bir şarkıya/rock and roll müziğine eşlik edip dans etmek
rock along
v.
141
Phrasals
(biriyle/bir şeyle) alay edip başından savmak/göz ardı etmek
scoff at (someone or something)
v.
142
Phrasals
(birini/bir şeyi) dava edip (bir ceza) ödetmek
sue (someone or something) out of (something)
v.
143
Phrasals
(birini/bir şeyi) dava edip (bir şeyini) almak
sue (someone or something) out of (something)
v.
144
Phrasals
(birini) ziyaret edip saygılarını sunmak
wait on (someone)
v.
145
Phrasals
(birini/bir şeyi) alt edip (bir şeyi) kazanmak
win (something) away from (someone or something)
v.
146
Phrasals
alt edip (bir şeyi) kazanmak
win away
v.
147
Phrasals
gayret edip (bir şeyi bir şeyden) gidermek
work (something) out of (something else)
v.
Phrases
148
Phrases
(bir şeye/yere) allem edip kallem edip girmeyi becermek
worm into (something or some place)
v.
149
Phrases
zahmet edip gelmesem de/yapmasam da olurmuş
I should have stood in bed
expr.
150
Phrases
zahmet edip de gitmeme/yapmama değmedi
I should have stayed in bed
expr.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of edip
×
Term Options
Übersetzung Vorschlagen / Korrigieren
Französisch Englisch Wörterbuch
Spanisch Englisch Wörterbuch
Deutsch Englisch Wörterbuch
Englisch Synonyme Wörterbuch
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy