flash® - Turkish English Dictionary

flash®

Meanings of "flash®" in Turkish English Dictionary : 1 result(s)

English Turkish
Computer
flash® n. internette genelde animasyon yayınlamak için kullanılan, grafik, ses ve video bilgisi içeren bir dosya formatı markası

Meanings of "flash®" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
flash n. ışıltı
flash n. parlama
flash n. ani ışık
flash n. flaş
flash v. ışık tutmak
General
flash bulb n. flaş ampulü
flash n. cep feneri
flash n. yıldırım haber
flash n. ani bir parıldama
flash n. teşhir
flash in the pan n. saman alevi gibi bir şey
flash bulb n. flaş lambası
flash point n. yanma noktası
flash lamp n. cep feneri
flash flood n. aniden gelen sel
flash point n. alevlenme noktası
flash n. kısa fakat önemli bir haber
flash n. şule
flash flood n. su baskını
flash n. şimşek
flash n. an
flash n. yıldırım
flash message n. önemli mesaj
lightning flash n. şimşek
flash metre n. flaşmetre
flash n. çarpıcı çekim
flash heater n. otomat
flash n. ışıldama
flash n. parıltı
news flash n. flaş haber
flash in the pan n. arkası gelmeyen başarı
flash in the pan n. sonuçsuz kalan hamle
flash in the pan n. saman alevi
flash in the pan n. bir atımlık barut
news flash n. sıcak gelişme
flash set n. çabuk donma
flash set n. çabuk priz
flash lamp n. el feneri
flash n. çakış
flash set n. hızlandırılmış priz
photo-flash n. flaş
flash n. ani alev
a flash news n. bir son dakika gelişmesi
flash pellets n. parıldayan saçma taneleri
flash interview n. sıcağı sıcağına röportaj
flash fire n. ani yangın
flash-steamer n. bir tür oyuncak tekne
flash-steamer n. pop pop tekne
flash n. (uyuşturucu etkisi ile) kendinden geçme
flash n. (uyuşturucu etkisi ile) mest olma
flash n. kör atmak (oyun)
a blinding flash n. kör edici bir flaş
a blinding flash n. kör edici bir parıltı
flash point n. patlak verme noktası
flash [obsolete] n. su sıçraması
flash n. (zeka) ani patlama
flash house n. hırsız ve fahişelerin uğrak yeri olan ev
flash n. anlık ve ani görüntü
flash n. üstün sporcu
flash [obsolete] n. züppe
flash n. ilgiyi üstüne çeken şey
flash n. fark edilen kimse
flash [uk] n. yeraltı dünyasının jargonu
flash [obsolete] n. su dalgası
flash n. bayrakla yapılan işaret verme hareketi
flash n. gösteri
flash house n. genelev
flash [obsolete] n. gösteriş meraklısı kimse
flash [obsolete] n. ok demeti
flash [obsolete] n. gösterişli konuşma
flash mob n. bir eylemi gerçekleştirmek üzere belirlenen yere çağrılan insan grubu
flash [obsolete] n. ağdalı laf
flash [uk] n. kriminal argosu
prank flash n. internetteki hassas kesimi hedef alan kısa animasyon
flash n. (temizlik maddesi markası) flash
flash n. (adobe) flash
flash n. rütbe (arması)
flash n. hızlı bakış
flash n. şöyle bir bakma
flash of light n. ışık parlaması
flash v. akla gelmek
flash a glance v. göz atmak
flash v. yakıp söndürmek (işaret vermek için ışıkları)
flash v. aydınlatmak
flash on v. aydınlatmak
flash v. (bakış) atmak
flash v. frikik vermek
flash v. parıldamak
flash out v. küplere binmek
flash v. yıldızı parlamak
flash v. parlamak
flash one's panties v. frikik vermek
flash v. çakmak
flash v. balkımak
flash v. şimşek çakmak
flash back v. canlandırmak
flash v. teşhircilik yapmak
flash through one's mind v. birden aklından geçmek
flash v. böbürlenmek
flash on v. ışık tutmak
flash v. çakmak (şimşek)
flash v. büyük bir hızla geçmek
flash v. ışıldamak
flash v. görünüp hızla kaybolmak
flash v. yakmak
flash out v. öfkelenmek
flash v. bir an için göstermek
flash v. yanıp sönmek
(one's life) flash before one's eyes v. hayatı gözünün önünden geçmek
(a bulb) flash on and off v. yanıp sönmek (lamba)
flash v. göndermek
flash v. çok hızlı hareket etmek
flash v. şimşek gibi çakmak
flash v. (telgraf/radyo mesajı) yollamak
flash v. birden parlamak
flash v. sürekli yanmak (ışık)
flash a smile at someone v. gülücük atmak
flash a smile at someone v. birisine gülümsemek
flash out v. (ışık) aydınlatmak
flash something around v. göstermek
flash the headlights v. selektör yapmak
lightning flash v. şimşek çakmak
flash-freeze v. şoklamak
flash-freeze v. ani olarak dondurmak
flash her underwear v. frikik vermek
get caught in a flash flood v. sele yakalanmak
flash the brights v. selektör yapmak
flash the brights v. uzun farları yakıp söndürmek
flash the brights v. uzunları yakıp söndürmek
have a flash of insight v. aydınlanma yaşamak
patter flash v. hırsız jargonuyla konuşmak
flash v. göze batacak şekilde sergilemek
flash v. (akış veya gelgit suyu) hızla akmak
flash-fry v. tavaya koyup yüksek ateşte hızlıca kızartmak
flash v. (suyu) sıçratmak
flash v. ani su akışı ile tekneyi engelin üzerinden aşırmak
flash v. (top) ateşleme sırasında alev çıkarmak
flash v. parlak şekilde veya aralıklı olarak ışık yansıtmak
flash v. (gözler) tutku ve canlılıkla parlamak
flash v. aniden başka bir moda girmek
flash v. (kelime veya ifadeyi) harfleri birbirine yapışık olduğu için tek bir birim halinde yazmak
flash v. (akış veya gelgit suyu) şakırdamak
flash v. gösteriş yapmak
flash v. ani su akışı ile kanalı doldurmak
flash v. (gözler) ışık saçmak
flash v. belirivermek
flash adj. şık
flash adj. gösterişli
flash adj. şiddetli
flash adj. havalı