poor... - Türkisch Englisch Wörterbuch

poor...

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen, die der Begriff "poor..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
poor nutrition n. yetersiz beslenme
of poor quality adj. kalitesiz
poor adj. kötü
poor adj. fakir
poor adj. zavallı
poor adj. yoksul
General
poor boy n. zavallı çocuk
someone who helps poor people n. fukaraperver
poor box n. sadaka kutusu
a poor shot n. nişancı olmayan kimse
poor mixture n. fakir karışım
poor woman n. kadıncağız
the poor n. fakir fukara
poor debtor's oath n. fakir borçlunun yemini
poor person n. fakir
poor health n. sağlıksız
the poor n. yoksullar
this poor little thing n. buncağız
poor women n. yoksul kadınlar
poor sport n. mızıkçı
poor law n. yoksulları koruma kanunu
rural poor n. kırsal yoksulluk
poor quarter n. fakir semt
poor child n. yoksul çocuk
a poor shot n. hedefi iyi vuramayan kimse
poor in health n. sağlığı bozuk
poor person n. yoksul
poor fellow n. zavallı adam
the poor n. aceze
the poor n. gureba
urban poor n. kentsel yoksulluk
gift or money for poor guests in ottoman empire n. diş kirası
gap between rich and poor n. zengin ile fakir arasındaki uçurum
poor children n. yoksul çocuklar
poor man n. adamcağız
poor attention span n. kısa dikkat süresi
got a poor response n. zayıf tepki aldı
poor line n. bozuk hat
poor country n. fakir ülke
poor line n. kötü hat
poor relief n. yoksul yardımı
poor line n. uğultulu hat
poor kid n. çocukcağız
legal assistance to the poor n. yoksullara hukuki yardım
poor family n. düşük gelirli aile
poor fabrication n. kötü fabrikasyon
poor design n. kötü tasarım
poor workmanship n. kötü işçilik
poor result n. başarısız sonuç
poor record n. bozuk kayıt
poor record n. kötü kayıt
poor-law infirmary n. yoksullar hastanesi
poor-fellow n. gariban
poor-box of the ottoman empire n. atiyye-i seniyye
poor person n. fukara
a poor chance n. zayıf ihtimal
poor performer n. performansı düşük
poor performer n. kötü performans gösteren
poor performer n. performansı kötü
poor imitation n. kötü taklit
poor imitation n. düşük kalite taklit
urban poor n. kent yoksulu
poor conditions n. kötü şartlar
poor conditions n. kalitesiz koşullar
urban poor n. kent fakiri
poor conditions n. kötü koşullar
poor appetite n. iştah kaybı
poor appetite n. iştah azalması
poor morale n. düşük moral
poor morale n. zayıf moral
the deserving poor n. gerçekten muhtaç kişi
poor neighbourhood n. fukara mahallesi
poor neighbourhood n. fakir mahallesi
poor neighbourhood n. yoksul mahallesi
poor fellow n. zavallı adamcağız
poor degree n. zayıf derece
poor conditions n. kötü/zayıf/olumsuz koşullar
poor mans nappy sack n. çöp poşeti
poor assumptions n. zayıf varsayımlar
people with poor vision n. görme kusuru olan/kusurlu insanlar
poor memory n. zayıf hafıza
poor neighborhood n. yoksul/fakir mahalle
poor neighborhood n. yoksul/fakir semt
a poor relation n. zayıf bir ilişki
poor black people n. fakir siyah insanlar
poor concentration n. konsantrasyon eksikliği
poor communicator n. insanlar ile sağlıklı/iyi iletişim kuramayan kimse
poor communicator n. insanlar ile iletişimi iyi olmayan/zayıf olan kimse
poor child n. çocukcağız
water poor country n. su fakiri ülke
a poor swimmer n. kötü yüzücü
the poor n. yoksul kesim
poor selection n. zayıf seçim
poor light n. zayıf ışık
poor quality of life n. düşük yaşam kalitesi
poor quality of life n. kalitesiz yaşam
poor access n. zayıf erişim
poor reading n. yavaş okuma
poor reading n. ağır okuma
joke in poor taste n. tatsız şaka
poor education n. kötü eğitim
poor concentration n. konsantrasyon bozukluğu
poor relation n. yetersiz kimse
poor farm n. ihtiyaç sahiplerinin barındığı devlet destekli yapı
poor speller n. kekeleyen kimse
poor farm n. düşkünler evi
poor speller n. sözcükleri heceleyen kimse
poor fish n. ahmak kimse
poor n. biçare kimse
poor [dialect] n. güç
poor n. yetersiz kimse
poor [dialect] n. kudret
poor relation n. diğerlerinin gerisinde kalan üye
poor people n. fakir insanlar
poor relation n. yetersiz şey
poor fish n. mankafa
poor people n. fakirler
poor n. gariban kimse
poor devil n. zavallı kimse
poor relation n. düşük seviye kimse
poor [dialect] n. yetki
poor devil n. aciz kimse
poor rates n. yoksulluk vergisi
poor farm n. kimsesizler evi
poor devil n. gariban kimse
poor n. fakir halklar
poor devil n. acınılan kimse
poor n. zavallı kimse
poor rate n. yoksullar için toplanan vergi
poor people n. fakir halklar
poor rates n. yoksullar için toplanan vergi
poor n. fakirler
poor rate n. yoksulluk vergisi
poor n. fakir insanlar
poor speller n. kötü telaffuzlu kimse
poor n. fakir kimse
poor fish n. aptal kimse
poor richard n. zavallı richard (benjamin franklin'in almanaklarında kullandığı mahlas, richard saunders)
poor girl n. kızcağız
grow poor v. fakirleşmek
be poor v. fakir olmak
be poor v. aç kalmak
become poor v. fakirleşmek
help and nurture the poor v. aç doyurmak
lead a poor life v. aç susuz kalmak
be poor v. açlık çekmek
get poor v. fakirleşmek
feed the poor v. aç doyurmak
become poor v. yoksullaşmak
be in poor health v. sağlığı iyi olmamak

Bedeutungen, die der Begriff "poor..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 1 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Idioms
1929'da new orleans'ta grev yapan işçilere bölgedeki bir restoranın yapıp verdiği sandviç (poor boy'un kısaltılmışı) po' boy n.