olağanüstü - Turkish English Dictionary
History

olağanüstü



Meanings of "olağanüstü" in English Turkish Dictionary : 72 result(s)

Turkish English
Common Usage
olağanüstü splendid adj.
olağanüstü extraordinary adj.
General
olağanüstü lulu n.
olağanüstü doozy n.
olağanüstü sublime adj.
olağanüstü spectacular adj.
olağanüstü dreamy adj.
olağanüstü uncanny adj.
olağanüstü supernormal adj.
olağanüstü marvellous adj.
olağanüstü portentous adj.
olağanüstü exceeding adj.
olağanüstü paramount adj.
olağanüstü abnormal adj.
olağanüstü smashing adj.
olağanüstü unearthly adj.
olağanüstü miraculous adj.
olağanüstü magnificent adj.
olağanüstü marvelous adj.
olağanüstü necromantic adj.
olağanüstü supernatural adj.
olağanüstü unaccountable adj.
olağanüstü fantastical adj.
olağanüstü terrific adj.
olağanüstü fabulous adj.
olağanüstü above the ordinary adj.
olağanüstü glorious adj.
olağanüstü extreme adj.
olağanüstü remarkable adj.
olağanüstü raving adj.
olağanüstü rare adj.
olağanüstü incredible adj.
olağanüstü superior adj.
olağanüstü shining adj.
olağanüstü extra adj.
olağanüstü classical adj.
olağanüstü exceptional adj.
olağanüstü uncommon adj.
olağanüstü unusual adj.
olağanüstü prodigious adj.
olağanüstü out of the ordinary adj.
olağanüstü fantastic adj.
olağanüstü huge adj.
olağanüstü special adj.
olağanüstü breathtaking adj.
olağanüstü extraordinary adj.
olağanüstü phenomenal adj.
olağanüstü preternatural adj.
olağanüstü sheenful adj.
olağanüstü outstanding adj.
olağanüstü wonderful adj.
olağanüstü teratical [obsolete] adj.
olağanüstü transphenomenal adj.
olağanüstü extraordinarily adv.
olağanüstü exceptionally adv.
olağanüstü prodigiously adv.
Phrases
olağanüstü the berries expr.
olağanüstü it's the berries expr.
olağanüstü something else
Colloquial
olağanüstü rattling adj.
olağanüstü far out
olağanüstü way-cool
olağanüstü uber
Idioms
olağanüstü out of this world
olağanüstü far out
Speaking
olağanüstü it is incredible
Slang
olağanüstü a lulu n.
olağanüstü a lulu expr.
olağanüstü hellaciously
Law
olağanüstü abnormal
British Slang
olağanüstü fanfuckingtastic
olağanüstü fanfuckingtastical

Meanings of "olağanüstü" with other terms in English Turkish Dictionary : 231 result(s)

Turkish English
Common Usage
olağanüstü çaba spurt n.
olağanüstü hal state of emergency n.
General
olağanüstü bir şey olmak be quite something v.
olağanüstü çaba göstermek spurt v.
olağanüstü hal ilan etmek declare a state of emergency v.
olağanüstü yetkiler verilmek be given exceptional powers v.
olağanüstü yetkilerle görevlendirilmek be given exceptional powers v.
olağanüstü şeyler yapmak do extraordinary things v.
olağanüstü büyüklükte şey whapper n.
olağanüstü şey corker n.
olağanüstü bir örnek extreme case n.
olağanüstü manzara spectacular n.
olağanüstü hal bölgesi emergency region n.
olağanüstü olma fantasticalness n.
olağanüstü iş wonderwork n.
olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı abyss n.
olağanüstü bölgeyi tahliye eden kimse evacuee n.
olağanüstü şey lulu n.
olağanüstü şey marvel n.
olağanüstü şey prodigy n.
olağanüstü kızarma erythrism n.
savaş ve olağanüstü hal mevzuatı war and emergency legislation n.
olağanüstü durum emergency n.
olağanüstü durum yönetimi emergency management n.
olağanüstü şey/kimse humdinger n.
olağanüstü şey humdinger n.
olağanüstü olma marvelousness n.
olağanüstü hal bölge valisi emergency rule governor n.
olağanüstü şey phenomenon n.
olağanüstü toplantı extraordinary meeting n.
olağanüstü durum disaster n.
olağanüstü su seviyesi exceptional water level n.
olağanüstü başarı exploit n.
olağanüstü büyüme phenomenal growth n.
olağanüstü önlemler extraordinary remedies n.
olağanüstü ihtimam extraordinary diligence n.
olağanüstü dikkat extraordinary diligence n.
olağanüstü başarı extraordinary success n.
olağanüstü yazar author extraordinaire n.
olağanüstü yetenekleri olan insanlar people with extraordinary abilities n.
olağanüstü yetenekler extraordinary abilities n.
olağanüstü deneyim extraordinary experience n.
olağanüstü olma marvellousness n.
olağanüstü uğraşlar extraordinary efforts n.
olağanüstü uğraşlar extraordinary exertions n.
olağanüstü şey admiration [obsolete] n.
olağanüstü veya sıradışı şey lalapalooza n.
olağanüstü durum the marvelous n.
olağanüstü algılama olan extrasensory adj.
olağanüstü kızarma özelliğine sahip olan erythristic adj.
olağanüstü düzeyde tremendously adv.
olağanüstü bir şekilde uncommonly adv.
olağanüstü bir şekilde shiningly adv.
olağanüstü olarak fantastically adv.
olağanüstü bir şekilde superiorily adv.
olağanüstü şekilde iyi wondrously adv.
olağanüstü bir şekilde portentously adv.
olağanüstü bir biçimde breathtakingly adv.
olağanüstü bir biçimde phenomenally adv.
olağanüstü bir biçimde extraordinarily adv.
olağanüstü bir durumda in cases of emergency adv.
olağanüstü biçimde rarely [obsolete] adv.
Colloquial
çok büyük ya da olağanüstü başarı yakalamak hit big v.
çok büyük ya da olağanüstü başarı yakalamak hit it big v.
olağanüstü biri a piece of work [us] n.
olağanüstü hal extraordinary situation
olağanüstü zeki davranış masterly move
olağanüstü zeki davranış wise move
olağanüstü zeki davranış master-stroke
olağanüstü yetenekler extraordinary skills
Idioms
harika/olağanüstü olmak be (the) bomb v.
harika/olağanüstü olmak be the bomb [us] v.
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar belief v.
inanılmayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
anlatılamayacak kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
tarif edilemeyecek kadar güzel/olağanüstü/sıra dışı olmak beggar description v.
olağanüstü olmak be a revelation v.
olağanüstü olmak come as a revelation (to somebody) v.
olağanüstü bir a peach of a (something) adj.
olağanüstü soğuk (as) cold as any stone adj.
işini olağanüstü yapmak excel at
(sporda vb) olağanüstü başarılı olmak excel at
olağanüstü bir şey becerememek not set the world on fire
olağanüstü nüfuzlu kişi hot shot
Slang
olağanüstü veya sıradışı şey lallapalooza n.
olağanüstü veya sıradışı şey lollapaloosa n.
Trade/Economic
olağanüstü kazanç ve kayıplar extraordinary gains and losses
olağanüstü giderler extraordinary expense
olağanüstü olan şey phenomenon
olağanüstü zarar casualty losses
olağanüstü yedekler extra reserve
olağanüstü giderler extraordinary expenses
olağanüstü gelirler extraordinary income
olağanüstü yedek reserve for contingencies
olağanüstü yedek akçeler extraordinary reserves
olağanüstü yedekler general reserve
olağanüstü genel kurul extraordinary general assembly
olağanüstü yedekler hxira reserve
olağanüstü bütçe extra ordinary budget
olağanüstü yedekleri extraordinary reserves
olağanüstü yedek excess reserve
olağanüstü zarar extraordinary loss
yasak ve olağanüstü ihtiyatlar reserve fund
olağanüstü kar extraordinary profit
olağanüstü amortisman exceptional depreciation
olağanüstü zarardan dolayı kaynak kullanımı fund usage due to extraordinary operations
olağanüstü kardan sağlanan kaynak sources from extraordinary operations
olağanüstü genel kurul extraordinary general meeting
olağanüstü kamu harcamaları extraordinary expenditures
olağanüstü ödenek extraordinary appropriation
olağanüstü temettü extra dividend
olağanüstü amortisman extraordinary depreciation
olağanüstü kolaylıklar emergency facilities
olağanüstü bütçe gelirleri exceptional budget receipts
olağanüstü genel kurul toplantısı extraordinary general meeting
olağanüstü bütçe gelirleri extraordinary budget receipts
olağanüstü vergi emergency tax
olağanüstü yedek akçe excess reserve
olağanüstü durum emergency
olağanüstü temettü surplus dividend
olağanüstü toplanmak hold an extraordinary meeting
olağanüstü toplanmak hold an emergency meeting
olağanüstü ihtiyat excess reserve
olağanüstü hal state of emergency
olağanüstü bütçe emergency budget
olağanüstü kazançlar vergisi tax on extra revenues
olağanüstü toplantı emergency meeting
olağanüstü amortisman emergency amortization
olağanüstü kazançlar vergisi excess profits duty
olağanüstü hal kanunları emergency laws
olağanüstü kazanç vergisi excess profit duty
olağanüstü iyi kalite prime quality
olağanüstü işçi ücreti callback pay
olağanüstü amortisman accelerated depreciation
olağanüstü tehlikeli mal extremely dangerous goods
olağanüstü masraflar extraordinary expenses
olağanüstü bütçe extraordinary budget
olağanüstü tahsisat extraordinary appropriation
olağanüstü tehlike extraordinary danger
olağanüstü büyük jüri extraordinary grand jury
olağanüstü gelir extraordinary income
olağanüstü riskler karşılığı reserve for extraordinary risks
olağanüstü ihtiyat extra reserve
olağanüstü fon extra fund
olağanüstü rasyon emergency ration
olağanüstü ihtiyat extraordinary reserve
olağanüstü tehlikeli durum state of emergency
olağanüstü teminatlı senet first class paper
olağanüstü ihtiyatlar excess reserves
olağanüstü haller exceptional circumstances
olağanüstü durumlar exceptional circumstances
olağanüstü tamirler extraordinary repairs
olağanüstü kar extra dividend
olağanüstü karar extraordinary resolution
olağanüstü kar ve zarar extraordinary gains and losses
olağanüstü toplantı special meeting
olağanüstü borçlar ve giderlere ilişkin karşılıklar provisions for extraordinary liabilities and charges
olağanüstü borç ve giderlerin karşılıklarının yeniden girişi write-back of provisions for extraordinary liabilities and charges
diğer olağanüstü gelirler other extraordinary income
olağanüstü gelirler extraordinary incomes
diğer olağanüstü giderler other extraordinary charges
reorganizasyon maliyetleri olarak sermayeye eklenen olağanüstü giderler extraordinary charges capitalized as reorganization costs
olağanüstü giderler extraordinary charges
düşülen olağanüstü amortisman ve olağanüstü miktarlar extraordinary depreciation and extraordinary amounts written off
Law
sivil olağanüstü hal planlama yüksek komitesi the supreme civil emergency planning committee
olağanüstü hal public emergency
savaş ve olağanüstü hal mevzuatı war and emergency legislation
olağanüstü hakim emri prerogative writ
olağanüstü gelirler abnegation budget receipts
sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararname emergency decree having the force of law
olağanüstü zamanaşımı extraordinary prescription
olağanüstü hal state of emergency
olağanüstü toplantı special session
olağanüstü hal state of emergency
olağanüstü toplantı extraordinary meeting
Politics
olağanüstü hal state of emergency
olağanüstü hal bölgesi state of emergency region
olağanüstü hal mahkemesi emergency court
olağanüstü oturum extraordinary session
olağanüstü giderler extraordinary charges
olağanüstü durum urgent case
olağanüstü hal yetkileri emergency powers
olağanüstü zirve extraordinary summit
olağanüstü yetkilerin toplanmış olduğu makam vested with extraordinary powers
olağanüstü durum case of emergency
olağanüstü savaş tedbirleri exceptional war measures
olağanüstü savaş önlemleri exceptional war measures
olağanüstü hal ilan etmek declare emergency rule
olağanüstü iç durumlar domestic emergencies
olağanüstü hal bölge valisi regional governor of the state of emergency
olağanüstü toplantı extraordinary session
olağanüstü hal ilanı a state of emergency declaration
olağanüstü hal ilanı declaration of state of emergency
olağanüstü hal/durum state of exception
olağanüstü kongre extraordinary congress
olağanüstü kurultay extraordinary meeting
sivil olağanüstü hal planlaması kıdemli komitesi senior civil emergency planning committee (scepc)
nato sivil olağanüstü hal planlaması nato civil emergency planning
olağanüstü ve tam yetkili büyükelçi ambassador extraordinary and plenipotentiary
seçilmiş olan hükümetin yasaları çiğneyerek kendisine olağanüstü yetkiler vermek suretiyle mevcut anayasal düzenin dışında hareket etmesi autocoup
seçilmiş olan hükümetin yasaları çiğneyerek kendisine olağanüstü yetkiler vermek suretiyle mevcut anayasal düzenin dışında hareket etmesi self-coup
afet yönetimi ve olağanüstü hallerde müdahale amaçlı uzay kaynaklı bilgi için bm platformu united nations platform for space-based information for disaster management and emergency response
Institutes
olağanüstü hal bölge valiliği governorship of the state of emergency of region
olağanüstü hal i̇şlemleri i̇nceleme komisyonu commission for the examination of proceedings under the state of emergency
kamboçya mahkemeleri olağanüstü duruşmaları? extraordinary chambers in the court of cambodia
olağanüstü hal inceleme işlemleri komisyonu the commission on examination of the state of emergency procedures
Technical
olağanüstü yedekler extraordinary reserves
olağanüstü su seviyesi exceptional water level
olağanüstü su seviyesi abnormal water level
olağanüstü su düzeyi abnormal water level
maksimum olağanüstü su seviyesi maximum exceptional level
olağanüstü haller aberrations
olağanüstü durumlar aberrations
olağanüstü su seviyesi level-abnormal water
olağanüstü ışın extraordinary ray
suverilmiş ve menevişlenmiş olağanüstü uygulama çelikleri quenched-and-tempered ultraservice steels
Computer
olağanüstü durum disaster
Automotive
olağanüstü otomobil doozie
Psychology
denize karşı olağanüstü sevgi thalassomania n.
Biology
olağanüstü çevre koşullarında (sıcak su kaynakları vb) yaşayabilen organizma extremophile
Archaeology
hindistan maharashtra'da budist sanatının olağanüstü örneklerinin bulunduğu mağaralar ajanta caves
Religious
kutsal ruh tarafından verilen olağanüstü güç charism n.
kutsal ruh tarafından verilen olağanüstü güç charisma n.
hastaları iyileştirme, kehanette bulunma, günahkarları cezalandırma gibi olağanüstü güçlere sahip olan vodouna benzer, santeria dinine mensup rahip babalawo
Meteorology
olağanüstü hava anamalous weather
Military
olağanüstü rasyon emergency ration
olağanüstü sivil savunma civil defence emergency
British Slang
olağanüstü! fannytastic!
olağanüstü şey topper