şiddetli - Turkish English Dictionary
History

şiddetli



Meanings of "şiddetli" in English Turkish Dictionary : 97 result(s)

Turkish English
Common Usage
şiddetli acute adj.
şiddetli severe adj.
şiddetli violent adj.
General
şiddetli goriness n.
şiddetli poignant adj.
şiddetli harsh adj.
şiddetli stinging adj.
şiddetli exquisite adj.
şiddetli rude adj.
şiddetli gusty adj.
şiddetli rigorous adj.
şiddetli torrential adj.
şiddetli round adj.
şiddetli sharp adj.
şiddetli impetuous adj.
şiddetli high adj.
şiddetli keen adj.
şiddetli stern adj.
şiddetli sore adj.
şiddetli driving adj.
şiddetli spanking adj.
şiddetli excruciating adj.
şiddetli extreme adj.
şiddetli passionate adj.
şiddetli stark adj.
şiddetli strong adj.
şiddetli rigid adj.
şiddetli vehement adj.
şiddetli intensive adj.
şiddetli vicious adj.
şiddetli splitting adj.
şiddetli burning adj.
şiddetli drastic adj.
şiddetli furious adj.
şiddetli ferocious adj.
şiddetli heavy adj.
şiddetli profound adj.
şiddetli bitter adj.
şiddetli slashing adj.
şiddetli frenetic adj.
şiddetli flash adj.
şiddetli sweeping adj.
şiddetli forceful adj.
şiddetli boisterous adj.
şiddetli strict adj.
şiddetli trenchant adj.
şiddetli hot adj.
şiddetli intemperate adj.
şiddetli flaming adj.
şiddetli bad adj.
şiddetli fierce adj.
şiddetli smart adj.
şiddetli hard adj.
şiddetli towering adj.
şiddetli deep adj.
şiddetli intense adj.
şiddetli tempestuous adj.
şiddetli virulent adj.
şiddetli stormy adj.
şiddetli violent adj.
şiddetli severest adj.
şiddetli severer adj.
şiddetli thunderous adj.
şiddetli dire adj.
şiddetli stiff adj.
şiddetli wild adj.
şiddetli blistering adj.
şiddetli fiercest adj.
şiddetli astringent adj.
şiddetli brutal adj.
şiddetli consuming adj.
şiddetli tearing adj.
şiddetli acharné adj.
şiddetli rabious adj.
şiddetli adstringent adj.
şiddetli afflictive adj.
şiddetli agonising adj.
şiddetli ranty adj.
şiddetli terrible adj.
şiddetli tiger-footed adj.
şiddetli vehemently adv.
Colloquial
şiddetli like billyo adv.
şiddetli like billy-oh adv.
şiddetli like billyo adv.
şiddetli like billy-o adv.
Idioms
şiddetli bone-crunching adj.
Slang
şiddetli aggro adj.
Law
şiddetli grave
Technical
şiddetli severe
şiddetli stringent
şiddetli violent
Marine
şiddetli stern
Linguistics
şiddetli strong
Geography
şiddetli torrent adj.
şiddetli torrentuous adj.
Meteorology
şiddetli nimbose adj.
Latin
şiddetli atrox

Meanings of "şiddetli" with other terms in English Turkish Dictionary : 305 result(s)

Turkish English
Common Usage
ani ve şiddetli rüzgar squall n.
General
şiddetli bir şekilde hücum etmek storm v.
çarpa çarpa şiddetli ve gürültülü bir şekilde koşmak crash v.
şiddetli bir şekilde azarlamak lambast v.
şiddetli olmak rage v.
şiddetli bir şekilde hücum ederek bir yeri fethetmek storm v.
şiddetli esmek rush v.
baskının en şiddetli kısmını çekmek bear the brunt of v.
şiddetli esmek storm v.
şiddetli bir şekilde fışkırtmak spew out v.
şiddetli azarlamak dress down v.
-e karşı şiddetli ilgi duymak take an eager interest in v.
şiddetli eleştiri almak be severely criticized v.
şiddetli yağmur yağmak pour with rain v.
(yağmur) şiddetli yağmak pour with rain v.
yağmur şiddetli yağmak rain come down hard v.
şiddetli ve ani yağmur waterspout n.
şiddetli yağmur driving rain n.
şiddetli tartışma donnybrook n.
şiddetli ıstırap agony n.
şiddetli akıntı shoot n.
şiddetli arzu craving n.
şiddetli hücum onslaught n.
şiddetli tavsiye exhortation n.
şiddetli arzu appetency n.
güçlü ve şiddetli dalga roust n.
şiddetli rüzgar strong wind n.
şiddetli ve ani çekiş jerk n.
şiddetli kötüleme vituperation n.
şiddetli geçimsizlik severe conflict n.
en şiddetli kısım (saldırı/azarlama/baskı vb'nin) brunt n.
şiddetli tropik fırtına typhoon n.
şiddetli yağmur downpour n.
kısa ve şiddetli yağış flurry n.
şiddetli nabız feverish pulse n.
şiddetli darbe bash n.
birden saplanan şiddetli sancı twinge n.
şiddetli rekabet tug of war n.
kısa süren şiddetli rüzgar scud n.
şiddetli yağma pelt n.
şiddetli rüzgar fresh breeze n.
şiddetli yağmur deluge n.
şiddetli sancı throe n.
sudan'da görülen şiddetli kum fırtınası haboob n.
şiddetli bir şekilde azarlama lambasting n.
çok şiddetli arzu lust n.
şiddetli saldırı onslaught n.
şiddetli geçimsizlik irreconcilable difference n.
şiddetli nöbet paroxysm n.
şiddetli yağmur heavy rain n.
şiddetli yağmur heavy rainfall n.
şiddetli rüzgar gale n.
şiddetli rüzgar blast n.
şiddetli araştırma ve gezme arzusu wanderlust n.
şiddetli sarsıntı concussion n.
şiddetli ve sert rüzgar tempest n.
şiddetli acı agony n.
uğultu (şiddetli rüzgarın çıkardığı) bluster n.
ekvatorun 40* ile 50* arasındaki kuzey ve güney enlemlerinde şiddetli rüzgarların görüldüğü bölgeler roaring forties n.
şiddetli arzu urge n.
şiddetli istek thirst n.
şiddetli fırtına tropical storm n.
ani ve şiddetli ağrı pang n.
şiddetli karın ağrısı cramp n.
şiddetli çarpışma smash up n.
şiddetli bir alkış a thunderous applause n.
şiddetli gürültü loud noise n.
şiddetli gürültü deafening noise n.
şiddetli ışık harsh light n.
şiddetli hava akımı blast n.
şiddetli ağrı acute pain n.
şiddetli istek anxiety n.
şiddetli vuruş bang n.
şiddetli sağanak thunder squall n.
şiddetli sağanak thundersquall n.
şiddetli yağmur lashing rain n.
şiddetli yağmur torrential rain n.
şiddetli yağmur pouring rain n.
şiddetli protesto a vehement protest n.
şiddetli ağız kavgası a knock-down drag-out fight n.
şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma high-conflict divorce n.
şiddetli duygu emotion n.
şiddetli istek urge n.
şiddetli saldırılar violent attacks n.
şiddetli fırtına fierce storm n.
şiddetli fırtına severe storm n.
şiddetli fırtına ferocious storm n.
şiddetli fırtına violent storm n.
şiddetli bulantı ve kusma severe nausea and vomiting n.
şiddetli/ağır/sert hava şartları extreme weather conditions n.
şiddetli geçimsizlik irreconcilable differences n.
şiddetli çatışma violent conflict n.
şiddetli çekişme violent conflict n.
şiddetli yanık severe burn n.
şiddetli cinsel istek concupiscence n.
şiddetli saldırı fierce attack n.
şiddetli şefkat fierce compassion n.
şiddetli hırs burning ambition n.
atom bombasında patlayan malzemenin genişlemesini geciktiren, ve daha şiddetli bir patlamayı mümkün kılan bir nötron reflektörü tapmer n.
şiddetli tavsiye adhortation n.
çok şiddetli sağanak yağmur cataract n.
(bir şeyin) en şiddetli noktası teeth n.
şiddetli olma terribleness n.
şiddetli istek thirstiness n.
şiddetli istek hungriness n.
en şiddetli an throes n.
şiddetli (rüzgar) rough adj.
şiddetli (fırtına vb) gustful adj.
hakkında şiddetli tartışmalar yapılan (konu) explosive adj.
şiddetli (deprem/kalp krizi vb) massive adj.
şiddetli (sancı) sharp adj.
en şiddetli waxiest adj.
şiddetli (duygu) strong adj.
şiddetli tartışmalara yol açabilen (konu) explosive adj.
şiddetli (rüzgar) spanking adj.
şiddetli (söz) intemperate adj.
çok şiddetli yağan (yağmur) torrential adj.
şiddetli derecede acımasız wrothful adj.
ince şiddetli keen adj.
çok şiddetli tedavi uygulanarak gelişimi durdurulmuş jugulated adj.
çok şiddetli splitting adj.
daha şiddetli waxier adj.
şiddetli (rüzgar/darbe) strong adj.
en şiddetli sharpest adj.
şiddetli (eleştiri vb) blistering adj.
şiddetli (ağrı) excruciating adj.
şiddetli bir şekilde yıkıcı cataclysmal adj.
şiddetli bir şekilde yıkıcı cataclysmic adj.
daha az şiddetli hale getirilmiş tempered adj.
şiddetli bir şekilde consumingly adv.
şiddetli bir şekilde burningly adv.
şiddetli bir şekilde excruciatingly adv.
şiddetli biçimde intensely adv.
şiddetli bir halde with a vengeance adv.
şiddetli bir şekilde frenetically adv.
şiddetli bir şekilde stringently adv.
şiddetli bir şekilde bigly adv.
şiddetli bir biçimde virulently adv.
şiddetli bir şekilde gustily adv.
şiddetli bir biçimde severely adv.
aşırı derecede öfkeli/şiddetli biçimde rabidly adv.
şiddetli biçimde rabidly adv.
şiddetli bir şekilde toweringly adv.
şiddetli bir biçimde violently adv.
şiddetli bir şekilde agonizingly adv.
çok şiddetli durumlarda in severe cases adv.
kar çok şiddetli the snow is very heavy expr.
şiddetli fırtına violent storm
Phrasals
çekmek/saldırmak (şiddetli bir şekilde) tear at
Colloquial
uzun ve şiddetli bir şekilde konuşmak earbash v.
uzun ve şiddetli konuşma earbash n.
şiddetli tartışma bloodletting n.
şiddetli yağmur yağmak chuck it down
acil ve şiddetli bir şekilde cezalandırmak short sharp shock
Idioms
kafasına şiddetli bir darbe almak/yemek get (one's) bell rung v.
kendinden geçecek/yere yığılacak kadar şiddetli bir yumruk yemek get (one's) bell rung v.
kafasına şiddetli bir darbe almak/yemek ring (one's) bell v.
kendinden geçecek/yere yığılacak kadar şiddetli bir yumruk yemek ring (one's) bell v.
şiddetli yağan, taşkın veya sel halinde şey niagara n.
şiddetli ve ardı arkası kesilmeyen (çekişme) cat-and-dog adj.
mücadelenin en şiddetli zamanında in the thick of the fight
muharebenin en şiddetli yerinde in the thick of the battle
çok şiddetli savaş a pitched battle
şiddetli mücadele a pitched battle
şiddetli bir patlama quite the blast
saldırının en şiddetli kısmını yaşamak take the brunt of something
saldırının en şiddetli kısmını yaşamak bear the brunt of something
en ağır/zor/şiddetli kısmına katlanmak bear the brunt of something
yoğun/şiddetli biçimde eleştirmek be in full cry
şiddetli yağmur yağmak pour with rain
şiddetli baş ağrısı splitting headache
Slang
şiddetli olmayan kavga handbag fight
Trade/Economic
toplam talep veya toplam arzdaki şiddetli değişme shocks
şiddetli enflasyon virulent inflation
şiddetli talep strong demand
şiddetli durgunluk depression
şiddetli engellilik ödeneği severe disablement allowance
Law
şiddetli anlaşmazlık incompatibility of temperament
şiddetli geçimsizlik incompatibility of temperament
Insurance
şiddetli fırtına tempest
Technical
şiddetli yağmur torrent
daha şiddetli yapmak intensify
yüksek şiddetli karbon high intensity carbon
şiddetli yağış heavy rainfall
şiddetli geri itme backlash
şiddetli biçimde çarpmak rap
şiddetli sağanak thunder squall
hafif ve şiddetli kütle darbesi soft and heavy body impact
şiddetli karıştırma vigorous stirring
Construction
hava basıncı altında şiddetli yağmura bütün dış duvar sistemlerinin dayanımının belirlenmesi determination of the resistance of external wall systems to driving rain under pulsating air pressure
Marine
(geminin) şiddetli bir biçimde bir şeye çarpmasını engellemek fend off a boat v.
çok şiddetli felaket durumunda yapılacak mali destek yasaları laws for special financial support for extreme severity disaster
şiddetli fırtına severe storm
yerel şiddetli yağış local severe rainfall
şiddetli yağışlı tayfun typhoon with heavy precipitation
şiddetli çalkantı turbulence
ani ve şiddetli fırtına squall
şiddetli kar yağışı heavy snowfall
dayanıklı kumaştan yapılan ve şiddetli fırtınalarda kullanılan yelken storm spinnaker
çok şiddetli afet extreme-severity disaster
Medical
şiddetli veya tedavi edilemez zihinsel bozukluk acromania n.
şiddetli, akut fiziksel yaralanmaların tedavisinde uzmanlaşmış doktor traumatologist n.
şiddetli, akut fiziksel yaralanmaların tedavisinde uzmanlaşmış sağlık uzmanı traumatologist n.
şiddetli zihinsel, duygusal stres veya fiziksel yaralanmadan etkilenen bireylerde travmanın tedavisi traumatology n.
şiddetli göz yaşartıcı severe lachrymator
şiddetli acı anguish
şiddetli sıtma jungle fever
şiddetli ve ani nöbet paroxysm
çizgili kasların istem dışı şiddetli convulsion
migren ve migrene bağlı şiddetli başağrısı tedavisinde kullanılan bir ilaç triptan
şiddetli sancı sharp ache
şiddetli acı sharp ache
şiddetli ağrı sharp ache
bebeklerde şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan bulaşıcı ve yaygın bir virüs respiratory syncytial virus
şiddetli ağrı throes
hastalığın en şiddetli dönemi fastigium
şiddetli sancı acute pain
şiddetli ağrı grip
şiddetli sancı twinge
şiddetli ağrı twinge
şiddetli ağrı throe
şiddetli ağrı violent pang
şiddetli sancı throe
şiddetli kas seğirmesi trepidation
şiddetli sancı violent pang
şiddetli sancı grip
şiddetli baş dönmesi severe dizziness
topuk altındaki fasya bağ dokusunun zedelenmesi sonrası şiddetli topuk ağrıları ile karakterize bir rahatsızlık plantar fasciitis
şiddetli toksisite belirtisi severe toxicity sign
şiddetli toksisite bulgusu severe toxicity sign
şiddetli metabolik asidoz severe metabolic acidosis
şiddetli lezyonlar severe lesions
şiddetli ağrı intense pain
şiddetli kaşıntı ve eritemli reaksiyon severely pruritic and erythematous reaction
şiddetli hiperbilirübinemi severe hyperbilirubinemia
periorbital ve frontotemporal yerleşimli şiddetli ağrı periorbital and frontotemporal severe pain
şiddetli titreme severe shivering
şiddetli göğüs ve skapüler bölge ağrısı severe pain in the chest and scapula
şiddetli böbrek tutulumu severe renal involvement
şiddetli böbrek tutulumu severe kidney involvement
şiddetli hemoptizi severe hemoptysis
şiddetli bel ağrısı severe low back pain
orta şiddetli bel ve bacak ağrısı mild low-back and leg pain
şiddetli geç diskinezi severe tardive dyskinesia
şiddetli metabolik dekompansasyon severe metabolic decompensation
prematür ve şiddetli ateroskleroz gelişimi development of premature and severe atherosclerosis
şiddetli karın ağrısı ve kusma severe abdominal pain and vomiting
şiddetli preeklamptik ve normotensif gebe severe pre-eclamptic and normotensive patient
şiddetli hipotansiyon severe hypotension
şiddetli nonalkolik steatohepatit severe non-alcoholic steatohepatitis
şiddetli klinik seyir gösteren enfeksiyon infection with severe clinical manifestation
şiddetli eklem ve adale ağrıları veren ateşli ve bulaşıcı hastalık dengue
hafif şiddetli klinik bulgular mild clinical findings
şiddetli beyin hasarı severe brain damage
şiddetli lokal deri reaksiyonları severe local skin reactions
uzun süreli tedavi edilmemiş şiddetli/ağır hipotiroid long-standing severe untreated hypothyroidism
şiddetli baş ağrısı severe headache
şiddetli kronik obstrüktif akciğer hastalığı hasta patient with severely chronic obstructive lung disease
şiddetli hiperfosfatemi ve hiperürisemi severe hyperphosphatemia and hyperuricemia
imiquimoda bağlı şiddetli genital ülserasyon severe genital ulceration induced by imiquimod
Psychology
şiddetli kaygı severe anxiety
Dentistry
dişlerdeki şiddetli mobilite ve kırmızı şiş dişeti şikayeti complaint of severe mobility of the teeth with the red and swollen gingiva
Physiology
rahimde şiddetli kasılma ve servikal dilatasyon ile karakterize edilen doğum süreci transition n.
Pathology
kanlı ishal ve şiddetli karın ağrısı meydana getiren bağırsak iltihabı necrotizing enteritis n.
deri altı dokuların enfekte olmasından kaynaklı, doku nekrozu ve ağrıya sebep olan şiddetli bir hastalık necrotizing fasciitis n.
anne karnında veya doğumda bağımlılık yapan ilaçlara maruz kalmış bebekte görülen şiddetli ağlama, titreme, ateş, terleme ve kusma gibi yoksunluk semptomları neonatal abstinence syndrome n.
şiddetli mide ağrısı tormina n.
şiddetli vajinal displazi severe vaginal dysplasia
şiddetli pre-eklampsi severe pre-eclampsia
şiddetli protein-enerji malnütrisyonu severe protein-energy malnutrition
şiddetli doğum asfiksisi severe birth asphyxia
şiddetli vulvar displazi severe vulvar dysplasia
şiddetli servikal displazi severe cervical dysplasia
Pharmaceutics
şiddetli kas gerginliği ve parkinson tedavisinde kullanılan bir kas gevşetici norflex n.
Astronomy
şiddetli güneş fırtınası solar superstorm
Botanic
şiddetli rüzgâr gale
Forestry
güney afrika'ya özgü pteroxylon utile ağacından elde edilen, talaşları şiddetli hapşırmaya neden olan maun benzeri kereste neishout n.
güney afrika'ya özgü pteroxylon utile ağacından elde edilen, talaşları şiddetli hapşırmaya neden olan maun benzeri kereste neishout n.
Environment
yerel şiddetli yağış local severe rain
beklenen en şiddetli deprem maximum credible earthquake
çok şiddetli deprem great earthquake
şiddetli kar yağışı heavy snow fall
şiddetli fırtına tasarımlı designed heavy storm
Geography
suudi arabistan'ın kuzeyindeki kızıl kumları ve ani şiddetli rüzgarlarıyla bilinen çöl bölgesi nefud n.
çok şiddetli yağan (yağmur) torrentuous adj.
sahra çölünden esen şiddetli ve sıcak rüzgar samiel
şiddetli fırtına whole gale
çok şiddetli rüzgarlar gale-force winds
şiddetli kurak severe drought
şiddetli kurak extreme drought
Meteorology
yağmurla birlikte gelen ani ve şiddetli fırtına rainsquall n.
şiddetli yağmur downpour
şiddetli hava akımı blast
şiddetli dolu yağışı hail squall
şiddetli rüzgar fresh breeze
şiddetli yağmur heavy rain
Geology
çoğunlukla şiddetli yağmurlardan sonra toprak yüzeyinde oluşan kabuk benzeri tabaka capping n.
aşırı şiddetli değrem megaquake
Military
şiddetli bir hücum yaparak bir yeri ele geçirmek take a place by storm
şiddetli bir hücum yaparak bir yeri almak take a place by storm
şiddetli çatışma battle royal
Archaic
şiddetli gök gürültüsü tempest n.
British Slang
şiddetli karın ağrısı delhi belly
şiddetli zührevi hastalık knob-rot
şiddetli zührevi hastalık galloping knob-rot