rush - Turkish English Dictionary
History

rush

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "rush" in Turkish English Dictionary : 63 result(s)

English Turkish
Common Usage
rush v. acele etmek
rush v. acele ettirmek
rush v. telaş etmek
rush v. koşturmak
rush n. acele
rush n. telaş
General
rush v. acele ile göndermek
rush v. çabucak halletmek
rush v. aceleyle yapmak
rush v. sıkıştırmak
rush v. düşünmeden girişmek
rush v. akın yapmak
rush v. atılmak
rush v. hızlı akmak
rush v. asılmak
rush v. hızla akmak
rush v. aceleye getirmek
rush v. şiddetli esmek
rush v. püskürtmek
rush v. saldırmak
rush v. yetiştirmek
rush v. koşturmak
rush v. sıkboğaz etmek
rush v. seğirtmek
rush v. üstüne atılmak
rush v. kur yapmak
rush v. hücum etmek
rush v. koşmak
rush v. koşuşturmak
rush v. üstüne çullanmak
rush v. aşıkmak
rush n. saz
rush n. sıçrama
rush n. kofa
rush n. hasırotu
rush n. hamle
rush n. saldırış
rush n. saldırma
rush n. kur
rush n. hücum
rush n. hız
rush n. atılma
rush n. kızartı
rush n. önemsiz şey
rush n. koşuşturma
rush n. acele etme
rush n. üşüşme
rush n. toplanma
rush n. koşma
rush n. akın
rush n. furya
rush n. rağbet
rush n. istek
rush n. saldırı
rush n. talep
rush n. koşuşturmaca
rush n. koşturmaca
rush adj. alacalı
Colloquial
rush n. yoğun keyif/zevk (özellikle uyuşturucu vs gibi uyarıcı maddelerin yarattığı etki sonucunda)
Trade/Economic
rush v. seğirtmek
Technical
rush v. koşmak
Geography
rush n. irlanda'da yerleşim yeri
rush n. new york eyaletinde yerleşim yeri

Meanings of "rush" with other terms in English Turkish Dictionary : 258 result(s)

English Turkish
Common Usage
rush mat n. hasır
General
rush in v. aceleye getirmek
rush forward v. ileri atılmak
rush a bill through v. bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek
rush in v. dalmak
rush about v. koşuşmak
rush somebody off one's feet v. sıkboğaz etmek
rush out v. fırlamak
rush into v. akın etmek
rush somebody off his feet v. iki ayağını bir pabuca sokmak
rush somebody v. sıkboğaz etmek
rush out of the room v. odadan fırlayıp çıkmak
rush somebody clean off his feet v. iki ayağını bir pabuca sokmak
rush into extremes v. aşırıya kaçmak
rush somebody off one's feet v. acele ettirmek
rush forward v. ileri çıkmak
rush about v. koşuşturmak
rush into v. dalmak
rush up v. körüklemek
rush in v. üşüşmek
rush someone to hospital v. apar topar hastaneye götürmek
rush towards record v. rekora koşmak
rush someone to the hospital v. birini hastaneye yetiştirmek
rush hour n. iş gününde trafiğin en yoğun olduğu zaman
rush order n. acele sipariş
gold rush n. altına hücum
rush forward n. atılma
rush hour n. kalabalık saat
rush-bed n. sazlık
rush-hour n. yoğun
paper rush n. papirüs
egyptian paper rush n. papirüs
rush hour n. işe gidiş-geliş saatleri
rush hour n. trafiğin en yoğun olduğu saatler
rush hours n. acele veya sıkışık zaman
rush hour n. paydos saati
rush hour n. iş çıkış saati
rush of emotions n. duygu seli
rush of moving n. taşınma telaşı
moving rush n. taşınma telaşı
sweet rush n. tatlı telaş
endorphin rush n. endorfin patlaması
adrenaline rush n. adrenalin patlaması
rush to help n. yardıma koşmak
rush transcript n. hızla yazılmış video dökümü
rush transcript n. hızla yazılmış transkript
from the on rush adv. başlangıcından
Phrasals
rush along v. acele ile gitmek
rush for something v. aceleyle bir yere gitmek
rush back v. aceleyle geri dönmek
rush over v. aceleyle gitmek
rush at someone v. birine doğru koşmak/saldırmak
rush something through v. bir şeyi hızla/aceleyle bir yerden geçirmek
rush something into print v. baskıya yetiştirmek
rush into v. bir işe düşünmeden/hızla girişmek
rush off from v. bir yerden aceleyle çıkmak/ayrılmak
rush something off to someone v. birine bir şey yetiştirmek
rush along v. boyunca hızla gitmek
rush over v. çabucak gitmek
rush outside v. dışarıya kaçmak/akın etmek
rush over v. hızla gitmek
rush back v. geriye koşturmak
rush along v. hızla katetmek
rush around v. koşuşturmak
rush upon v. saldırmak
rush through v. hızla/aceleyle bir yerden geçmek
rush through v. bir yerden çabucak geçmek
rush through v. hızla/aceleyle bir yerden geçirmek
rush through v. bir yerden çabucak geçirmek
rush through v. aceleyle bitirmeye çalışmak
rush through v. aceleyle yapmaya çalışmak
rush through v. çabucak bitirmeye/yapmaya çalışmak
rush through v. apar topar yapmaya/bitirmeye çalışmak
rush through v. paldır küldür yapmaya/bitirmeye çalışmak
rush through v. aceleyle tamamlatmaya çalışmak
rush through v. aceleyle yaptırmaya çalışmak
rush through v. çabucak tamamlatmaya/yaptırmaya çalışmak
rush through v. apar topar yaptırmaya/tamamlatmaya çalışmak
rush through v. paldır küldür yaptırmaya/tamamlatmaya çalışmak
rush in v. aceleyle içeri sokmak
rush in v. telaşla içeri sokmak
rush in v. acele hareket etmek
rush in v. dikkatsizce hareket etmek
rush in v. düşünmeden girişmek/dalmak
rush in v. hazırlıksız girişmek/dalmak
rush in v. aceleyle girmek
rush into (something) v. hızla girmek
rush into (something) v. içeri dalmak
rush into (something) v. aceleyle içeri sokmak
rush into (something) v. telaşla içeri sokmak
rush into (something) v. acele hareket etmek
rush into (something) v. dikkatsizce hareket etmek
rush into (something) v. düşünmeden girişmek/dalmak
rush into (something) v. hazırlıksız girişmek/dalmak
rush into (something) v. aceleyle girmek
rush into (something) v. aceleye getirmek
Phrases
with a rush adv. acele ile
with a rush expr. birdenbire
with a rush expr. çabucak
with a rush expr. paldır küldür
Proverb
fools rush in where angels fear to tread cesaret budalalıktır
fools rush in aptallar düşünmeden hareket eder
fools rush in where angels fear to tread ahmaklar acele eder
fools rush in ahmaklar acele eder
fools rush in where angels fear to tread aptallar düşünmeden hareket eder
Colloquial
be in a rush v. acele içinde olmak
rush out v. birden önüne çıkmak
rush out v. birden ortaya çıkmak
rush out v. pat diye önüne çıkmak
be in a rush v. telaş içinde olmak
gold rush n. beklenmedik şans
gold rush n. beklenmedik zenginlik
gold rush n. gökten gelen refah
gold rush n. talih kuşu
no rush interj. acele etme
in a mad rush expr. alelacele
in a mad rush expr. aceleyle
where's the rush? expr. ne bu acelen?
in a mad rush expr. telaş içinde
Idioms
be in a tearing rush [uk] v. aşırı acelesi olmak
be in a tearing rush [uk] v. koştur koştur koşturmak
rush one's fences v. acele etmek
rush around like a blue arsed fly v. aceleyle sağa sola koşuşturmak
(there's) a rush on something v. birşeye büyük talep olmak
rush headlong into something v. bir işe düşünmeden girişmek,bir işe aceleyle girişmek
give someone the bum's rush v. birisini bir yerden (zor kullanarak) çıkarmak
give someone the bum's rush v. birini bir yerden zor kullanarak kovmak
rush someone off his feet v. birinin iki ayağını bir pabuca sokmak
rush to conclusions v. çabuk sonuç çıkarmak
see the bum's rush v. defetmek
rush around like a blue arsed fly v. heyecanlı biçimde koşuşmak
rush someone off his feet v. iki ayağını bir pabuca sokmak
rush around like a blue arsed fly v. oradan oraya koşmak
see the bum's rush v. kapı dışarı etmek
rush around like a blue arsed fly v. kuyruğu tava sapına dönmek
see the bum's rush v. kovmak
rush around like a blue-arsed fly v. karınca gibi oradan oraya koşturmak
rush around like a blue arsed fly v. kıçına neft yağı sürülmüş gibi sağa sola koşturmak
rush from pillar to post v. mekik dokumak
rush around like a blue arsed fly v. telaşla ortalıkta dolanmak
rush to conclusions v. yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak
get the bum's rush v. kapı dışarı edilmek
get the bum's rush v. zorla gönderilmek
get the bum's rush v. bir yerden atılmak
get the bum's rush v. dışarı atılmak
get the bum's rush v. kapının önüne koyulmak
get the bum's rush v. defedilmek
get the bum's rush v. kovulmak
get the bum's rush v. hemen reddedilmek
get the bum's rush v. kesinlikle önemsenmemek
get the bum's rush v. kestirilip atılmak
give the bum's rush v. dışarı atmak
give the bum's rush v. kapı dışarı etmek
give the bum's rush v. kapının önüne koymak
give the bum's rush v. kovmak
give the bum's rush v. defetmek
rush (one's) fences v. çite çok hızlı yaklaşıp üzerinden atlayamamak (at)
rush (one's) fences v. hızla çite yaklaşıp üstünden atlayacak yeterince zamanı ve yeri kalmamak (at)
rush (one's) fences v. apart topar hareket etmek
rush (one's) fences v. aceleye getirmek
rush (one's) fences v. tedbirsizce/dikkatsizce hareket etmek
rush (something) into print v. (bir şeyi) aceleyle baskıya yetiştirmek
rush (something) into print v. (bir şeyi) aceleyle bastırmak
a sudden rush of blood to the head n. beyne kan sıçraması
a rush of blood to the head n. beyne kan sıçraması
gold rush n. devletkuşu
gold rush n. devlet kuşu
rush on something n. -e yoğun talep/akın
a tearing rush n. aşırı acele
a tearing rush n. aşırı hız
a tearing rush n. koştur koştur
in a mad rush expr. çılgın gibi
in no rush expr. acelesi yok
in no rush expr. vakti var
in no rush expr. meşgul değil
in no rush expr. isteksiz
in no rush expr. gönülsüz
in no rush expr. niyeti yok
in no rush expr. hevesli değil
not in a/any rush expr. acelesi yok
not in a/any rush expr. vakti var
not in a/any rush expr. meşgul değil
not in a/any rush expr. isteksiz
not in a/any rush expr. gönülsüz
not in a/any rush expr. niyeti yok
not in a/any rush expr. hevesli değil
Speaking
don't rush it n. acele etme
don't rush me! expr. acele ettirme beni!
why the rush? expr. acelen ne?
what's the rush? expr. acelen ne?
don't rush it expr. aceleye getirme
what's the rush? expr. arkandan atlı mı kovalıyor?
what's the rush? expr. atlı mı kovalıyor?
what's the rush? expr. bu acele de ne?
what's the big rush anyway? expr. bu kadar acele niye?
don't rush me! expr. iki ayağımı bir pabuca sokma!
what's your rush? expr. ne bu acelen?
don't rush it expr. (yaparken) acele etme
Trade/Economic
rush up the prices v. fiyatları süratle yükseltmek
adrenaline rush n. adrenalin yükselmesi
gold rush n. altına hücum
adrenaline rush n. adrenalin hücumu
gold rush n. altın akını
the rush of business n. iş bolluğu
rush hour n. trafiğin yoğun olduğu saatler
rush of orders n. yüklü miktarda sipariş
Politics
rush of immigrants n. göçmen akını
Technical
rush hour traffic n. iş trafiği
rush candle n. saz mumu
Automotive
rush hour n. yoğun saat
Marine
down rush n. geri dönüş akımı
Botanic
nut rush (scleria) n. sert kabuklu meyveleri olan çiçekli bir saz
needle rush (eleocharis acicularis) n. akvaryumlarda da kullanılan bir çeşit ince yapraklı hasırotu
needle spike rush n. akvaryumlarda da kullanılan bir çeşit ince yapraklı hasırotu
slender spike rush n. akvaryumlarda da kullanılan bir çeşit ince yapraklı hasırotu
needle rush (juncus roemerianus) n. güneydoğu abd'de yetişen, düz yuvarlak sert yaprakları ve sivri uçlu çanak yaprakları olan bir hasırotu
twig rush n. cladium cinsinden olan saz benzeri bitki
twig rush (cladium mariscoides) n. sert kenarlı yaprakları olan saz benzeri bir bitki türü
jointleaf rush (juncus articulatus) n. camışotu
jointleaf rush (juncus articulatus) n. kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişen bir hasırotu
jointed rush n. camışotu
jointed rush n. kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişen bir hasırotu
flowering rush n. bataklık gülü
grass rush n. bataklık gülü
hard rush n. çayır sazı
grass rush n. hasırotu
soft rush n. hasırotu
common rush n. hasırotu
flowering rush n. hasırotu
toad rush n. kofa
soft rush n. saz otu
common rush n. saz otu
rush nut n. yer bademi
rush nut n. papirüsgil familyasına ait bir tür
common spike-rush (eleocharis palustris) n. delisaz
bald rush n. psilocarva cinsine ait amerikan sazı
scouring rush (equisetum hyemale robustum) n. pürüzlü atkuyruğu
variegated scouring rush n. atkuyruğu familyasına ait bir bitki
History
land rush n. arazi kapma yarışı
oklahoma land rush n. arazi kapma yarışı
land rush n. toprak kapma yarışı
oklahoma land rush n. toprak kapma yarışı
the california gold rush n. california altın hücumu
Geography
rush hill n. missouri eyaletinde yerleşim yeri
rush springs n. oklahoma eyaletinde yerleşim yeri
rush center n. kansas eyaletinde şehir
rush valley n. utah eyaletinde şehir
rush river n. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
rush city n. minnesota eyaletinde şehir
Cinema
rush print n. deneme eşlemi
rush print n. deneme kopyası
Slang
bum rush v. bir yeri işgal etmek
get a rush v. heyecan yapmak
get a rush v. heyecan duymak
dental rush n. dişçi randevusu öncesi yapılan diş fırçalama
resolution rush n. yılın ilk haftalarında yeni yıl kararlarını uygulamak için spor salonlarına akın eden insanların yarattığı yoğunluk
British Slang
(the) bum's rush n. defetme
(the) bum's rush n. kovma