miserable - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

miserable

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "miserable" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 31 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
miserable adj. acınası
miserable adj. bedbaht
miserable adj. sefil
miserable adj. perişan
miserable adj. zavallı
General
miserable n. sefil kimse
miserable n. aşırı fakir kimse
miserable adj. sefalet çeken
miserable adj. acınacak halde
miserable adj. alçakça (davranış)
miserable adj. dertli
miserable adj. çok mutsuz
miserable adj. aşağılık
miserable adj. insanı mutsuz eden
miserable adj. mutsuz
miserable adj. içler acısı
miserable adj. çok kötü
miserable adj. insanın keyfini kaçıran
miserable adj. berbat
miserable adj. acınacak
miserable adj. çok az (bir miktar)
miserable adj. cüzi
miserable adj. sefalet kokan
miserable adj. kötü
miserable adj. yüz kızartıcı
miserable adj. utanç verici
miserable adj. küçük düşürücü
miserable adj. düşük kalite
miserable adj. kalitesiz
miserable adj. adi
miserable adj. aşağı derecede

Bedeutungen, die der Begriff "miserable" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 23 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
become miserable v. perişan olmak
make life miserable for v. birinin ensesinde boza pişirmek
make one's life miserable v. hayatını zindan etmek
make life miserable for v. birine çok çektirmek
make one's life miserable v. hayatını karartmak
make life very miserable for (someone) v. sürüm sürüm süründürmek
be very miserable v. dünya başına yıkılmak
make life miserable for someone v. birisinin hayatını zindan etmek
make life miserable for someone v. hayatı çekilmez yapmak
make one's life miserable v. hayatı zehir etmek
make one's life miserable v. hayatı zehretmek
miserable [scotland/australia/new zealand] adj. eli sıkı
miserable [scotland/australia/new zealand] adj. pinti
Colloquial
all-around miserable adj. her açıdan perişan
Idioms
make life miserable for someone v. birine hayatı zindan etmek
make oneself miserable v. kendini yıpratmak/mutsuz etmek
make oneself miserable v. kendini yiyip bitirmek
make oneself miserable v. kendini helak etmek
Speaking
you are making yourself miserable over something that amounts to a hill of beans expr. kendini incir çekirdeğini doldurmayacak önemde şeyler için mutsuz ediyorsun/üzüyorsun
Slang
miserable as sin n. aşırı mutsuz
as miserable as sin n. aşırı mutsuz
as miserable as sin expr. aşırı üzgün
miserable as sin expr. aşırı üzgün