high - Turkish English Dictionary
History

high

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "high" in Turkish English Dictionary : 65 result(s)

English Turkish
Common Usage
high adj. yüksek
General
high v. direnmek
high v. öfkelenmek
high v. kabarmak
high n. büyük vites
high n. necip
high n. zirve
high n. uçma
high n. yüksek basınçlı bölge
high n. pikap
high adj. ileri
high adj. ulu
high adj. muhteşem
high adj. yüce
high adj. kibirli
high adj. üst
high adj. kabarık
high adj. üstün
high adj. sarhoş
high adj. büyük
high adj. mağrur
high adj. asil
high adj. dolgun (ücret)
high adj. soylu
high adj. şiddetli
high adj. pahalı
high adj. lüks (yaşantı)
high adj. önemli
high adj. fahiş (fiyat)
high adj. azgın (deniz)
high adj. azametli
high adj. neşeli
high adj. sert (rüzgar)
high adj. yüksek yer
high adj. taşkın (neşe)
high adj. sert
high adj. aşırı
high adj. ağır
high adj. rekor
high adj. kokmuş (et)
high adj. coşkun
high adj. baş
high adj. kendini beğenmiş
high adj. uçmuş
high adj. uyuşturucu almış
high adj. yüksek
high adj. çok
high adj. kutuplara yakın
high adv. yukarı
high adv. yüksekte
high adv. yükseğe
Slang
high uyuşturucu etkisi altında
high kafası güzel
high kafası kıyak
Trade/Economic
high en yüksek değer
Aeronautic
high yüksek tazyik sahası
high antisiklon
Medical
high yüksek lineer enerji transfer partikül ışınları
Linguistics
high yüksek
high üst
high tiz
Geography
high kutuplara yakın
Meteorology
high yüksek
Music
high tiz
high yüksek perdeden

Meanings of "high" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
high price n. yüksek fiyat
high pressure n. yüksek basınç
high school n. lise
high-school graduate n. lise mezunu
high degree of simulation n. yüksek seviyeli simülasyon
of high quality adj. kaliteli
General
have a high opinion of v. önemsemek
have a high opinion of v. değer vermek
set a high value on v. çok kıymet vermek
gamble for high stakes v. büyük para için kumar oynamak
stand high with v. birinin gözüne girmiş olmak
play for high stakes v. büyük oynamak
hold one's head high v. başını dik tutmak
get high v. yükselmek
ride a high horse v. büyüklük taslamak
fly high v. yüksekten uçmak
build high hopes v. hayale kapılmak
be on the high side v. oldukça pahalı olmak
fly high v. gözü yükseklerde olmak
be in high spirits v. neşesi yerinde olmak
high up v. yüksek bir konuma sahip olmak
be in high spirits v. keyfi yerinde olmak
have high temperature v. yanmak
make high v. yükseltmek
have a high opinion of oneself v. fasulye gibi kendini nimetten saymak
smell to high heaven v. pis kokmak
make a high pitched cry v. çok tiz sesle bağırmak
be in high spirits v. keyifli olmak
search high and low (for) v. fellik fellik aramak
get down off one's high horse v. yelkenleri suya indirmek
have high hopes for v. büyük umutlar bağlamak
have high hopes for v. büyük umutları olmak
hold one's head high v. başı dik durmak
climb high v. yükseğe çıkmak
be high v. yüksek olmak
hang up high v. yükseğe asmak
fall from high v. yüksekten düşmek
hold in high esteem v. hayran olmak
hold in high esteem v. saygı göstermek
hold in high esteem v. takdir etmek
hold in high esteem v. hürmet etmek
hold in high esteem v. hayran kalmak
hold in high esteem v. beğenmek
hold in high esteem v. çok beğenmek
hold something high above v. yüksekte tutmak
keep something high above v. yüksekte tutmak
be on a natural high v. sevinçten havalara uçmak
be on a natural high v. mutlu olmak
be on a natural high v. çok mutlu olmak
ride high v. başarılı olmak
spend at a high rate v. fazla harcama yapmak
have a high opinion of v. önem vermek
reach a record high v. rekor düzeye ulaşmak
reach a record high v. rekor seviyeye ulaşmak
be for the high jump v. azar işitmek
be for the high jump v. zılgıtı yemek
hold-in-high-regard v. çok beğenmek
hold-in-high-regard v. hayran olmak
hold-in-high-regard v. hayran kalmak
high-tail v. fırlamak
hold-in-high-regard v. hürmet etmek
hold-in-high-regard v. takdir etmek
hold-in-high-regard v. beğenmek
hold-in-high-regard v. saygı göstermek
reach an all-time high v. tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak
have a high temperature v. ateşi olmak
keep the bar high v. çıtayı yüksek tutmak
fly high v. yüksek bir mevkiye gelmek
fly high v. çok iyi bir pozisyonda olmak
hold in high esteem v. el üstünde tutmak
hold in high esteem v. büyük saygı göstermek
hold in high esteem v. büyük sevgi beslemek
hold in high esteem v. baş tacı etmek
reach all-time high v. tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmak
be at all-time high v. tüm zamanların en yüksek seviyesinde seyretmek
pay a high price v. çok fazla para ödemek
pay a high price v. dünyanın parasını ödemek
pay a high price v. pahalıya mal olmak
stand at a high price v. fiyatta yüksek olmak
get a high mark v. yüksek not almak
keep the price high v. fiyatı yüksek tutmak
find high v. yüksek bulmak
hold one's head up high v. başını dik tutmak
be high-spirited v. kabuğuna sığmamak
be of high descent v. asil bir aileden gelmek
work at high pressure v. son süratle çalışmak
work at high pressure v. hummalı bir şekilde çalışmak
be high on drugs v. uyuşturucunun etkisinde olmak
be high on drugs v. uyuşturucu etkisinde olmak
fire high v. yukarı doğru ateş etmek
throw high v. yükseğe atmak
jump up high v. yükseğe zıplamak
score high in the exam v. sınavdan yüksek not almak
get high marks in exam v. sınavlarda yüksek notlar almak
get high marks in exam v. sınavlardan yüksek notlar almak
buy cheap sell high v. ucuz alıp pahalı satmak
put on the high beams v. uzunları yakmak
turn on the high beams v. uzun farları açmak
turn on the high beams v. uzun farları yakmak
turn on the high beams v. uzunları yakmak
put on the high beams v. uzun farları yakmak
put on the high beams v. uzun farları açmak
push the prices sky-high v. fiyatları aşırı yükseltmek
follow a high-protein diet v. yüksek proteinli bir diyet uygulamak
hit record high v. tavan yapmak
hit record high v. rekor/en yüksek seviyede olmak
hit record high v. (fiyat vb.) rekor seviyeye çıkmak/ulaşmak
produce high income v. yüksek gelir elde etmek
fly over something at high speed v. üzerinden büyük bir hızla uçmak
score high mark v. yüksek not/puan almak
set the bar high v. çıtayı yükseltmek
be kicked out of high school v. liseden atılmak
have high blood pressure v. yüksek tansiyonu olmak
live at high altitude v. yüksek rakımda yaşamak
graduate from high school v. liseden mezun olmak
graduate from high school v. liseyi bitirmek
finish the high school v. liseyi bitirmek
fly high v. yüksekte uçmak
high heels n. yüksek topuklar
belonging to high society n. sosyetik
high altitude n. yüksek rakım
high school teachers n. lise öğretmenleri
high and low n. zengin fakir
high tide n. met hareketi
high street n. anacadde
high water n. azami kabarma
high and low n. herkes
high rise building n. çok yüksek bina
high performance computing n. yüksek performansla hesaplama
high tide n. denizin kabarmış hali
junior high school n. ortaokullar
high echelon n. yüksek seviye
high water mark n. azami kabarma esnasında suyun ulaştığı düzeyi belirten gösterge
high flyer n. yüksekten uçan
high priest n. başpapaz
high water mark n. suyun en çok yükseldiği nokta
high hurdles n. yüksek engelli 110 metre koşu
high roller n. savurgan
high court n. yargıtay
high performance computing n. yüksek performanslı bilgisayar
high priest n. başrahip
high technology n. yüksek teknoloji
high performance n. yüksek performans
high contracting party n. taraf devlet
high living n. lüks hayat
high chair n. yüksek sandalye
high tide n. met
high level n. yüksek derece
high regard n. yüksek takdir
junior high school n. ortaokul
high water mark n. azami kabarma göstergesi
ottoman junior high school n. rüştiye
high fidelity n. yüksek sadakat
high society n. sosyete
senior high school n. on, on bir ve on ikinci sınıfların karşılığı olan okul, lise
high hat n. silindir şapka
high tide n. doruk
high seas n. enginler
a high boot n. sokman
high sign n. uyarı niteliğinde bakış
high priest n. yüce rahip
high status n. yüksek statü
high jinks n. eğlence
technical high school n. meslek okulu
high salary n. dolgun ücret
high seas n. herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular
high noon n. tam öğle vakti
high hat n. büyüklük taslayan kimse
high forest n. koru ormanı
high temperature n. yüksek sıcaklık
getting high n. uçma
high jinks n. şamata
through our high quality service n. kaliteli hizmet anlayışımızla
high fidelity n. yüksek doğruluk
high latitudes n. kutuplara yakın yerler
high treason n. ağır ihanet
high hurdles n. yüksek engel
high fidelity n. sesi çok doğal bir şekilde verme
high pass n. yüksek geçişli
high birth n. asillik
logic high n. 1 bit
high definition television n. görüntüsü net televizyon
high court of justice n. yüksek mahkeme
high priest n. öncü/önder
high culture n. yüksek kültür
high fidelity n. yüksek duyarlılık
high probable risk areas for disaster n. afetin olabileceği yüksek riskli yerler
high heels n. yüksek topuklu pabuç
the high sea n. engin deniz
high school n. yüksekokul
high fidelity n. sesi çok doğal bir şekilde veren (radyo/pikap/hoparlör)
bermuda high n. bermuda yükseği
industrial vocational high school n. endüstri meslek lisesi
private high school n. kolej
high muck a muck n. önemli kişi
high echelon n. yüksek rütbe
senior high school n. lise
military high school n. askeri lise
study in a high school n. yüksek öğretim
high noon n. öğle vakti
high tide n. denizin kabarması
high flyer n. üstün başarılı
high road n. anayol
high octane gasoline n. yüksek oktanlı benzin
very high speed integrated circuits n. yüksek hızlı entegre devreler
high jinks n. cümbüş
high earner n. yüksek kazançlı
trade vocational high school n. ticaret meslek lisesi
high seas n. açık deniz
technical and industrial vocational high school n. teknik lise ve endüstri meslek lisesi
high officials n. erkan
high pitched voice n. tiz ses
high water n. met
high level language n. yüksek dereceli dil
high jump n. yüksek atlama
high representatives for the cfsp n. odgp yüksel temsilcisi
high places n. yüksek mertebeler
high speed trains n. hızlı trenler
high tea n. ağır çay ziyafeti
high pressure area n. yüksek basınç alanı
high tide n. zirve
high flier n. yüksekten uçan
high rise apartment n. çokkatlı yüksek bina
imam hatip high school n. imam hatip lisesi
high tide n. met zamanı
high mass n. katolik kilise seremonisi
high dudgeon n. kin hiddeti
high echelons n. yüksek seviyede yetki
high spiritedness n. ateşlilik
high gear n. yüksek vites
high commissioner n. yüksek temsilci
junior high school n. ilkokul ile lise arasındaki 7.,8. ve 9 sınıfları kapsayan ortaokul
the high jump n. yüksek atlama
high tide n. met hali
high gear n. büyük vites
high literature n. yüksek edebiyat
high wages policy n. yüksek ücret politikası
high society n. yüksek sosyete
high cost of living n. hayat pahalılığı
high water n. denizin kabarmış hali
high spirits n. yüksek moral
high court n. yüksek mahkeme
high sign n. el işareti
high rate n. yüksek oran
high life n. lüks hayat
high holidays n. dini bayramlar (musevilikte)
high holi days n. dini bayramlar (musevilikte)
high salary n. yüksek gelir
high income n. yüksek gelir
very high frequency n. çok yüksek sıklık
high quality n. yüksek kalite
high score n. yüksek skor
high score n. yüksek puan
high level of participation n. geniş katılım
high level of participation n. yüksek seviyede katılım
high level of participation n. yüksek oranda katılım
high discount n. büyük indirim
high mortality n. yüksek ölüm oranı
high risk n. yüksek risk
high risk group n. yüksek risk grubu
high time n. tam zamanı
anatolian technical high school n. anadolu teknik lisesi
high concentration n. yüksek konsantrasyon
high court of appeals n. yüksek yargıtay
private high school n. özel lise
high time n. en uygun zaman
science high school n. fen lisesi
private science high school n. özel fen lisesi
high cost n. yüksek maliyet
high school drop out n. lise terk
high spirits n. keyif
high school teacher n. lise öğretmeni
high summer n. yazın ortası
high summer n. yaz ortası
high school level n. lise seviyesi
high school level n. lise düzeyi
provincial high court and court of appeal n. bölge istinaf mahkemesi
high technology n. üstün teknoloji
high technology n. son teknoloji
high technology n. gelişmiş teknoloji
middle high german n. 11. ve 15. yüzyıllar arasında konuşulan almanca
record high n. rekor seviye
high level of participation n. rekor seviyede katılım
high traffic n. yüksek trafik
high performance n. üstün gayret
high school diploma n. lise diploması
all-time high n. tüm zamanların en yükseği
boys' high-school n. erkek lisesi
high-muck-a-muck n. züppe
high-rise apartment blocks n. çok katlı apartmanlar
high-flier n. havalı tip
high water n. denizin gel-git hareketlerinde kabarmasının vardığı en yüksek nokta
high-brow n. gösterişçi
high-water mark n. suyun azami kabarma noktası
high fidelity sound system n. hi-fi ses sistemi
high-rise apartment blocks n. yüksek apartmanlar
high-water n. azami kabarma
high-brow n. entelektüel kimse
high-water n. taşkın
high-school student n. liseli
high-pressure living n. baskılı yaşam
health occupation high-school n. sağlık meslek yüksek okulu
high-water mark n. doruk
high-water mark n. en üstün başarı düzeyi
high-school girls n. liseli kızlar
high-hazard area n. yüksek tehlikeye maruz coğrafi alan
high-sea n. açık deniz
high-speed train n. hızlı tren
high-flier n. gözü yüksekte olan kişi
high-speed rail line n. hızlı tren hattı
high-conflict divorce n. şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma
high-end goods n. yüksek kaliteli ve pahalı ürünler
business high-school n. meslek lisesi
high-quality car n. lüks araba
high-angle shot n. plonje
superior-high intelligence n. üstün zeka
regular high-school n. normal lise
high-sided open wagon n. açık vagon
high-rise factory n. çokkatlı fabrika
high-rise flats n. çokkatlı apartman
high level protocol n. üst düzey protokol
high definition television n. yüksek tanımlı televizyon
high-grade materials n. kaliteli gereçler
high comedy n. ince komedi
high court n. yüce mahkeme
high school n. düz lise
regular high school n. düz lise
high jinx n. gürültülü eğlence
high jinx n. şamata
high jinks n. gürültülü eğlence
high level n. yüksek düzey
cutting-edge high technology n. ileri teknoloji
high bill n. yüklü hesap
high heels n. yüksek topuklu ayakkabı
high heel n. yüksek topuk
high level of participation n. yüksek düzeyde katılım
high temperature n. yüksek ısı
high level of importance n. yüksek seviyede önem
high hopes n. büyük umutlar
high profile case n. sansasyonel olay
high expectations n. yüksek beklentiler
high activity n. yüksek aktivite
high school life n. lise hayatı
high destructive power n. yüksek tahrip gücü
high explosive power n. yüksek tahrip gücü
high alert n. yüksek alarm
knee-high socks n. diz hizası çorap
high bill n. yüklü fatura
high ground n. üstünlük
high ground n. üstün gelme
high street store n. cadde üzerindeki mağaza
high street shop n. cadde üzerindeki dükkan
high probability n. yüksek ihtimal
runner's high n. özellikle maratoncuların yarışın sonuna doğru hissettikleri aşırı endorfin salgılanmasından kaynaklanan coşku hali
high-calorie foods n. yüksek kalorili besinler
high degree of protection n. yüksek derecede koruma
high school reunion n. yüksek okul mezunlarının yeniden toplanması
high-end flea market n. sosyete pazarı
high hopes n. yüksek beklenti
high expectation n. yüksek beklenti
high-pitched sound n. tiz ses
man of high attainments n. üstün yetenekleri olan
high street n. ana cadde
providing high security n. yüksek güvenlik sağlama
high school girl n. liseli kız
high school friend n. lise arkadaşı
high school friend n. liseden arkadaş
a high-paying firm n. yüksek ücretli bir firma
a man of high moral standing n. yüksek ahlak değerleri olan bir adam
high-heeled boot n. yüksek topuklu çizme/bot
a high school teacher n. lise öğretmeni
high tea n. çayla yenen akşam yemeği
general high school n. düz lise
high-end goods n. lüks ve pahalı ürünler
high-waisted skirt n. yüksek belli etek
hs (high school) n. lise
high speed pursuit n. hızlı takip (polisin suçluyu)
high-earning musician n. çok kazanan müzisyen
sky-high transfer fee n. astronomik transfer ücreti
high top sneakers n. boğazlı spor ayakkabısı
high top sneakers n. boğazlı spor ayakkabı
high commissioner n. ileri düzey temsilci
high accuracy n. yüksek doğruluk
household high-fidelity audio equipment and systems n. evde kullanılan yüksek kaliteli ses cihazları ve sistemleri
all time high n. en yüksek seviye
high relief n. yüksek kabartma
high nutritional value foods n. besin değeri yüksek olan gıdalar
foods with high nutritional value n. besin değerleri yüksek olan gıdalar
foods with high nutritional value n. yüksek besin değerli gıdalar
high nutritional value foods n. besin değerleri yüksek olan gıdalar
foods with high nutritional value n. besin değeri yüksek olan gıdalar
high nutritional value foods n. yüksek besin değerli gıdalar
high nutritional value food n. yüksek besin değerli gıda
food with high nutritional value n. besin değeri yüksek olan gıda
high nutritional value food n. besin değeri yüksek olan gıda
high nutritional value food n. besin değeri yüksek gıda
food with high nutritional value n. besin değeri yüksek gıda
food with high nutritional value n. yüksek besin değerli gıda
high volley n. tenis ve voleybolda smaç
high school party n. liseli partisi
high school party n. lise partisi
high school career n. lise kariyeri
high school students n. lise öğrencileri
high-handedness n. zorbalık
high chair n. mama sandalyesi
high security unit n. yüksek güvenlik birimi
high-school dropout n. liseyi bırakmış
high ranking officers n. yüksek rütbeli memurlar
high school diving team n. lise dalış takımı
high-inference language n. duygu odaklı/yüklü dil/konuşma
high slit n. derin yırtmaç
certificate of high achievement n. üstün başarı belgesi
high merit n. yüksek liyakat
common high school n. genel lise
high-end sector n. lüks/pahalı/marka/(yüksek) kaliteli mal sektörü
high-end sector n. alım gücü yüksek kesime hitap eden sektör
high society n. kibarlar alemi
high-heeled leather boots n. yüksek topuklu deri çizmeler
high school principal n. lise müdürü
high ground n. yüksek yer veya bölge
high waist n. yüksek bel
high-waisted pants n. yüksek belli pantolon
high council of judges and prosecutors n. hakimler ve savcılar yüksek kurulu
high school club n. lise klubü
high pitch n. ince ses
high achiever n. üstün başarılı kimse
high sugar consumption n. yüksek şeker tüketimi
high respect n. yüksek saygı
high-heel shoes n. yüksek topuklu ayakkabı
high chair n. bebek mama sandalyesi
high level summary n. genel kapsamlı özet
high quality sponge n. yüksek kaliteli sünger
high definition television n. yüksek çözünürlüklü televizyon
basic high school n. temel lise
high post n. yüksek mevki
high hill n. yüksek tepe
high pitch n. tiz ses
high level source n. üst düzey kaynak
in high feather n. neşeli
the high road n. kolay yol
the moral high ground n. ahlaki üstünlük
high priced adj. yüksek fiyatlı
record high adj. en yüksek
high strung adj. sinirli
high speed adj. hızlı
high spirited adj. ateşli
high and dry adj. sudan dışarı
high flown adj. tumturaklı
high flown adj. kendini beğenmiş
high and dry adj. karada kimsesiz ve çaresiz kalmış
of high standing adj. itibarlı itibarı yüksek
high and dry adj. kimsesiz ve çaresiz kalmış
of high standing adj. çok itibarlı
high resolution adj. yüksek çözünürlükte
high powered adj. çok güçlü
high class adj. yüksek sınıf
high pitched adj. çok tiz
of high degree adj. yüksek rütbeli
high grade adj. yüksek rütbeli
high flown adj. süslü
high and mighty adj. mağrur
high minded adj. yüce gönüllü
high risk adj. yüksek riskli
high power adj. çok güçlü
high flown adj. şatafatlı
high and mighty adj. azametli
of high degrees adj. asil tabakadan
high ceilinged adj. yüksek tavanlı
high tide adj. modası geçmiş
high flown adj. kibirli
of high standing adj. itibarı yüksek
high in the instep adj. ağımlı
high and dry adj. karada
high and mighty adj. gururlu
high and mighty adj. kurumlu
in high dudgeon adj. hiddetli
high flown adj. mağrur
raised high adj. yüksek
high standing adj. itibarlı
high-grade adj. birinci sınıf
high speed adj. seri
high speed adj. yüksek randımanlı
high speed adj. aydınlık
high speed adj. verimli
high speed adj. ışıklı
high in protein adj. proteince zengin
with high purchasing power adj. alım gücü yüksek
high volume adj. yüksek hacimli
record high adj. rekor seviyede
high dose adj. yüksek dozajlı
high-spirited adj. neşeli
high-class adj. kaliteli
high-sounding adj. cafcaflı
high-pitched adj. tiz
high-flown adj. süslü
high-pitched adj. çok tiz
high-flown adj. kibirli
high-spirited adj. şen şakrak
high-pressure adj. yüksek basınç
high-strung adj. gergin (kimse)