guilty - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

guilty

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "guilty" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 10 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
guilty adj. suçlu
General
guilty adj. günahkar
guilty adj. kabahatli
guilty adj. mücrim
guilty adj. suçlu
Trade/Economic
guilty mücrim
Law
guilty mücrim
guilty haksız
guilty suçlu
guilty kabahatli

Bedeutungen, die der Begriff "guilty" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 97 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
believe to be guilty v. suçlu olduğuna inanmak
be found guilty of v. hüküm giymek
be held guilty of v. mal edilmek
be guilty of v. suçlusu olmak
have a guilty conscience v. vicdan azabı çekmek
be found guilty v. suçlu bulunmak
find guilty v. suçlu çıkarmak
declare guilty v. suçluyu ilan etmek
believed to be guilty v. suçlu olduğuna inanılmak
find guilty v. suçlu bulmak
feel guilty and full of remorse v. vicdan azabı çekmek
be guilty of v. suçlu olmak
be guilty v. suçlu olmak
return a verdict of guilty v. suçlu bulmak
plead not guilty v. suçu reddetmek
plead guilty v. suçu kabul etmek
believe someone guilty v. suçlu olduğuna inanmak
consider guilty v. suçlu görmek
find guilty v. suçlu görmek
presume someone guilty v. suçlu olduğuna inanmak
feel guilty v. vicdanı rahat etmemek
feel guilty v. kendini suçlu hissetmek
have a guilty conscience v. vicdanı rahat etmemek
be innocent until proven guilty v. (suçu) ispatlanana dek masum olmak
feel guilty v. suçluluk duymak
be feeling guilty v. suçluluk duymak
be found guilty on all charges v. tüm suçlamalardan suçlu bulunmak
guilty conscience n. vicdan azabı
guilty conscience n. vicdan rahatsızlığı
guilty of murder n. kanlı
guilty conscience n. suçluluk psikolojisi
guilty pleasure n. aslında yapılmaması gereken ancak yapmaktan zevk alınan eylemler
guilty people n. suçlu insanlar
guilty pleasure n. yapılmaması gerektiğine inandığın ancak yapmaya devam edip içten içe pişmanlık duyduğun zevkler
not guilty adj. suçsuz
guilty of adj. -den suçlu
guilty of prep. suçlu
Phrases
everybody is innocent until proven guilty suçluluğu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur
Proverb
a guilty conscience needs no accuser suçluluk duygusu içindeki bir zihnin kendisini suçlayan birisine ihtiyacı yoktur
every man is guilty of all the good he didn't do yapabileceğimiz iyilikleri yapmamak bizi suçlu kılar/yapar
every man is guilty of all the good he didn't do yapabilecekken yapmadığımız her iyilik için suçlu sayılırız
Idioms
make someone feel guilty yaptığı bir şey yüzünden kendisini suçlu hissettirmek
find someone not guilty masum bulmak
find someone guilty suçlu bulmak
find someone not guilty suçsuz bulmak
find someone not guilty birini masum bulmak
feel guilty (about something) kendini suçlu hissetmek
plead guilty to suçu kabul etmek
find someone not guilty birini suçsuz bulmak
find someone guilty birini suçlu bulmak
Speaking
do you feel guilty? kendini suçlu mu hissediyorsun?
i feel terribly guilty kendimi korkunç derecede suçlu hissediyorum
you are guilty suçlusunuz
you are guilty suçlusun
I am not guilty ben suçlu değilim
Law
return a verdict of guilty suçlu olduğuna karar vermek (jüri)
prove guilty as charged sabit görülmek (suç)
plead guilty suçunu kabul etmek
plea not guilty suçsuzluk savunması yapmak
plead guilty suçu kabul etmek
return a verdict of guilty jürinin suçlu olduğuna karar vermesi
be proven guilty of the offense suçu sabit görülmek
return a verdict of guilty suçlu olduğuna karar vermek
plea guilty suçluluk savunması yapmak
be proven guilty as charged suçu sabit görülmek
plead not guilty suçu reddetmek
plea of guilty suçu kabul etme
plea of guilty suçu kabullenme
guilty as charged işlediği iddia edilen suçtan suçlu bulunmuştur
degree of guilty hatanın ağırlığı
return a verdict of not guilty beraat kararı vermek
guilty part haksız taraf
bring in a verdict of guilty suçlu bulmak
verdict of not guilty jürinin verdiği beraat kararı
verdict of guilty jürinin verdiği mahkumiyet kararı
verdict of guilty verilen mahkumiyet kararı
guilty intent suç işleme niyeti
not guilty masum
not guilty suçsuz
guilty knowledge taammüd
guilty knowledge cürmü kast
plea of guilty suçun kabulü
plea of guilty suçun kabullenilmesi
plea of not guilty suçun reddedildiği sanık defisi
plea of not guilty sanığın suçu reddetmesi
blood guilty kan döken
blood guilty kanlı katil
blood guilty eli kanlı katil
guilty mind suç işleme niyeti
guilty mind taammüt
guilty mind failin suç işleme anında var olması gereken zihni durumu
claim to be not guilty suçsuz olduğunu iddia etmek
claim to be not guilty masum olduğunu iddia etmek
the principle of suspects being innocent until proved guilty şüphelilerin suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğu/olması ilkesi
negotiated plea of guilty suçu kabullenmek suretiyle cezada pazarlık
enter a guilty plea suçlamayı kabul etmek
plead not guilty suçlamayı reddetmek