Stream - Turkish English Dictionary

Stream

Meanings of "Stream" in Turkish English Dictionary : 65 result(s)

English Turkish
Common Usage
stream n. dere
stream n. akarsu
General
stream n. akıntı
stream n. çaygillerden bir ağaççık türünün özel işlemlerle kurutulan yaprağı
stream n. sel
stream n. su
stream n. cereyan
stream n. nehir
stream n. akarca
stream n. ırmak
stream n. akarsu
stream n. dereden büyük ırmaktan küçük akarsu
stream n. çaygillerden bir ağaççık türü
stream n. akarsu akıntısı
stream n. çay
stream n. akım
stream n. ceryan
stream n. gidiş
stream n. arık
stream n. akış
stream n. müfredat
stream n. sürekli yenilenen stok
stream n. sürekli tedarik akışı
stream n. devamlı akış
stream n. ışık çakması
stream n. ışık parlaması
stream n. akın
stream n. kademe
stream v. akıp gitmek
stream v. sürmek
stream v. akmak
stream v. uzanmak
stream v. dalgalanmak (saç/bayrak)
stream v. dalgalanmak
stream v. akın halinde gitmek
stream v. uçuşmak
stream v. sel gibi akmak
stream v. aralıksız sürmek
stream v. vücut sıvısı çıkarmak
stream v. terlemek
stream v. vücut sıvısını akıtmak
stream v. tek yönde akmak
stream v. tek yönde yığılmak
stream v. süzülmek
stream v. yayınlanmak
stream v. yayımlamak
stream N. veri akışı
Trade/Economic
stream n. (bir işe) para akışı
Tourism
stream n. konukların çay, börek, pasta gibi içecek ve yiyeceklerle ağırlandığı toplantı
Technical
stream n. ceryan
stream n. gidiş
stream v. (veri) kesintisiz aktarmak
Computer
stream n. kesintisiz veri akışı
stream v. internet üzerinden canlı olarak yayınlamak
Aeronautic
stream v. (uçak) jet akımı yaratarak hareket etmek
stream v. (uçak) ardında ışık bırakarak ilerlemek
Mining
stream v. (toprak, çakıllı kum) akan suda yıkanmak
Food Engineering
stream n. akış
Education
stream n. okullarda çocukları yeteneklerine göre sınıflandırma
Geography
stream n. akıntı
stream n. vadi buzulu
stream n. (uzun ve dar) lav akıntısı
stream n. (kütle halinde taşınan) kum taneleri
stream n. kum akıntısı
stream n. rip akıntısı

Meanings of "Stream" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
main stream n. ana görüş
consequent stream n. uyumlu akarsu
mountain stream n. deliçay
main stream n. ana akarsu
gulf stream n. meksika körfezi'nden kuzey atlantiğe uzanan sıcak su akıntısı
tributary stream n. kol ırmak
stream of consciousness n. bilinçakışı
master stream n. ana ırmak
violent stream n. kuvvetli akıntı
stream of consciousness n. bilinç akımı
the gulf stream n. golfstrim
stream bed n. nehir yatağı
stream bed n. akarsu yatağı
stream profile n. akarsu profili
side stream n. kol ırmak
meteor stream n. meteor yağmuru
jet stream n. jet akımı
longitudinal stream n. boyuna akarsu
side of the stream n. dere kenarı
stream pollution n. akarsu kirliliği
stream flow n. akarsu akışı
broadcast stream n. yayın akışı
mountain stream n. yabani dere
run stream n. iş kuyruğu
stream media n. kesintisiz ortam
blue stream n. mavi akım
a live broadcast stream n. canlı yayın akışı
stream of thought n. fikir akımı
fast-flowing stream n. hızlı akan akarsu
stream of thought n. fikirler dizisi
stream of thought n. düşünce zinciri
stream of thought n. düşünce silsilesi
stream of thought n. düşüncenin devamlılığı
stream of thought n. fikir dizisi
stream of thought n. düşünce dizisi
stream of thought n. fikir silsilesi
stream of consciousness n. bilinçlilik akışı
steady stream n. sabit akış
income stream n. gelir akışı
main stream n. ana akım
stream of consciousness n. bilinç akışı
stream of consciousness n. şuur akışı
stream of literature n. literatür akımı
stream wheel n. su çarkı
stream wheel n. suyun akış hızını ölçen çark
stream with perspiration v. çok terlemek
(one's eye) to stream v. gözleri yaşarmak
(one's eye) stream v. gözü yaşarmak
live-stream v. canlı yayınlamak
stream with sweat adj. ter içinde
low side-stream adj. az dumanlı
stream of adj. bir dizi
up stream adv. akıntıya karşı
down stream adv. akıntı yönünde
with the stream adv. akıntı ile
Phrasals
stream down on v. üzerine akmak
stream in(to something) v. bir şeye akın etmek
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) hücum etmek
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) akın etmek
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) akın akın girmek
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) dolmak
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) doluşmak
stream into (something or some place) v. (bir şeye/yere) sel gibi akmak
stream in v. içeri/içine sızmak
stream in v. içeri hücum etmek
stream down v. aşağı doğru/boyunca akın etmek
stream down v. aşağı doğru akmak
stream down v. akın akın gelmek
stream in v. içine/içeri akın etmek
stream in v. içeri dolmak/doluşmak
stream in v. içeri/içine akmak
stream down v. aşağı doğru süzülmek
stream in v. akın akın girmek
Phrases
drift with the stream v. ayak uydurmak
drift with the stream v. akıntıya uymak
drift with the stream v. boyun eğmek
drift with the stream v. standartlara uyum sağlamak
stream of insults expr. hakaret yağmuru
Proverb
cross the stream where it is shallowest kolayına bakmak
cross the stream where it is shallowest işleri mümkün olan en kolay yoldan yapmak
only dead fish swim with the stream sadece ölü balıklar akıntıya kapılır
only dead fish swim with the stream sadece ölü balıklar akıntıya kapılır
don't change horses in the middle of the stream dere geçerken at değiştirilmez
don't change horses in the middle of the stream dereyi geçerken at değiştirilmez
don't change horses in the middle of the stream çay/dere/ırmak geçerken at değiştirilmez
don't change horses in the middle of the stream karar verildikten/makam dolduktan sonra kimi desteklediğini değiştirme
don't change horses in the middle of the stream çaydan/dereden/ırmaktan geçerken at değiştirilmez
don't change horses in the middle of the stream çayı/dereyi/ırmağı geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream dere geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream çay/dere/ırmak geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream dereyi geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream çaydan/dereden/ırmaktan geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream çayı/dereyi/ırmağı geçerken at değiştirilmez
don't swap horses in the middle of the stream karar verildikten/makam dolduktan sonra kimi desteklediğini değiştirme
it's ill striving against the stream boşuna çabalamanın/uğraşmanın/mücadele etmenin faydası yok
it's ill striving against the stream boşa kürek çekmenin faydası yok
it's ill striving against the stream ne yapsam/yapsak nafile
it's ill striving against the stream akıntıya karşı kürek çekmenin/yüzmeye çalışmanın faydası yok
it's ill striving against the stream ne yapsak değiştiremeyiz
it's ill striving against the stream yapacak bir şey yok
Idioms
change horses in the middle of the stream v. dereyi geçerken at değiştirmek
come on stream v. hizmete girmek
come on stream v. işletmeye açılmak
come on stream v. çalışmaya başlamak
float with the stream v. mevcut akıma uymak
float with the stream v. çoğunluğa uygun hareket etmek
float with the stream v. sürüye uymak
swim with/against the stream v. akıntıya kapılıp gitmek/akıntıya karşı kürek çekmek
go with the stream v. mevcut duruma uyum sağlamak
go with the stream v. çoğunluğa uymak
swim with/against the stream v. akışa uymak/uymamak
go with the stream v. mevcut akıma uymak
go with/against the stream v. çoğunluğa uymak/karşı gelmek
go with the stream v. akışa uymak
swim with/against the stream v. sürüye uymak/uymamak
go with/against the stream v. akıntıya kapılıp gitmek/akıntıya karşı kürek çekmek
go with the stream v. yaygın/genel geçer görüşü kabul etmek
go with/against the stream v. akışa uymak/uymamak
swim with/against the stream v. çoğunluğa uymak/karşı gelmek
go with the stream v. sürüye uymak
go with the stream v. akışa kapılıp gitmek
go with/against the stream v. sürüye uymak/uymamak
swim against the stream v. akıntıya karşı yüzmek
be on stream [uk] v. hizmette olmak
be on stream [uk] v. çalışır olmak
be on stream [uk] v. hizmete girmek
be on stream [uk] v. çalışmaya başlamak
go on stream [uk] v. hizmete girmek
go on stream [uk] v. işletmeye açılmak
be/come on stream v. hizmet vermek/hizmete girmek
come on stream v. hizmete girmek
be/come on stream v. işlemek/işletmeye açılmak
be/come on stream v. çalışmak/çalışmaya başlamak
come on stream v. işletmeye açılmak
come on stream v. çalışmaya başlamak
go on stream [uk] v. çalışmaya başlamak
change horses in the middle of the stream v. çay/dere/ırmak geçerken at değiştirmek
go against the stream v. çoğunluğa karşı gelmek
go against the stream v. sürüye/akışa uymamak
go against the stream v. aykırı olmak/davranmak
go against the stream v. akıntıya kürek çekmek
go against the stream v. genelden farklı olmak/davranmak
don't roll up your trousers before reaching the stream expr. dereyi görmeden paçaları sıvama
on stream expr. çalışmakta
on stream expr. hizmette
against the stream expr. akıntıya karşı
against the stream expr. kalıpların dışında
against the stream expr. genelgeçer kalıpların dışında
against the stream expr. alışılmışın dışında
with the stream expr. akıntıya karşı/akıntı yönünde