equality - Türkisch Englisch Wörterbuch

equality

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

equality — Definition

Bedeutung:
eşitlik
Aussprache (IPA):
(AmE /ɪˈkwɑːlɪti/ – BrE /ɪˈkwɒlɪti/)
Wortart:
İsim: equality (equalities)
Synonyme:
parity
Antonyme:
inequality

Bedeutungen von dem Begriff "equality" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 17 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
equality n. eşitlik
The company provides its workers with equality of opportunity.
Şirket çalışanlarına fırsat eşitliği sağlıyor.

More Sentences
General
equality n. eşitlik
The company provides its workers with equality of opportunity.
Şirket çalışanlarına fırsat eşitliği sağlıyor.

More Sentences
Law
equality n. eşitlik
The company provides its workers with equality of opportunity.
Şirket çalışanlarına fırsat eşitliği sağlıyor.

More Sentences
General
equality n. aynılık
equality n. eşlik
equality n. akranlık
equality n. seviye
equality n. denklik
equality n. müsavat
equality n. (yüzeyde) düzgünlük
Law
equality n. müsavat
Technical
equality n. tektiplik
equality n. bir örneklik
Medical
equality n. ekualite
Math
equality n. denklem
Geography
equality n. illinois eyaletinde yerleşim yeri
equality n. alabama eyaletinde şehir

Bedeutungen, die der Begriff "equality" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 84 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
equality theory n. eşitlik teorisi
race equality n. ırk eşitliği
equality before the law n. hukukta eşitlik
sexual equality n. cinsel eşitlik
equality of women and men n. kadın erkek eşitliği
equality constraint n. eşitlik kısıtı
equality of oppinions-chances n. fırsat eşitliği
equality of rights n. hakların eşitliği
formal equality n. biçimsel eşitlik
equality of arms n. silahların eşitliği
sexual equality n. cinsiyet eşitliği
equality-minded adj. eşitlik bilincine sahip
equality-minded adj. eşitlik bilincine sahip
on an equality with (someone) adv. anlaşmış vaziyette (birisiyle)
on an equality with prep. müsavi
on an equality with prep. eşit olarak
on an equality with prep. eşit (birisiyle)
Phrases
on an equality with a person expr. müsavi
on an equality with a person expr. anlaşmış vaziyette
on an equality with a person expr. biriyle eşit
Colloquial
equality state n. wyoming
Trade/Economic
equality vs. efficiency tradeoff n. eşitlik ve etkinlik arasında denge
investment-saving equality n. yatırım tasarruf eşitliği
saving-investment equality n. tasarruf-yatırım eşitliği
economic equality n. ekonomik eşitlik
factor price equality n. faktör fiyat eşitliği
equality in opportunity n. fırsat eşitliği
Law
equality before the law n. kanun önünde eşitlik
equality of woman and man n. kadın erkek eşitliği
equality before the law n. hukuk önünde eşitlik
equality before the law n. yasalar önünde eşitlik
equality under the law n. kanun önünde eşitlik
equality under the law n. yasalar önünde eşitlik
equality under the law n. kanunlar önünde eşitlik
equality before the law n. kanunlar önünde eşitlik
equality under the law n. yasa önünde eşitlik
equality before the law n. yasa önünde eşitlik
equality of arms principle n. silahların eşitliği ilkesi
Politics
equality of votes n. oyların eşitliği
gender equality n. cinsiyet eşitliği
social equality n. sosyal eşitlik
social equality n. sosyal adalet
social equality n. toplumsal eşitlik
equality of arms n. tarafların eşitliği
racial equality n. ırksal eşitlik
equality of arms n. kuvvetlerin eşitliği
committee on equality of opportunity for women and men n. kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu
justice and equality party n. hak ve eşitlik partisi
rights and equality party n. hak ve eşitlik partisi (hepar)
un entity for gender equality and the empowerment of women n. bm cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi birimi
un entity for gender equality and the empowerment of women n. bm cinsiyet eşitliği ve kadının güçlendirilmesi birimi
equality and human rights commission n. eşitlik ve insan hakları komisyonu
commission for racial equality (cre) n. (britanya'da) 1976'da çıkarılan ırk ilişkilileri yasası'nın uygulanması için oluşturulmuş, üyelerini içişleri bakanı'nın atadığı on dört kişilik bir komisyon
commission for racial equality (cre) n. ırk eşitliği komisyonu
peoples' equality and democracy party n. dem partisi
peoples' equality and democracy party n. dem
peoples' equality and democracy party n. halkların eşitlik ve demokrasi partisi
peoples' equality and democracy party n. dem parti
cre (commission for racial equality) abrev. ırksal eşitlik komisyonu
core (congress of racial equality) abrev. ırksal eşitlik kongresi
core (congress of racial equality) abrev. ırk eşitliği kongresi
Institutes
congress of racial equality n. ırk eşitliği kongresi
congress of racial equality n. ırksal eşitlik kongresi
core (congress of racial equality) abrev. ırksal eşitlik kongresi
core (congress of racial equality) abrev. ırk eşitliği kongresi
Technical
equality unit n. eşitlik birimi
Computer
equality constraint n. eşitlik kısıtı
equality unit n. eşitlik birimi
Lighting
equality of brightness photometer n. parıltı eşlemeli ışıkölçer
equality of contrast photometer n. karşıtlık eşlemeli ışıkölçer
Aeronautic
economic equality n. ekonomik kalite
Psychology
point of subjective equality n. öznel eşitlik noktası
Math
equality relation n. eşitlik bağıntısı
parseval's equality n. parseval eşitliği
Social Sciences
societal gender equality n. toplumsal cinsiyet eşitliği
equality of opportunity n. fırsat eşitliği
gender equality n. kadın erkek eşitliği
marriage equality n. eşit evlilik
marriage equality n. evlilik eşitliği
Linguistics
equality in adverbs n. zarflarda eşitlik
equality in adjectives n. sıfatlarda eşitlik
Philosophy
principle of equality n. eşitlik ilkesi
Geography
equality state n. abd'nin batısında yer alan bir eyalet
Star Wars
garden of equality n. eşitlik bahçesi