drum - Turkish English Dictionary

drum

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

drum — Definition

Pronunciation (IPA):
(AmE /drʌm/ – BrE /drʌm/)
Part of speech:
İsim: drum (drums); Fiil: drum (drums – drummed – drumming)
Synonyms:
beat, barrel
Antonyms:
silence, hush

Meanings of "drum" in Turkish English Dictionary : 88 result(s)

English Turkish
Common Usage
drum n. davul
John is playing the drum in a local band.
John yerel bir grupta davul çalıyor.

More Sentences
General
drum n. tamtam
While the drums of war are rumbling, Europe is quarrelling.
Savaş tamtamları çalarken, Avrupa kavga ediyor.

More Sentences
drum n. davul sesi
Tom heard the drums.
Tom davul seslerini duydu.

More Sentences
drum n. bidon
The farmer could buy only 40 gallons of diesel as he brought only one fuel drum.
Çiftçi sadece bir yakıt bidonu getirdiği için sadece 40 galon mazot alabildi.

More Sentences
drum n. davul
John is playing the drum in a local band.
John yerel bir grupta davul çalıyor.

More Sentences
drum n. tambur
Usually, the drum can withstand loads up to 2000 kg.
Genellikle tambur 2000 kg'a kadar yüklere dayanabilir.

More Sentences
drum v. davul çalmak
Jason's drumming style is an essential part of the band's sound.
Jason'ın davul çalma tarzı grubun sound'unun önemli bir parçası.

More Sentences
drum v. parmaklarıyla tempo tutmak
Tom drummed on the desk.
Tom masanın üzerinde parmaklarıyla tempo tuttu.

More Sentences
drum v. tıkırdatmak
Please stop drumming on the desk; I can't concentrate.
Lütfen masayı tıkırdatmayı kes, konsantre olamıyorum.

More Sentences
Trade/Economic
drum n. bidon
The farmer could buy only 40 gallons of diesel as he brought only one fuel drum.
Çiftçi sadece bir yakıt bidonu getirdiği için sadece 40 galon mazot alabildi.

More Sentences
Technical
drum n. kampana
Most pick-up trucks have drums at the back for braking.
Çoğu kamyonetin arkasında frenleme için kampanalar vardır.

More Sentences
drum n. tambur
Usually, the drum can withstand loads up to 2000 kg.
Genellikle tambur 2000 kg'a kadar yüklere dayanabilir.

More Sentences
Telecom
drum n. tambur
Usually, the drum can withstand loads up to 2000 kg.
Genellikle tambur 2000 kg'a kadar yüklere dayanabilir.

More Sentences
Construction
drum n. tambur
Usually, the drum can withstand loads up to 2000 kg.
Genellikle tambur 2000 kg'a kadar yüklere dayanabilir.

More Sentences
Military
drum n. kampana
Most pick-up trucks have drums at the back for braking.
Çoğu kamyonetin arkasında frenleme için kampanalar vardır.

More Sentences
Art
drum n. davul
John is playing the drum in a local band.
John yerel bir grupta davul çalıyor.

More Sentences
Printery
drum n. tambur
Usually, the drum can withstand loads up to 2000 kg.
Genellikle tambur 2000 kg'a kadar yüklere dayanabilir.

More Sentences
General
drum n. dümbelek
drum n. timpan zarı
drum n. makara
drum n. varil
drum n. kulak zarı
drum n. trampet
drum n. darbuka
drum n. şarjör tüfek
drum n. fıçı
drum n. silindir
drum n. gövde
drum n. silindirik saç kap
drum n. kasnak
drum n. yay kovanı
drum n. bateri
drum n. sütun gövdesi
drum n. tekrarlayıp duran eylem
drum n. hareketi yineleme sonucu oluşan ses
drum v. çağırmak
drum v. kafasına sokmak
drum v. çok çalışmak
drum v. sınava çalışmak
drum v. ineklemek
drum v. ilgi uyandırmak
drum v. tahrik etmek
drum v. propaganda yapmak
drum v. ısrarla istemek
drum v. aşağılayarak kovmak
drum v. def etmek
drum v. ihraç etmek
drum v. ısrar ederek zorlamak
drum v. durmadan vurmak
drum v. defaatle tıklatmak
drum v. bir hareketi tekrar ederek ritmik sesler çıkarmak
drum v. (postu) tamburda işlemden geçirmek
drum v. fıçıya koymak
drum v. ritim tutmak
Trade/Economic
drum n. fıçı
drum n. varil
Technical
drum n. buhar domu
drum n. dram
drum n. fener veya fenerlik
drum n. kablo dolabı
drum n. kayış çemberi
drum n. kasnak
drum n. silindir
drum n. su dramı
drum n. tambura
drum v. (postu) döner silindirin içine ince talaşla birlikte koyup sürekli çalkalayarak temizlemek
drum adj. tamburlu
Computer
drum n. manyetik silindir
drum n. manyetik tambur
Telecom
drum n. silindir
Architecture
drum n. kupola veya kubbeyi taşıyan dikey duvar
Automotive
drum n. uğuldama
drum n. varil
Anatomy
drum n. kulakzarı
drum n. kulakdavulu
Marine Biology
drum n. sciaenidae familyasına mensup, tıngırtı sesi çıkaran balık
Education
drum v. sürekli tekrarla yavaş yavaş öğretmek
drum v. (fikri) sürekli tekrar ederek aşılamak
Archaeology
drum n. kubbe bileziği
Geography
drum n. drumlin
drum n. dar tepe
Military
drum n. tambura
Archaic
drum n. özel konuttaki akşam toplantısında bulunan şık insan topluluğu
Ornithology
drum v. kanatlarını çırparak titreştirmek
Slang
drum n. bilgi
drum n. tüyo
drum n. aile ocağı
British Slang
drum n. ev

Meanings of "drum" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
snare drum n. trampet
General
drum brake n. kampanalı fren
hoisting drum n. sarmaç
a small double drum n. kudüm
drum potential n. dram voltajı
magnetic drum n. manyetik tambur
side drum n. trampet
tenor drum n. tenor davul
drum drier n. tamburlu kurutucu
bongo drum n. tamtam
drum dryer n. tambur kurutucu
drum winding n. davul sargı
mill drum n. değirmen tamburu
drum roll n. trampet
drum roll n. tremola
drum head n. davul derisi
drum head n. ırgat başlığı
drum-fire n. bombardıman
drum-fire n. yaylım ateşi
tin drum n. teneke trampet
bass drum n. büyük davul
shawm-and-drum n. zurna ve davul
drum majorette n. bandonun önünde yürüyen kız
drum roll n. hızlı davul sesi
ramadan drum n. ramazan davulu
drum skin n. davul zarı
talking drum n. geleneksel olarak kol ile vücut arasına sıkıştırılarak çalınan afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı
talking drum n. eğri bir batonla çalınan, batı afrika'ya özgü küçük bir vurmalı çalgı
talking drum n. çalarken ton değiştirme özelliğine sahip afrika'ya özgü bir vurmalı çalgı
metal drum n. metal sıvı taşıma kabı
drum [australia] n. ayyaşlaın eşya taşıdığı bohça
drum something into somebody v. kafasına sokmak
drum up v. canlandırmak
drum up v. gezerek müşteri bulmak
drum up business v. işleri büyütmek
drum something into somebody's head v. kafasına sokmak
beat the drum v. davul çalmak
drum up business v. yeni müşteriler bulmak
drum up one's interest v. ilgisini çekmek
drum up one's interest v. ilgisini uyandırmak
drum-like adj. davul biçimli
drum-shaped adj. davul biçimli
drum-like adj. davula benzer formu olan
drum-shaped adj. davula benzer formu olan
Phrasals
drum someone out of something v. birisini bir gruptan/üyelikten çıkarmak
drum out v. kovmak
drum up v. ilgiyi artırmak/yükseltmek
drum out v. birine bir şarkının ritmini çalmak
drum on (something) v. (bir şeye) vurarak ritim tutmak
drum on something v. bir şeye vurarak ritim tutmak/yapmak
drum up v. destek kazanmak/bulmak
drum on (something) v. (bir şeyin üzerinde) ritim tutmak
drum out v. birisi öğrensin diye bir şarkının ritmini yapmak/taklit etmek
drum up v. yardımı teşvik etmek
drum out v. derhal görevine son vermek
drum out v. görevden almak/atmak
drum on something v. bir şeyin üzerinde ritim tutmak
drum up v. bir şey yaratmak/planlamak/uydurmak
drum out of v. -den çıkarmak
drum something out v. birine öğretmek için bir şarkının ritmini yapmak/taklit etmek
drum into (one) v. tekrar ede ede (birinin) kafasına sokmak
drum something into someone v. tekrar ede ede bir şeyi birinin kafasına sokmak
drum into (one) v. (birinin) kafasına vura vura sokmak
drum in v. kafasına vura vura sokmak
drum something up v. bir şeye destek toplamak
drum on v. üzerinde ritim tutmak
drum into v. zorla/ısrarla öğretmek
drum out of (something) v. (bir şeyden) kovmak
drum into (one) v. (birine) zorla/ısrarla öğretmek
drum something into someone v. bir şeyi birinin kafasına vura vura sokmak
drum out of (something) v. (bir şeyden) atmak
drum on v. -in üzerinde ritim tutmak
drum out of (something) v. (bir şeyden) çıkarmak
drum in v. zorla/ısrarla öğretmek
drum something out v. bir şarkının ritmini çalmak
drum into v. vura vura öğretmek
drum in v. beynine işlemek
drum in v. vura vura öğretmek
drum on v. -e vurarak ritim tutmak
drum something up v. bir şeyi göz önüne çıkarmak
drum something up v. bir şeye ilgi uyandırmak
drum into v. kafasına sokmak
drum something up v. bir şeye yardımı teşvik etmek
drum something into someone v. bir şeyi birine zorla/ısrarla öğretmek
drum out of v. -den kovmak
drum into v. beynine işlemek
drum in v. tekrar ede ede kafasına sokmak
drum out of v. -den atmak
Colloquial
drum [australia] n. güvenilir bilgi
drum [australia] n. gizli bilgi
drum [australia] n. faydalı bilgi
Idioms
as tight as a drum n. aşırı pinti
beat the big drum v. gönülden desteklemek
drum something into v. beynine işlemek
drum someone out of something v. sepet havası çalmak
bang the drum for someone v. birisini desteklemek
beat the drum for someone v. birisini desteklemek
bang the drum v. (bir şeyi/birisini) övmek
beat the drum v. (bir şeyi/birisini) övmek
beat the drum v. birisini desteklemek
beat the drum v. şevkle/heyecanla tanıtımını yapmak
bang the drum v. şevkle/heyecanla tanıtımını yapmak
bang the drum v. bir fikrin veya şahsın reklamını yapmak
beat the drum v. bir fikrin veya şahsın reklamını yapmak
bang the drum v. birisini desteklemek
drum someone out v. birisi bir gruptan/üyelikten çıkarmak
march to own drum v. standartlara uymayan bir şekilde hareket etmek
march to the beat of one's own drum v. standartlara uymayan bir şekilde hareket etmek
pay with the roll of the drum v. bir borcu ödemekten kaçınmak
pay with the roll of the drum v. borçtan kaçmak
pay with the roll of the drum v. borcu geçiştirmek
march to (the beat of) a different drum v. standartlara uymamak
march to (the beat of) a different drum v. farklı/ayrı telden çalmak
march to (the beat of) a different drum v. toplumsal normlara uymamak
march to (the beat of) a different drum v. farklı olmak/hareket etmek
march to (the beat of) a different drum v. aykırı olmak/davranmak
march to (the beat of) a different drum v. marjinal olmak/davranmak
march to (the beat of) a different drum v. sıra dışı bir hayat/yaşam tarzı seçmek
march to (the beat of) a different drum v. toplumsal normların dışında hareket etmek
march to (the beat of) a different drum v. standartların dışında hareket etmek
march to (the beat of) a different drum v. topluma ayak uydurmamak
march to (the beat of) a different drum v. farklı/ayrı bir yol tutturmak/izlemek
bang the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
beat the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) şakşakçısı olmak
beat the drum (for somebody/something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
beat the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
bang the drum (for somebody/something) v. (biri/bir şey için) çığırtkanlık yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) çığırtkanlığını yapmak
bang the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) şakşakçısı olmak
bang the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) reklamını yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (biri/bir şey) için şakşakçılık yapmak
beat the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) çığırtkanlığını yapmak
bang the drum (for somebody/something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
beat the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) şevkle/heyecanla tanıtımını yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) destekçisi olmak
bang the drum for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) şakşakçısı olmak
beat the drum (for somebody/something) v. (biri/bir şey için) çığırtkanlık yapmak
bang the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) şevkle/heyecanla tanıtımını yapmak
bang the drum (for somebody/something) v. (biri/bir şey için) şakşakçılık yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) reklamını yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) şevkle/heyecanla tanıtımını yapmak
beat the drum (for somebody/something) v. (biri/bir şey için) şakşakçılık yapmak
beat the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) reklamını yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (birini/bir şeyi) desteklemek
bang the drum (for somebody/something) v. (birinin/bir şeyin) çığırtkanlığını yapmak
bang the drum for (someone or something) v. (biri/bir şey) için çığırtkanlık yapmak
drum into one's head v. beynine kazımak
beat the drum v. reklamını yapmak
drum into one's head v. kafasına sokmak
drum into one's head v. zorla öğretmek