have ... - Türkisch Englisch Wörterbuch

have ...

Bedeutungen, die der Begriff "have ..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
have a nap v. kestirmek
have sex v. sevişmek
have mercy v. acımak
have a bath v. yıkanmak
have a child v. çocuğu olmak
have v. sahip olmak
have fun v. eğlenmek
have a break v. ara vermek
have something overlap v. çakıştırmak
have something drawn v. çizdirmek
have a piano course v. piyano kursuna gitmek
General
have n. üçkağıt
have n. hile
have n. kuraldışı çekimleri
have n. varlıklı kimse
have someone divorce n. boşatmak
parties that have signed the contract n. sözleşmeyi imzalayan taraflar
gotta (have got to) n. -meli
have-on n. aldatma
gotta (have got to) n. -malı
the haves and the have-nots n. varlıklılar ve yoksullar
the haves and the have-nots n. zenginler ve fakirler
haves and have-nots n. varsıllar ve yoksullar
the have-nots n. fakir insanlar
the have-nots n. yoksullar
might-have-been n. olabilecekken olamamış şey
might-have-been n. uygun şartlar sağlanmış olsa gerçekleşebilecek olan durum
have n. kaynakları zengin olan millet
have n. refah seviyesi yüksek olan millet
might-have-been n. hedefe ulaşmış olma ihtimali olan kimse
the last memory I have of you n. senden bana kalan son hatıra
the last memory I have of you n. senden son hatıra
have confidence in v. güvenmek
have something at one's fingertips v. bir şeyi çok iyi bilmek
have an operation v. bıçak altına yatmak
have position v. pozisyon almak
not have credit in one's phone v. telefonunda kontör olmamak
have a hunch v. içine doğmak
have no strength in one's muscles v. elinde ayağında dermak olmamak
have v. dolandırmak
have a crush on someone v. birisine aşık olmak
have an accident v. kaza yapmak
have sexual intercourse v. cinsel ilişkide bulunmak
have a stretch v. gerinmek
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
have the deficiency of v. eksikliğini yaşamak
have the gift of the gab v. ağzı laf yapmak
have scabies v. uyuz olmak
have influence v. etkili olmak
have a stomachache v. karnı ağrımak
have overtones v. izleri olmak
have pins and needles v. karıncalanmak
have a dream v. rüya görmek
have foresight v. uzağı görmek
have other fish to fry v. başka bir işi olmak
have a fit v. fenalık geçirmek
have no work do v. boş oturmak
have something at one's fingertips v. girdisini çıktısını bilmek
have something in common with someone v. biriyle ortak bir özellik taşımak
have the wrong information about something v. yanlış bilmek
have a walk v. yürümek
have a fling v. kurtlarını dökmek
have a lot on one's plate v. bitirilmeyi bekleyen çok sayıda görevi olmak
have something on v. üzerinde olmak
have one's business go bad v. arpalamak
have one's back against the wall v. kuyruğu kapana kısılmak
have a crash v. kaza yapmak
have a shit v. kaka yapmak
have a good time v. hoşça vakit geçirmek
have an abortion v. çocuk aldırmak
have a yen for v. arzulamak
have to v. zorunda olmak
have illegitimately v. peydahlamak
have influence v. sözü geçmek
have labour pains v. sancılanmak
have a gossip v. hoşbeş etmek
have in mind v. niyet etmek
have a rough time v. zor bir hayat geçirmek
have bad breath v. ağzı kokmak
have the nerve to v. cüret etmek
have misgivings about v. kuşkuyla karşılamak
have breakfast v. kahvaltı yapmak
have a desire v. heves etmek
have one's curse take affect v. ahı tutmak
have v. elinde bulunmak
have a nosebleed v. burnu kanamak
have lost one's tongue v. dilini yutmak
have confidence v. güveni olmak
have done with v. bıkmak
have a word with someone v. biriyle konuşmak
have in reserve v. ihtiyat olarak saklamak
have nearly finished v. kolaylamak
have a fright v. ürkmek
have a car accident v. araba çarpmak
have influenza v. grip olmak
have something to do with v. ilişkisi olmak
have one's share of v. nasibini almak
have an operation v. ameliyat geçirmek
have one's mouth water v. ağzı sulanmak
have a run of bad luck v. şansı ters gitmek
have influence v. hatırı sayılmak
have to repeat an examination v. ikmale kalmak
have time v. zamanı olmak
have the guts v. cesareti olmak
have a chip an one's shoulder v. meydan okumak
have a fit of v. damarı tutmak
have blind confidence in v. körü körüne inanmak
have the jitters v. heyheyler geçirmek
have a row v. tartışmak
have a rest v. soluklanmak
have as a purpose v. amaç olarak almak
have it in for somebody v. takmak
have a yearning to v. arzu etmek
have something on someone v. elinde suçlayıcı delil bulunmak
have a design against v. kastetmek
have one's hands free v. boş olmak
have an air of v. benzemek
have it away with somebody v. mercimeği fırına vermek
have no business to do something v. hakkı olmamak
have a bash at something v. teşebbüs etmek
have an affair with v. kendisiyle evli olmayan biriyle bir aşk ilişkisinde bulunmak
have a fit v. deli olmak (öfkeden)
have an orgasm v. gelmek
have a quick look around v. etrafı kolaçan etmek
have one's hand in v. bulaşmak
have a lark v. şaka yapmak
have a go at v. denemek
not to have a clue v. hiçbir fikri olmamak
have overtones v. havası olmak
have one's own back v. intikamını almak
have a bearing on v. ile ilgisi olmak
have a nightmare v. kabus görmek
have on v. giymek
have a bash at something v. bir denemek
have sexual relations v. ilişki kurmak
have a screw loose v. aklından zoru olmak
have no business doing something v. birinin bir şey yapmaya hakkı olmamak
have in mind v. akılda tutmak
have one's head screwed on right v. aklı başında biri olmak
have something available v. el altında bulundurmak
have somebody on v. makaraya sarmak
have a wreck v. trafik kazası geçirmek
have a trip v. seyahat etmek
have a suspicion v. şüpheye düşmek
have nothing to do with v. alakası olmamak
have admiration for v. hayranlık duymak
have a bee in one's bonnet v. aklını takmak
have v. kabul etmek
have one's photo taken v. fotoğraf çektirmek
have a yearning for v. arzu etmek

Bedeutungen, die der Begriff "have ..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 25 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
have fiilinin ikinci hali had v.
have an essay translated makale çevirtmek v.
have the essay translated makaleyi çevirtmek v.
have (the text) translated (metin) çevirtmek v.
I have kalıbının eski dilde söylenişlerinden biri chave [obsolete] v.
have - han han [dialect] [uk] v.
(kısaca) you have youve expr.
(kısaca) you have you've expr.
(kısaca) i have I've expr.
would have would've abrev.
must have must've abrev.
Irregular Verb
have - haen haen [scotland] v.
Speaking
am not, is not, are not, has not, have not sözcüklerinin kısa biçimi ain't n.
Chat Usage
should have shoulda expr.
Linguistics
have kelimesinin eski hali hath n.
(kısaca) there have there've n.
have (birinci ve ikinci tekil şahıs) ha' [dialect] [uk] v.
have (birinci ve ikinci tekil şahıs) ha [dialect] [uk] v.
(kısaca) they have they've expr.
(kısaca) they have theyve expr.
we have we've abrev.
we have weve abrev.
have not havent abrev.
have not haven't abrev.
Archaic
have fiilinin eski hali hast n.