üstün - Turkish English Dictionary
History

üstün



Meanings of "üstün" in English Turkish Dictionary : 64 result(s)

Turkish English
Common Usage
üstün outstanding adj.
üstün superior adj.
General
üstün star n.
üstün compare n.
üstün distingue adj.
üstün preeminent adj.
üstün ascendant adj.
üstün up adj.
üstün high adj.
üstün topflight adj.
üstün extra adj.
üstün top adj.
üstün golden adj.
üstün fine adj.
üstün select adj.
üstün superlative adj.
üstün transcendent adj.
üstün topping adj.
üstün supreme adj.
üstün unsurpassed adj.
üstün transcendental adj.
üstün exquisite adj.
üstün choice adj.
üstün ultra adj.
üstün signal adj.
üstün surpassing adj.
üstün eximious adj.
üstün topnotch adj.
üstün eminent adj.
üstün unequalled adj.
üstün paramount adj.
üstün ideal adj.
üstün superiffic adj.
üstün pukka adj.
üstün topdrawer adj.
üstün outdone adj.
üstün ascendent adj.
üstün atop adj.
üstün preponderant adj.
üstün excellent adj.
üstün advantageous adj.
üstün superior adj.
üstün transcendant adj.
üstün outclassing adj.
üstün first-class adj.
üstün first-rate adj.
üstün dominant adj.
üstün predominant adj.
üstün super adj.
üstün hegemonic adj.
üstün unequaled adj.
üstün pre-eminent adj.
üstün advantaged adj.
üstün advantageable [obsolete] adj.
üstün nobby adj.
üstün above adv.
üstün over prep.
Idioms
üstün top-notch
Slang
üstün humdinging adj.
üstün tops adj.
Technical
üstün superior
Construction
üstün super
Medical
üstün predominant
Biochemistry
üstün super

Meanings of "üstün" with other terms in English Turkish Dictionary : 384 result(s)

Turkish English
Common Usage
üstün gelmek surpass v.
General
bir gömlek üstün olmak be a cut above v.
sayıca üstün olmak outnumber v.
üstün olmak (sayı/nüfuz/kuvvet/etki/derece açısından) predominate v.
üstün olmak tower above v.
üstün gelmek outgo v.
üstün gelmek outwent v.
üstün olmak surpass v.
üstün gelmek override v.
üstün olmak outdo v.
üstün gelmek overtop v.
üstün gelmek predominate v.
üstün çıkmak outstrip v.
üstün olmak be superior v.
üstün olmak preponderate v.
üstün olmak take precedence of v.
üstün çıkmak (birinden) eclipse v.
üstün gelmek outrival v.
üstün gelmek gain the upper hand v.
üstün gelmek come out on top v.
üstün olmak outclass v.
üstün olmak predominate v.
üstün gelmek preponderate v.
üstün gelmek carry the day v.
üstün olmak transcend v.
üstün olmak have the best of it v.
üstün tutmak prefer v.
üstün gelmek prevail v.
bir gömlek üstün olmak have an edge on v.
üstün olmak precede v.
üstün çıkmak get the upper hand v.
üstün olmak outperform v.
üstün gelmek outdo v.
üstün olmak preponderate over v.
üstün başarı sağlamak make a hit v.
üstün çıkmak surpass v.
üstün gelmek outdid v.
üstün olmak get the better of v.
üstün olmak cut across v.
üstün olmak be over somebody v.
üstün olmak give points to somebody v.
üstün olmak have the edge on somebody v.
üstün kılmak make something superior v.
üstün performans göstermek overperform v.
üstün performans göstermek deliver an outstanding performance v.
üstün performans göstermek give an outstanding performance v.
üstün performans göstermek put in an outstanding performance v.
üstün gelmek have the upper hand v.
üstün görmek look up v.
üstün olmak excel v.
-den çok üstün olmak be head and shoulders above v.
-e üstün gelmek override v.
-den üstün çıkmak outstrip v.
-e üstün kabul etmek prevail over v.
rütbece -den üstün olmak rank above v.
-den çok üstün olmak outclass v.
kendiri olduğundan çok daha üstün görmek get above oneself v.
-den üstün olmak precede v.
üstün gelmek outcompete v.
üstün gelmek outclass v.
üstün gelmek circumvent v.
herkesten üstün tutmak value someone or something above someone or something v.
herkesten üstün tutmak value above v.
bir tartışmada üstün çıkmak argue someone down v.
insan sayısınca üstün gelmek outman v.
rakibinden üstün olmak outmatch v.
üstün gelmek outmatch v.
üstün olmak lead v.
üstün gelmek lead v.
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması erotomania n.
üstün nitelikli jüri blue ribbon jury n.
üstün yetenekli çocuklar gifted children n.
üstün olan exceeder n.
üstün başarı eclat n.
üstün zekalılık giftedness n.
ahlaken kendini üstün gören kuralcı kişi prig n.
üstün başarılı high flyer n.
üstün olma superiority n.
üstün çıkma surpassing n.
üstün gelme overcoming n.
kişinin kendinden daha üstün bir insanın kendisine aşık olduğuna inanması clerambault's syndrome n.
üstün nitelikli blue ribbon n.
üstün başarı exploit n.
üstün erkek supermale n.
üstün başarı wonderwork n.
üstün derecedeki supreme n.
üstün insan superman n.
üstün kaliteli olma choiceness n.
en üstün derece superlative n.
üstün beceri superior skill n.
üstün iletken superconductor n.
üstün hizmet outstanding service n.
üstün ırkçılık taslama ethnocentrism n.
üstün gelme outgoing n.
üstün nitelikte kumaş parçası coupon n.
üstün kimse superior n.
en üstün yer top n.
üstün hizmet ödülü outstanding service award n.
üstün niteliklere sahip kimse champion n.
üstün zekalı çocuk wunderkind n.
üstün adam key man n.
üstün teknoloji advanced technology n.
üstün sorumluluk doktrini doctrine of superior responsibility n.
üstün performans superb performance n.
üstün performans outstanding performance n.
üstün başarı overachievement n.
üstün olma predominating n.
üstün yetenek superior ability n.
üstün teknoloji high technology n.
üstün gayret high performance n.
üstün gayret outstanding effort n.
üstün gayret great effort n.
üstün gayret distinguished effort n.
üstün gayret big effort n.
üstün gayret strenuous effort n.
üstün gayret enormous effort n.
üstün gayret heroic effort n.
üstün gayret valiant effort n.
üstün gayret major effort n.
üstün gayret tremendous effort n.
üstün gayret remarkable effort n.
üstün gayret huge effort n.
üstün gayret herculean effort n.
üstün yetenek genius n.
üstün gayret all-out effort n.
en üstün başarı düzeyi high-water mark n.
üstün teknoloji cutting-edge technology n.
üstün zeka superior-high intelligence n.
üstün olma pre-eminence n.
diğerlerinden üstün above the rest n.
üstün başarı outstanding success n.
üstün gelme high ground n.
kendini üstün görme self-righteousness n.
üstün yetenekleri olan man of high attainments n.
üstün güçler superior powers n.
daha üstün olma betterness n.
üstün hak greater right n.
üstün yeteneklileri destekleme derneği mensa n.
yarışta üstün performans blinder n.
üstün olma preeminence n.
sözün yazıya üstün olduğu fikri phonocentrism n.
üstün başarı belgesi certificate of excellence n.
üstün başarı belgesi certificate of merit n.
üstün başarı belgesi certificate of high achievement n.
üstün hizmet madalyası meritorious service medal n.
üstün başarılı kimse high achiever n.
üstün körü iş (yapma) sloppiness n.
beyazların diğer ırklardan daha üstün olduğunu ve toplumu yöntenen kesim olması gerektiğini savunan ırkçı düşünce white supremacy n.
beyaz ırkın diğer ırklardan daha üstün olduğuna inanan kimse white supremacist n.
üstün yeteneği olmayan, sıradan insan mere mortal n.
kimseyi kendisinden üstün görmeyen kişi acephalist n.
üstün olma capitalness n.
üstün erdem superior virtue n.
üstün erdem superior virtue n.
üstün olma durumu paramountcy n.
ebeveynlerinden üstün nitelikteki evlat nick n.
özellikle binicilikte üstün olan kovboy top hand n.
bir dini inancın diğerlerinden üstün olduğuna dair tutum triumphalism n.
rütbece üstün olan paramount adj.
üstün kaliteli superior adj.
üstün olan surpassing adj.
üstün olmuş excelled adj.
en üstün superlative adj.
üstün yetenekli gifted adj.
üstün gelmiş outdone adj.
en üstün supreme adj.
üstün yetenekli highly gifted adj.
üstün nitelikli superior adj.
üstün gelen prevailing adj.
çok üstün (zeka) sharp adj.
üstün kaliteli (gıda maddeleri) fancy adj.
üstün gelen preponderant adj.
tanınmış ve üstün eminent adj.
çok üstün yetenekli (oyuncu vb) highly talented adj.
üstün kaliteli first-rate adj.
bir gömlek üstün a cut above adj.
üstün kalite superfine adj.
kendini ahlaki olarak üstün görüp tepeden bakan sanctimonious adj.
-den bir gömlek üstün a cut above adj.
üstün nitelikli high-grade adj.
kendini üstün gören self-righteous adj.
üstün kaliteli high-grade adj.
en üstün excellent adj.
üstün özellikleri olmayan undistinguished adj.
en üstün top adj.
üstün zeka overwise adj.
üstün yetenekli gifted and talented adj.
üstün nitelikli top-caliber adj.
üstün vasıflı top-caliber adj.
üstün gelen regnant adj.
üstün özelliklere sahip thoroughpaced adj.
üstün özelliklere sahip thorough-paced adj.
üstün özelliklere sahip thoroughsped [obsolete] adj.
üstün kaliteli tip-top adj.
üstün gelerek predominately adv.
üstün çabalarından dolayı for her outstanding efforts adv.
en üstün şekilde preeminently adv.
üstün bir şekilde goldenly adv.
üstün çabalarından dolayı for his outstanding efforts adv.
-den üstün above adv.
rütbe/yetki açısından üstün above adv.
en üstün düzeyde at concert pitch adv.
en üstün şekilde pre-eminently adv.
üstün biçimde superiorly adv.
üstün bir konumda thereover adv.
-den üstün superior to prep.
Phrasals
(diğerinden) hiçbir üstün yanı olmamak have nothing on v.
üstün olmak gain on v.
üstün gelmek hold up v.
üstün olmak tower over v.
(biri/bir şey belli bir miktar) daha iyi/üstün olmak exceed (someone or something) by (something) v.
(biri/bir şey belli bir miktar) daha iyi/üstün olmak exceed someone or something by something v.
(önem açısından) bir şeyden üstün tutmak put ahead
Phrases
(birine/bir şeye) üstün gelme the better of (someone or something) n.
(birinden/bir şeyden) üstün/avantajlı olma the better of (someone or something) n.
(birine/bir şeye) üstün gelme better of someone n.
(birinden/bir şeyden) üstün/avantajlı olma better of someone n.
aşk/sevgi her şeye üstün gelir love conquers all expr.
üstün gelen one too many for
Colloquial
üstün olmak cap v.
üstün gelmek cap v.
üstün gelmek get the better of
üstün nitelikli top line
üstün gelmek take somebody to the cleaner's
Idioms
bir şeyde üstün olmak bear away the bell v.
diğerlerinden üstün olmak be a breed apart v.
(birine/bir şeye) üstün gelmek have the better of (someone or something) v.
(birinden/bir şeyden) üstün/avantajlı olmak have the better of (someone or something) v.
(biriyle daha üstün bir başkasının) adını aynı cümle içinde kullanmak mention (someone or something) in the same breath v.
avantajlı/üstün olmak have the bulge on (someone or something) v.
ahlaken üstün görünmeye çalışmak claim the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tutum sergilemek claim the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tavır takınmak claim the moral high ground v.
ahlaken üstün görünmeye çalışmak take the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tutum sergilemek take the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tavır takınmak take the moral high ground v.
ahlaken üstün görünmeye çalışmak seize the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tutum sergilemek seize the moral high ground v.
ahlaken üstün bir tavır takınmak seize the moral high ground v.
üstün zümre a breed apart n.
üstün teknoloji cutting edge n.
diğerlerinden üstün a breed apart n.
diğerlerinden üstün a breed apart n.
diğerlerinden üstün a breed apart n.
diğerlerinden bir gömlek üstün a cut above the rest adj.
üstün bir a peach of a (something) adj.
üstün kaliteli top of the line
üstün olmak have the edge over somebody
bir gömlek üstün a cut above someone or something
birine üstün gelmek get the better of somebody
birinden kat kat üstün olmak head and shoulders above someone
üstün nitelikte a-1
-den çok üstün olmak stand head and shoulders above
üstün-körü slapdash
üstün gelmek stand head and shoulders above
üstün olmak beat someone into a cocked hat
üstün olmak knock someone into a cocked hat
üstün gelmek polish off
bir gömlek üstün a cut above
üstün zeka know all the answers
üstün bir başarıyla with flying colours
bir şeyi olduğundan daha üstün göstermek err on the side of
üstün görmek think someone hung the moon and stars
herkesten üstün tutmak treasure the most
birinin vicdanı (adalet anlayışı, insafı vb), kişiliğin üstün yönleri one's better self
kendini üstün görmek get above oneself
kendini başkalarından üstün görmek think himself superior
kendini başkalarından üstün görmek get above oneself
kendini üstün görmek think himself superior
üstün kaliteli all wool and no shoddy
üstün gelmek get better of someone
üstün gelmek have better of someone
üstün gelmek get the best of someone
üstün gelmek have the best of someone
üstün gelmek take someone to the cleaners
üstün uğraş vermek hold on for dear life
birinden/bir şeyden çok daha üstün olmak tower head and shoulders above
çok üstün head and shoulders above
bariz bir şekilde üstün olma a turkey shoot
birine karşı üstün gelmek triumph over someone
birisinden üstün olmamak have nothing on someone
kendinden üstün biriyle aşık atmak punch above one's weight
birinden çok daha üstün olmak be streets ahead of someone
birinden kat be kat daha üstün olmak be streets ahead of someone
birinden kat be kat üstün olmak be streets ahead of someone
birinden çok daha üstün olmak stand head and shoulders above someone
birinden kat be kat daha üstün olmak stand head and shoulders above someone
birinden kat be kat üstün olmak stand head and shoulders above someone
birinden daha üstün olmak have the edge on someone
birinden daha üstün olmak have the edge over someone
Chat Usage
benim üstün görüşüme göre in my arrogant opinion (imao)
Slang
üstün kaliteli şey cheese n.
en üstün kalite numero uno adj.
en üstün dux
hız ve bant genişliği gibi sahip olduğu internet seçenekleri bakımından üstün olan kişi e-penis
üstün gelmek blow away
en iyi/üstün/güçlü don
Trade/Economic
diğerlerine göre üstün preferable
piyasadan üstün getiri win to the market
üstün yöntem best practice
daha üstün hukuki istihkak elder title
üstün mallar superior goods
üstün kalite superfine
üstün performansa ulaşmayı sağlamak için sanayideki en iyi uygulamaları bulma arayışı benchmarking
Law
üstün hüküm koşulu paramount clause
üstün hüküm paramount clause
üstün hak paramount right
üstün hukuk peremptory norm
üstün hukuk jus cogens
üstün yarar best interest
Politics
devlet üstün hizmet madalyası order of merit
üstün ırk master race
üstün kamu yararı overriding public interest
devletin kiliseden üstün olduğunu savunan doktrin caesaropapism
devletin kiliseden üstün olduğunu savunan doktrin erastianism
Tourism
üstün nitelikli yemekler haute cuisine
Technical
üstün metin hypertext
üstün özellik sürüşü performance driving
üstün özellik programı performance programme
üstün nitelikli high quality
üstün olmak excel
üstün nitelikli aşındırıcı superabrasive
üstün iletkenlik superconductivity
üstün iletken superconductor
Computer
üstün başarı excellence
üstün yüzey hypersurface
Informatics
son derece üstün otobiyografik bellek highly superior autobiographical memory n.
üstün etkinlik super-efficiency
Construction
üstün iletken super conductive
üstün akışkanlaştırıcı super plasticizer
üstün vasıflı beton üretimi quality concrete production
Automotive
üstün davranımlı dört çekiş super handling all-wheel drive
üstün donanım hot setup
üstün sürücü hot dog
Medical
üstün performans dazzling performance
üstün performans brilliant performance
üstün bakteriyolojik eradikasyon oranları superior bacteriological eradication rates
Psychology
üstün zeka superior intelligence
cahil olan kişinin cehaletinin farkında olmaması ve kendi bilgisini kendinden çok daha fazla bilgiye sahip kişiden üstün görmesi dunning kruger effect
üç halka üstün zeka kuramı three-ring conception of giftedness
Mental Health
üstün zekalılık intellectual giftedness
Gastronomy
üstün lezzette noble adj.
Statistics
üstün etkinlik superefficiency
Physics
üstün iletken superconductor
Biology
bir genin diğerine üstün gelmesi cosuppression
üstün beslenen hypertroph
üstün beslenme hypertrophy
Social Sciences
ait olduğu grubun, toplumun, ırkın, vb. diğerlerinden üstün olduğuna inanan ethnocentric
ailenin bireyden üstün tutulması familialism
Education
öğretimde üstün başarı ödülü excellence in teaching award
üstün başarı bursu merit-based scholarship
üstün başarı sınıfı honors class
üstün başarı sınıfı honors course
Philosophy
üstün insan doktrini nietzschean n.
üstün insan doktrini nietzscheism n.
Military
abd deniz kuvvetlerinin üstün kahramanlık gösterenlere verdiği bir tür nişan navy cross n.
üstün bombardımancı sınıfı distinguished class
üstün nişan brövesi distinguished designation badge
üstün hassas tapa superquick fuze
üstün tabanca nişancısı distinguished pistol shot
üstün askeri öğrenci distinguished military student
üstün uçuş madalyası distinguished flying cross
üstün derece ile mezun askeri öğrenci distinguished military graduate
tsk üstün cesaret ve feragat madalyası taf courage and self-sacrifice medal
tsk üstün hizmet madalyası taf distinguished service medal
üstün birlik hizmet takdirnamesi meritorious unit commendation
üstün cesaret ve feragat madalyası courage and self-sacrifice medal
üstün birlik nişanı distinguished unit citation
üstün nişancı distinguished marksman
üstün ilk hız hyper velocity
üstün birlik rozeti distinguished unit emblem
türk silahlı kuvvetleri üstün hizmet madalyası distinguished service medal of the turkish armed forces
rütbece üstün paramount
çok üstün hassas tapa supersensitive fuze
üstün cesaret ve feragat madalyası medal of distinguished courage and self-sacrifice
Sport
(yarışmada) üstün konuma geçmek capture v.
uluslararası olimpiyat komitesi'nin spor için üstün hizmetleri veya olimpiyat oyunlarına verdiği katkıları için kişiye verdiği üstüne hizmet ödülü olympic diploma of merit
olimpiyat üstün hizmet ödülü olympic diploma of merit
Chess
oyunun son noktasında şaha üçgen çizdirerek üstün konuma geçme triangulation n.
Cinema
üstün yapım superproduction
üstün hızlı çevirim high-speed cinematography
üstün hızlı alıcı high-speed camera
üstün açıklıklı mercek high-speed lens
British Slang
hileli yollarla üstün gelmek nobble v.